AÖB Öğrencileri Gaziantep’te Yazarlarla Buluştu

0
120

Anadolu Öğrenci Birliği Gaziantep Şubesi, Cins Dergisi yazarları İsmail Kılıçaslan, Yusuf Genç ve Aykut Ertuğrul’un katılımıyla “Yort Savul” isimli söyleşi programı düzenledi.

Anadolu Öğrenci Birliği Gaziantep Şubesi, Gaziantep Üniversitesi Kültür Müdürlüğü’nün katkılarıyla 4 Aralık Pazartesi günü Gaziantep Üniversitesi Atatürk Kültür Merkezi’nde Cins Dergisi yazarları İsmail Kılıçaslan, Yusuf Genç ve Aykut Ertuğrul’un katılımıyla “Yort Savul” isimli söyleşi programı düzenledi.

Talha Kaplan’ın okuduğu Kur’an-ı Kerim tilaveti ile başlayan programda AÖB Bölge Başkanı Huzeyfe Akaslan bir selamlama konuşması gerçekleştirdi. Selamlama konuşmasının ardından yazarlar kürsüye gelerek konuşmalarını gerçekleştirdiler.

Biz modern dünyanın büyük ötekisiyiz

İlk konuşmayı İsmail Kılıçarslan gerçekleştirdi. Kılıçarslan özgürlük ve kuşku üzerinde durduğu konuşmasında şunları dile getirdi:

“Özgürlük bilhassa 20. yüzyılın hatta geriye doğru gidersek 19. ve 18. yüzyılın en önemli tartışma meselelerinden biridir. Bugün özgürlük kavramının etrafında tartışma kalmamış görünüyor. Modern dünya özgürlük kavramıyla ilgili derdini bitirmiş görünüyor. ‘İnsan özgür’ cümlesinin üzerinde anlaşmış görünüyor. İnsan iradesiyle özgürdür, yapabildikleriyle özgürdür. İnsanın özgürlüğü bir diğerine zarar vermeksizin her türlü fiili gerçekleştirebilir. Modern dünya, insanın özgürlük kavramı gibi genel geçer tanımlamalarla özgürlük meselesini tartışmayı rafa kaldırmış.

Bugün modern dünyanın gerçek ötekisi hiç tartışmasız Müslümanlardır. Batı kendini diğeri üzerinden, öteki üzerinden var etmeyi seven bir yer olduğu için bunu önce Yahudiler üzerinden gerçekleştirmiştir. Yahudilerle anlaştıktan sonra gözünü Müslümanlar üzerine dikmiştir. Biz modern dünyanın büyük ötekisiyiz. Özgürlük meselesini de şöyle tartışıyoruz. Biz özgürlüğü, ‘kendisine ve başkasına zarar vermeden yapabilendir’ diyoruz.  Oysa özgürlük bu değil. Özgürlük başka bir yerde. Bugün insanların özgürlük dediği şey bir yığın saçmalığın arasından kendine bir şey seçme özgürlüğüdür.

Kapitalizmin bize açtığı özgürlükten bahsediyoruz. Ne demek bu? Neredeyse binlerce cep telefonu modeli var. Herhangi bir cep telefonu modelini seçmek bizde bir özgürlük hissi uyandırıyor. Oysa cep telefonunun kendisinin bize ne vaat ettiği ile ilgili düşünmemiz gerekir. Teknoloji kendi ideolojisiyle gelir. Bu konuda anlaşalım. Cep telefonunun hangi ideolojiyle bize geldiğine dair bir şey düşünmüyor olmak, bunun üzerinde kafa yormamak özgürlüğümüzü kısıtlayan bir şey olarak sunulmuyor bizlere.

Eğer sorgulamıyorsak özgür değiliz

Eğer sorgulamıyorsak özgür değiliz. Yani, ‘tüketebilen insan özgürdür’ diyor. Benim sana verdiğim alanda özgürlük var, seçim özgürlüğü. Peki, özgürlük burada mı? Değil. Cep telefonu kullanmayalım demiyorum. Cep telefonu kullanarak neye dönüşüyoruz sorusunu soralım diyorum.

Bazı kelamcılar, İslam’ın inanç esaslarını açıklayan bazı adamlar insana vacip olan ilk meselesin kuşku olduğunu söylerler. Şüphe duymak. Bir akıldan söz ediyorsak o akıl aynı zamanda şüphe duyan bir şeydir. Bir aklın akıl olabilmesi için gerekli ilk temel şey şüphedir. Bu kuşku neyi sağlar? İnsanın akıllı olmasını sağlar. İnsanın aklını kullanabilmesi de onun çeşitli sorumluluklarla donanabilmesini sağlar. Hukuken de dinen de mükellefiyet dediğimiz şey ancak akıllı insanların üzerine borçtur.”

En yobaz, en keskin inançlı insan modern insandır

İsmail Kılıçarslan’ın konuşmasının ardından yazar Aykut Ertuğrul söz aldı. Aykut Ertuğrul şunları söyledi:

“Şüphe duymak zaten yeni bir nasihat değildir. İnsanlığın başından beri şüphe duyması için, tekâmül etmesi için kendiyle ilgili şüphe duyması gerektiği sürekli tekrarlanan bir şey. 20 yıl önce bizim sistemle ilgili şüphe duymamız kolaydı. Bize vaaz edilenle ilgili şüphe duymamız kolaydı. Çünkü çok aleni bir şekilde mağdur ediliyorduk. Mütedeyyin kesimi kastediyorum. Her şeye kolaylıkla şüphe içinde yaklaşabiliyorduk. Fakat son 10-15 yılda şüphe duymak konusunda zorlanmaya başladık.

Peki, şimdi şüphe duyabilecek miyiz? Kişisel olarak da bu dünya düzenine angaje oluyoruz. Yanımızda taşıdığımız telefon, internette bunu hızlandırıyor. Bugün 40’lı yaşlara yaklaşan bir Almanla aramızda pek bir fark yok. Aynı şeyleri düşünüyoruz neredeyse, aynı şeyleri sevip aynı şeylerden nefret ediyoruz. Bu hepimizin sisteme gayet güzel angaje olduğunu gösteriyor. Bunun dışı da neredeyse imkânsız. Bunun dışına çıkmaya çalışan pek çok kişi, pek çok kurum, pek çok ülke meczuplaştırılıyor, marjinalleşiyor, konuşulamaz hale, anlaşılamaz hale geliyor.

Bugün şüphe duymamız daha zor. O yüzden daha çok şüphe duymalıyız, kendimizi bu konuda zorlamalıyız. Sistem bize sekülerlik veya dindarlık biçimlerinden bir seçim yapmamızı istiyor. Sürekli bir seçim yapmamız isteniyor, ama şüphe duymadan. Bir sonraki adımda da o seçimin tek doğru olduğunu savunmamız gerekiyor nedense. Birden bire kendi yolumuzun tek doğru yol olduğuna inanıyor ve onun için yanı başımızdakine bağırıyoruz. Gerçekte en vahşi insan ötekine tahammül edemeyen, yanındakine tahammül edemeyen modern insan gibi geliyor bana. En yobaz, en keskin inançlı insan, insanlık tarihi boyunca modern insandır. Bu çok net bir şekilde ortada.”

İnsanın her istediğini yapması çılgınlıktır

Programda son konuşmayı ise Yusuf Genç yaptı. Genç özetle şunları dile getirdi:

“21. yüzyılda modern zamanlarda ürettiğimiz pek çok kavrama rağmen 1945’ten bugüne kadar öldürülen insan sayısı Hz. Adem’den bu yana öldürülmedi. Sadece II. Dünya savaşında 70-75 milyon insanın öldürüldüğünü biliyoruz. Bütün bu incelemelerimize, propaganda araçlarına, görünürdeki nezakete rağmen aslında barbarlaşıyor modern insan. Biz de bunun içindeyiz zannediyorum.

Fransız varoluşçulardan Albert Camus’un 20. yüzyıl insanını tarif ederken bir sözü vardı. ‘20. yüzyıl insanı gazete okur ve zina yapar’ diyordu. İkinci dünya savaşına şahitlik etmiş bir kafanın yorumu bu. 20. yüzyıl insanı sürekli değişiyor ve bozguna uğruyor. Neydi özgürlük? Başkasına zarar vermeden insanın istediğini yapmasıydı. Bu tanım dünyada geçerli tanım bugün. Diller, dinler fark etmeksizin geçerli tanım. Abbas Halim Paşa’nın özgürlükle ilgili bir tarifi var. ‘İnsanın her istediğini yapması çılgınlıktır diyor.”

Konuşmaların ardından yazarlar öğrencilerden gelen soruları yanıtladı. Ardından günün anısına yazarlara AÖB temsilcileri Şehadet Gerçek, Yunus Keklikçi ve Huzeyfe Akaslan tarafından hediye takdimleri yapıldı.

Program sahnede çekilen toplu hatıra fotoğrafının ardından sona erdi.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.