Arap Baharı Türkiye’ye bir ses verdi, onunla uğraşmayın – (Robert Fisk)

0
142

Osmanlı İmparatorluğu’nun eski başkentinden Körfez’in aslana dönmüş farelerine söylenenleri dinlerken, bunların Esad’ın son günleri olduğuna neredeyse inanabilirdiniz. Ben kişisel olarak şüpheliyim.

Fransa Dişişleri Bakanı Alain Juppé “Suriye hakkında konuşmak üzere” buradaydı. Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan “belki de Suriye’de yeterince petrol olmadığı için, Batı’nın Suriyeli sivillerin öldürülüşüne daha az ilgi duyduğunu” iddia etti ki bu büyük ihtimalle doğru. Bu esnada her Türk gazetesi de, Türkler’in Suriye’deki gelecek eylem planları üzerine spekülasyon yapıyordu. Suriye sınırları içinde bir Türk askeri sıhhi kordonu, en revaçta olan gibi görünüyor.

Osmanlı İmparatorluğu’nun eski başkentinden Körfez’in aslana dönmüş farelerine söylenenleri dinlerken, bunların Esad’ın son günleri olduğuna neredeyse inanabilirdiniz. Ben kişisel olarak şüpheliyim. The Wall Street Journal onun feragatinden söz edince, daha uzun bir süre güvende olduğunu düşünüyorum. İstanbul’daki Suriye Ulusal Konseyi kendi başına son derece tartışılır bir fare ve yalnız, yeni Libya’nın küçük adamlardan oluşan iktidarı tarafından tanınıyor.

Yine de Arap Birliği’nin, süresi yarın dolacak olan en son ültimatomu, Şam’daki Baasçı güçler için son derece ciddi bir mesele. Suriye, Birlik’ten 500 kişilik bir gözlemci ekibinin Humus, Hama ve Deraa’da kol gezmesine izin veriyor mu? Bu kendi içinde, Suriye’nin bağımsızlığına gerçek bir darbe değil mi? Fas konsolosu, elçiliğine saldırı düzenlendikten sonra Şam’ı terketti. Katarlılar ve Suudiler terkedeli ise uzun zaman oldu. Alman büyükelçisi ise, Suriye’yi kınayan sözde yeni bir BM Güvenlik Konseyi kararı ile övünüyor. Büyük olasılıkla, onları aralarına almaları için, Rus ve Çinlilere atacak yeni kırıntılar keşfetti.

Ancak Türkiye’de, Suriye’nin Türkiye’nin girişimlerine yanıtı hususunda gerçek bir öfke söz konusu. Ve Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, eğer Şam’daki elçiliğe tekrar bir saldırı gerçekleşirse tepkilerinin “tamamen farklı” olacağını söylerken, bunda büyük ihtimalle ciddi. İsrailliler’in, geçen yıl Mavi Marmara’da dokuz Türk’ün öldürülüşünden sonra farkettikleri gibi; Türkiye ile, hele Arap uyanışını savunan ve bayrağı bir kez daha Arap Dünyası’nda onurla dalgalanan, yeni kendine güvenli Türkiye ile kesinlikle uğraşamazsınız.

Erdoğan’ın, Suriye ve Esad’a hitabı neredeyse acımasızca isabetliydi: “Sen, Esad, hapishanelerde binlerce siyasi mahkum tutuyorsun; Türk bayrağına saldıranları bulmalı ve onları bu yaptıklarından sorumlu tutmalısın.” Türkler, Suriye Dışişleri Bakanı Walid Muallim’in haftasonu kişisel olarak özür dilemesinden çok daha fazlasını istiyorlar. Suriye’den tam ve resmi bir özür istiyorlar; tıpkı İsrail’den Mavi Marmara’daki ölümler için tam ve resmi bir özür bekledikleri gibi.

İstanbul’da, Suriye ile tüm petrol hatlarını kesmekten, elektrik vermekte kısıntıya gidilmesinden oldukça fazla bahsediliyor; tabii bunun çok faydası olacaktır çünkü bunun acısını Suriye’nin fakir kesimi çekecektir. Suriye hükümetinin jeneratörleri var, değil mi? İlginç biçimde Türkler, haftasonu Suriye’deki altmış diplomatlarını ve onların ailelerini tahliye etti; fakat tüm elçilikleri ve konsoloslukları tam randımanla çalışıyor.

Türkiye’deki muhalefet partileri, Erdoğan ve onun Ankara’daki kafadarlarının Esad ailesinden mezhep sebebiyle hoşlanmadığını iddia ediyorlar çünkü Esad ailesi Şiilik’in bir kolu olan Alevilik’e mensup. Ve Türk Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu yanıt vermek zorunda hissetti. “Esad her zaman bir Nusayri, yani Alevi idi. Biz arkadaşken değil miydi? Suriye’ye mezhepsel bir objektiften bakmıyoruz.” Belki de öyledir, ancak bu açıklama büyük ihtimalle sıkıcılık departmanına ait. Türkiye, tabii ki, büyük ölçüde Sünni Müslüman.

Juppé ve Türkiye’deki muadilinin ne hakkında konuşması gerektiği oldukça açık: Suriye muhalefetini birleştirmek ve böylece -örneğin Kaddafi devrilmeden Libya isyan ordusu komutanının diri diri yakmak gibi- yıkıcı bölünmeleri önlemek istiyorlar; Libya’daki muhalefetin başına gelen bu. Türkler akıllıca, Suriyeli isyancıların Şam dışındaki istihbarat karargahına saldırdıkları iddialarına şüpheyle yaklaşıyorlar. Şehirde duyulduğu söylenen silah seslerine gelince; Şam’daki Fransız Büyükelçisi, yakın gelecekte kendi de oradan ayrıldığında, dünyayı bu konuda aydınlatacaktır.

Resmi Suriye haber ajansı Sana, Arap Birliği’nin gözlemci yollama isteğini duyurduğuna göre, Muallim’in -bu durumda, Esad anlamına geliyor- gelişlerini onayladığı varsayılabilir. Fakat 500 gözlemci? Ve onlara ne kadar özgürlük verilecek? Ve Suriye’deki muhalefet figürlerini ziyaret etmeye çalışacaklar mı ki bu daha isabetli olur ve bu gizemli fakat gerçek ve silahlı isyancıların gerçekten kim olduklarını bulacaklar mı?

 Star


———————————-
Robert Fisk
 
DİĞER KÖŞE YAZILARI