Arakan acımız – (Ramazan Kayan)

0
107

Sözü en son haber sitelerine düşen Arakan’ lı mültecilere dair drama getirmek istiyorum…’’En son’’ dememe bakmayın, bizim son dediklerimizden sonra acaba kaç tane yeni ‘’sona’’ tanıklık etmekte olduğumuzu biliyorum…

Gün yok ki İslam dünyasından acı bir haberle sarsılmış olmayalım…

Hüzünlerin, hicranların hüküm sürdüğü diyarı İslam’da kan ve gözyaşı dinmek bilmiyor… Elemler ve acılar bir türlü bitmiyor…

Sözü en son haber sitelerine düşen Arakan’ lı mültecilere dair drama getirmek istiyorum…’’En son’’ dememe bakmayın, bizim son dediklerimizden sonra acaba kaç tane yeni ‘’sona’’ tanıklık etmekte olduğumuzu biliyorum…

Uğradıkları zulümlere dünyanın sürekli seyirci kaldığı Arakanlı Müslümanların trajedileri artarak devam ediyor … Burma’dan Budist rejimin sistematik soykırımından kaçan Müslümanları artık Bangladeş Hükümeti de mülteci olarak kabul etmiyor… Gerekçesi de onların insani ihtiyaçlarını sağlama imkanına sahip olamadıklarından dolayı… diyorlar…

Ülkelerine zorla gönderilen mazlum Arakanlılardan birçok genç kız ise tecavüze uğramamak için çareyi kendilerini Naf nehrinin sularına terk etmekte buluyor…

İşte Arakanlı imam Abdullah Habib Muhammed’in dünya kamuoyuna ilettiği mesaj… Çareyi kendilerini denize atmakta bulan kızlar… Bu nasıl bir çağ?

Hümanizm havarileri neredesiniz?

İnsancıllık teranelerinin ne tür insafsızlık ve iki yüzlülükler içerdiğini şimdi daha iyi görebiliyoruz…

Haydi hümanizmadan vazgeçtik, hakikatin şahitleri sizler neredesiniz?

’Allah’ın yardımı ne zaman ?’’ çığlığını duymaz mısınız?

‘’Katından bize bir dost, katından bize bir yardımcı gönder !’’ yakarışlarını kahredici sukutla mı geçiştireceğiz?

Naf nehrinin derin sularına gömülen narin ve naif bedenlerin ne mesaj verdiklerini ne zaman anlayabileceğiz?

Naf, insaf diyor… İnsanlık öldü mü, diyor…

Naf nehrini bilirim… Üç yıl önce Bangladeş seyahatimizde ziyaret etmiştik…

Bangladeş-Burma sınırını belirleyen, mültecilerin geçiş kapısı… Ölümle özgürlüğün kesiştiği bu uzun ve geniş nehir, her yıl onlarca Arakanlı Müslümanın hayatını kaybettiği güzergah …

Şimdi artık bu yolda kapalı… Arakanlılar iki ateş arasında… Umut ve özgürlük için yola çıkan onlarca küçük ve harap tekne ölümle yüz yüze…

Evet, onlar özgürlük için yola çıktılar… Olmadı, onurlu bir ölüme göz kırptılar, sonsuzluğa kanat çırptılar…

Tıpkı Yusuf ‘un zindanı zinaya tercihi gibi… İzzet, ismet ve iffet abidesi bu mazlum ve masumlar kirli bir dünyada, temiz kalmanın dersini verdiler…

Evet, bu masumeler denize serinlemek için değil, kirlenmemek için girdiler… Dünyevileşen ve duyarsızlaşan dindaşlarına son duyurularını da bu onurlu ve namuslu duruşları ile yapmış oldular…

Durum bu… Bu durumda bize düşen derin yorumlar, komplo teorileri, stratejik saptamalar, analitik tahliller mi yoksa bir acil eylem planı üzerinde yoğunlaşmak mı?

Geçen yıl Ramazan ayı sınavımız, Somali oldu…

Bu Ramazan, Suriye ve Arakan imtihanımız daha zor… Bu iş Kızılhaç’ı, Kızılay’ı aşan bir iş…

Kalbinde zerre-i miskal iman ve vicdan taşıyan her bir kulun bir vicdan ayaklanması başlatması gereken bir durum…

Ve sormalıyız tüm ehli vicdana; Naf nehrinde yaşama gözlerini yuman genç kızların suçu neydi?

Arakanlıların ‘’Rabbimiz Allah’tır.’’ demekten başka günahları neydi?

Şayet işitme ve görme engelli değilsek mutlaka Arakan için
bir arayışta olmalıyız…

Arakan’ı bilirim… Son bir ay içinde Burmalı Budistlerce 400 Müslüman kardeşimiz hunharca katledildi. Mongo’daki tüm camiler yok edildi… 20 köy yakıldı… Öldürülen Müslümanların cesetleri yakınlarına verilmiyor, yaralılar tedavi edilmiyor…

Bangladeş’teki mülteci kampları içler acısı…

Mosoni, Kutubalong,Teknaf, Leda, Noyapara kampları tam bir ‘’açık hapishane’’…Kamplara insani yardım kuruluşlarının bile giriş çıkışı yasak…

200 bin göçmenden sadece 28 bini mülteci statüsünde…

Diğerleri kayıtsız, kimliksiz ve kimsesiz… BM’nin Vatansız Kişilerin Statüsü Anlaşmasına bakıldığında vatansız halklar arasında Arakan Müslümanları ilk sırada…

Bu insanlar Allah’ın arzında yaşıyorlar… Gelin görün ki yeryüzü tüm genişliğine rağmen kendilerine dar kılınmış…

Şu kadarını söyleyeyim üç yıl önce ziyaret ettiğimiz Arakanlı göçmenlerin sığındığı Kutubalong mülteci kampında gördüklerimin hala etkisi altındayım… Oradaki kareleri tasvir etmeye kelimeler kifayetsiz… Dönüşümüzden kısa bir süre sonra rehberimiz Ahmed Samir’in Kutubalong kampında 140 çocuğun açlıktan öldüğünün mesajını göndermesini nasıl unutabilirim?

Durum vahim… Vahşet devam ediyor…

Sorumluluklarımıza doğrulmanın vaktidir, derim…

Milat

———————————-
Ramazan Kayan
 
DİĞER KÖŞE YAZILARI