AÖB’de Yeni Dönem Ders Halkaları Başladı

0
192

Anadolu Öğrenci Birliği Gaziantep Şubesi, yeni dönem ve ders halkalarının başlaması dolayısıyla Gaziantep ve Kilis’te okuyan üniversite öğrencilerin katılımıyla bir hasbihal programı düzenledi.

8 Ekim Cumartesi günü Bülbülzade Vakfı Davut Özgül Konferans Salonunda düzenlenen hasbihal programına, Anadolu Platformu Başkanı Turgay Aldemir, akademisyenler, eğitimciler, ders halkası sorumluları ile Kilis ve Gaziantep’ten yaklaşık 200 öğrenci katıldı.

Hasbihal programının açılışında BEKAM Başkanı Mehmet Ali Eminoğlu, 15 Ekim’de başlayacak olan BEKAM Seminerleri hakkında bilgi vererek, öğrencileri seminerlere davet etti.

Hasbihal programının moderatörlüğünü eğitim yöneticisi İbrahim Özmantar yaparken, konuşmacı ise Anadolu Platformu Başkanı Turgay Aldemir idi. Özmantar, hasbihalin açılışında ders halkalarının önemine değinerek şunları dile getirdi:

“Buralarda birbirimizin özellerini konuştuğumuz, zaman zaman ağlaştığımız, zaman zaman güldüğümüz, aramızda ortak alfabelerin oluştuğu bir dil var. Ama bu dil samimi bir dil, bu dil duygulara açık bir dil. Bu dil sınırlı saatlerde yapılan derslerde oluşan bir dil değil. Bu ders halkalarında yetişen kişiler çok önemli bir birliktelik teşkil etmişlerdir. Bunun adı aynı hayatı paylaşmaktır.”

Başkasının acısını duyarsa insandır

Anadolu Platformu Başkanı Turgay Aldemir ise şöyle konuştu: “İnsanlık tarihi boyunca hayata bütüncül bir şekilde bakan, kendinin dışındaki farklılıkları görenler; sadece kendisine takılan, meselelere at gözlüklerinden bakan, dünyaya anahtar deliğinden bakan insanlarla hep mücadele etmiştir. Allah insanı farklı özelliklerle donatmıştır, insan bunları kullandığı oranda insanlaşır. Hani Tolstoy’un bir sözü vardır: ‘Bir insan acı duyarsa canlıdır. Başkasının acısını duyarsa insandır.’

Bugün buralarda yapmaya çalıştığımız hiçbir vaadi olmayan bir çalışma bu. Daha çok acılarınız artacak, daha çok huzurunuz kaçacak, duymadığı işitmediği fark etmediği şeyleri gördükçe hayalleriniz başka şeye dönüşecek. Bu çalışmalarla hiçbir dünyevi şey vaat etmiyoruz.

Bizim derdimiz insanlığı yeniden ayağa kaldırmak

Başkası için yaşayabilen insanların bu dünya ile tanışması lazım. Bu da çaba istiyor, emek istiyor. Şu an etrafımızda yeterince bencil insanın varlığı zaten bu dünyayı çürütmüş durumda. İnsanlık bu kuşatmanın içerisinde can çekişiyor. Bizler bu çalışmalarla öncelikle kendimizi, sonra çevremizdeki bu canlıları insana dönüştürebiliriz. Görüyorsunuz küresel vicdan yok oldu. Her şey bir takım istatistikler, rakamlara dönüştü.

Deniyor ki; şu an Suriye’de 600 bin insan öldü, Irak’ta şu kadar, Cezayir’de bu kadar insan öldü. Şunu hepimizin bilmesi lazım bu rakamların her biri bir can, biri anne, biri baba, bir gençtir. Bunların yaşanmış bir hayatı var. Biz bizden önceki yarım kalmış hayatları tamamlamak için insanca yaşamak için varız. Her kim nasıl inanırsa insansın, nasıl bir kültürel dünyası olursa olsun biz önce insanca yaşamak istiyoruz. Bunun için birlikte ne yapabiliriz? Bizim burada birinci dereceden derdimiz bu, insanlığı yeniden ayağa kaldırmak.

Şunu diyebilirsiniz, bu bizimle mi olacak? Evet, tarihe bakın nice inanmış az sayıda insan özellikle gençler, yeryüzünün akışını değiştirmiş. Hz. Meryem’i biliyoruz. İffetiyle, gayretiyle, çürümüş olan bir mabedi, din adamlarını, onların bürokrasisini nasıl yerle bir ettiğini, bir genç kızın mücadelesinden öğreniyoruz. Ashab-ı Kehf’e bakıyorsunuz, başka bir hayat var, bir ders halkası işte o. O çağdakiler anlamıyor, ama kendisinden sonraki çağlar onların mesajını anlıyor.

Tüm bu olanlar, gençlerin düzendeki bozukluğu fark etmesiyle oluyor. Çünkü orta yaşlılar genelde düzenin bir parçası oluyorlar. Bu genç bakışlar, bu genç yürekler bir taraftan kendilerini var ediyor, öbür taraftan yeniden toplumu diriltiyor. Onun için Hz. Peygamber en kritik konuları gençlerle konuşuyor. Bazı durumlarda yanlış içtihatlar da olsa sormaya devam ediyor. Bizim Hz. İbrahim ile İsmail’in yolculuğunda gördüğümüz de bu.

Duygularla değil, olgularla hareket etmeniz lazım

Tercihlerle yaşamak bedel istiyor, bilgi istiyor. Uzunca bir süredir İslam dünyasını yönlendiren şey algılar. Sürekli algı operasyonlarıyla param parça oluyoruz. Düşünün Salman Rüşti’den dolayı ne kadar insan öldü. Sizleri damarlarına, duygularına basarak yönetmelerine müsaade etmeyin. Onun için duygularla değil, olgularla hareket etmeniz lazım. Olgular da emek ister, olgular da bilgi ister” dedi.

Sunumun ardından gençlerden gelen sorular yanıtlandı.