AÖB Öğrencileri Gaziantep’te Bugünü Konuştu

0
255

Anadolu Öğrenci Birliği’nin düzenlediği “Bugünü Konuşmak” başlıklı öğrenci kampı 14 üniversiteden 400 öğrencinin katılımıyla Gaziantep’te yapıldı.

Anadolu Öğrenci Birliği tarafından düzenlenen “Bugünü Konuşmak” başlıklı öğrenci kampı 9 ildeki 14 üniversiteden yaklaşık 400 öğrencinin katılımıyla 10-11 Mart 2018 tarihinde Gaziantep’te yapıldı.

Bülbülzade Vakfı Davut Özgül Konferans Salonunda yapılan kampın açılışına Gaziantep Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ali Gür, Bülbülzade Vakfı Başkanı Turgay Aldemir, AÖB öğrenci temsilcileri ve Gaziantep, Kahramanmaraş, Mardin, Batman, Adıyaman, Şırnak, Kilis, Şanlıurfa, Diyarbakır’dan gelen öğrencilerle Gaziantep’te okuyan yabancı öğrenciler katıldı.

Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başlayan programda bir konuşma yapan Mustafa Kar, Anadolu Öğrenci Birliği’nin Türkiye’deki birçok ilde iyi bir gayret gösterdiğini belirterek; “Şu anki çalışmalar ciddi ve dolgun bir şekilde gidiyor. Gençliğinizin verdiği heyecanı bu çalışmalara yansıtabilirseniz çok daha güzel işler çıkartacağınıza inanıyorum. Bugünü konuşuyoruz, yarınları da düşünmeliyiz. Anadolu Öğrenci Birliği üniversite öğrencileri olarak liseli gençlerle mutlaka irtibata geçmeli ve onlara heyecanınızı yansıtmalısınız” dedi.

Dünü olmayanların yarını da yoktur

Bülbülzade Vakfı Başkanı Turgay Aldemir de geleceğin gençlerin elinde olduğunu vurgulayarak şunları dile getirdi:

“Dünyanın birçok yerine gittiğimizde Hz. Peygamberin sahabelerinin kadın-erkek demeden varlıklarına şahitlik ediyoruz. Hani şair diyor ya: ‘Bastığın yerleri toprak diyerek geçme tanı / Düşün altında binlerce kefensiz yatanı.’ Bugün nerden geldiğimizi, nereye gitmek istediğimizi, nasıl bir varlık, tarih, coğrafya tasavvuruna sahip olduğumuzu yeniden idrak etmek zorundayız. Buradan bir bilinç üreterek yeni bir sıçrama yapmak için bir araya geldik. Dünü olmayanların elbette ki yarını da yoktur. Bunları çok detaylı konuşacak ve paylaşacağız. Milletini bilecek, memleketini bilecek, kendi tarihini bilecek, coğrafyasını bilecek, dünyayı tanıyacak ama bu coğrafyanın değerlerini de bilecek, bu topraklarda emperyalistlere karşı verilen mücadeleyi tanıyarak yetişen gençlerimiz var.”

Farklı fikirleri okumaktan korkmayın

Gaziantep Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ali Gür de: “Farklı üniversitelerden, Türkiye’nin farklı coğrafyalarından bir araya geldik. Bu bir hemhâldır. Aynı zamanda geleceğimizi birlikte şekillendirmenin karar merciidir. Bugünü konuşabilmek için sizden isteğim geçmişi iyi tahlil edin. Geçmişini bilmeyenler bugünü konuşamazlar ve geleceğe vizyon oluşturamazlar. Geçmişi öğrenirken de sizden istediğim lütfen sağlam kaynaklardan okuyun. Kalıcı kaynaklar ve farklı kaynaklardan okuyun ki kıyas imkânınız olsun. Farklı fikirleri okumaktan korkmayın. Sağlıklı bilgi edinmek için klasiklerden, kaynaklardan ve en önemlisi de sizi İslami noktada belli bir noktaya taşıyacak kaynaklardan okuyun” şeklinde konuştu.

Anadolu Öğrenci Birliği Bölge Temsilcisi Huzeyfe Akaslan ise etkinlikle ilgili AA’ya yaptığı açıklamada kampa 14 üniversiteden 400 öğrencinin katıldığını kaydetti.

Öğrenci buluşmalarının 10’uncusunu düzenlediklerini ifade eden Akaslan, “Güneydoğu illerinden gelen öğrencilerin yanı sıra Balkanlardan ve Afrika ülkelerinden de öğrencilerimiz var. Bu buluşmalar bizim için önemli bir milat, önemli bir sürecin başlangıcı aslında. Hem tarih hem kültür açısından inşallah buradaki kardeşlerimizle birlikte heybemizi doldurup, Allah nasip ederse gittiğimiz toplumlarda bu bilgilerimizi paylaşacağız” dedi.

Açılış konuşmalarının ardından oturumlara geçildi.

Kampın ikinci gününün sabah bölümünde tecrübe paylaşımı programı yapıldı. Burada öğrenciler gruplar halinde oturarak Bülbülzade Vakfı’nda görevli tecrübeli komisyon üyeleri ile bir araya geldi. Yaklaşık bir buçuk saat süren tecrübe paylaşımının ardından tekrar Bülbülzade Vakfı Davut Özgül Konferans Salonuna geçildi.

Sanata, edebiyata önem vermemiz gerekir

Burada Anadolu Öğrenci Birliği Başkanı Mesut Çaça bir selamlama konuşması yaptı. Çaça, konuşmasında şu ifadelere yer verdi: “Dün Kayseri’de ‘vira bismillah’ dedik. 14 üniversiteden kardeşlerimizle bir aradaydık. Ardından Malatya’ya geçtik orada da 11 üniversiteden kardeşlerimizle bir aradaydık. Bugün de buradayız. Her yerde ayrı bir heyecanı, umudu görmek bizleri mutlu ediyor. Biz Anadolu Öğrenci Birliği olarak bu yıl Türkiye’de bugünü konuşmaya başladık.

Bizim buradaki asıl muradımız sizlerin birbiriyle kardeşane bir şekilde, samimi bir şekilde ünsiyetinizi arttırmanız ve bunu bulunduğunuz yerlere taşımanızdır. Bireysellikten öte birliktelik ruhunu yakalamış, tabiri caizse bir zincir gibi birbirine tutunmuş bireylerle bu mücadeleyi sürdüreceğiz. Bizim sanata, edebiyata, estetiğe önem vermemiz gerekir. Buradan da bir değişime adım atarsak Allah orayı bereketlendirecektir.”

Büyük bir davanın temsilcilerisiniz

Mesut Çaça’nın konuşmasının ardından Bülbülzade Vakfı Başkanı Turgay Aldemir “Zamanı Ruhu” adlı sunumunda öğrencilere hitap etti. Konuşmasına salondakilerin büyük bir davanın temsilcileri olduğunu unutmamaları gerektiğini hatırlatan Aldemir şöyle konuştu:

“Bulunduğunuz her an büyük bir davanın temsilcilerisiniz. Bu şuurla, bu bilinçle hayatın içerisinde yer almanız gerekir. Söz söylerken, cümle kurarken, bir davranışı sergilerken biz bizden ibaret değiliz. Biz kadim bir geçmişin ve adaletle bezenecek bir geleceğin bugünkü izdüşümleriyiz. Bu bilinçle bulunduğunuz yerde dimdik ama derin bir müktesebata yaslanarak durmanız gerekir.

Büyük bir göz uygarlığı ile karşı karşıyayız

Bugün her şeyin görünenden ibaret olduğu, olağanüstü bir göz uygarlığın içinde doğdunuz. Adeta android bir nesille yüz yüzeyiz, her şey görünenden ibaret. Görünmeyenin yok sayıldığı ve görünen üzerinden meselelerin konuşulduğu, tartışıldığı, görünenin tecrübe edilmediği ama birçok bilginin aktığı bir enformasyonun içerisindesiniz. Bu öyle bir enformasyon ki olağanüstü bir hızla akıyor.

Burada bize özgürlük diye dayatılanlar, iştiyakla tükettiğimiz, aldıklarımız bilin ki geniş bir tutsaklıktır. Kendi mekânınızda, kendi imkânınız ve paranızla büyük bir göz uygarlığının işçilerisiniz. O büyük göz uygarlığının mabedi durumunda şu an Amerika var. İnsanlar onunla irtibat kurmadan rahat edemiyor. Oysa insanın kendisini yaratan Allah’la irtibat içersinde olmadığı her an bir kayıptır.

Göz insanın kendisini dahi göremez

Buradan edindiğimiz bilgiler bilgi değil, malumattır. Malumat bilgi değildir. Burada en iyi oyunları oynayabilirsiniz, fakat söz konusu olan bir savaş olduğunda başka yerde durursunuz. Bir aracı sürmek olduğunda veya herhangi bir yeteneği geliştirmek olduğunda orada çakılır kalırsınız. Bunun için bizim uygarlığımızın duyu organı göz değildir. ‘Göz insanın kendisini dahi göremez’ der düşünürler.

Geçmişin sesini, vahyin mesajını, kendi iç sesimizi, sözlerle dahi konuşmayanların beyanlarını kulağımızla, yüreğimizle ve duygularımızla hissederiz. Göze fazla odaklandığınız zaman inanın kendinizi dahi işitemez, göremez ve muhasebenizi yapamazsınız. Birçok âmâ insan tanıdım hiç görmemişler, ama her şeyi duyuyor ve her şeyin farkındalar. Demek ki göz büyük bir nimettir, ama bugün her şeyimizi onunla ünsiyet kurarak sürdürdüğümüzde hayat ondan ibaret değilmiş.

Kendimizi fark ettikten sonra seçimlerimiz bize aittir

İnsanı insan yapan, insanı kâmil yapan, bizi tamamlayan Allah’ın bizi yaratırken bize lütfettiklerini açmamız lazım. İnsanın bu serüveninde, yürüyüşünde, hayat içersindeki yolculuğunda bir kısım noktalar vardır ki bunlar etraflıca konuşulması lazım. ‘Bizim için coğrafya kaderdir’ der üstad. Bunlar Allah’ın bize takdir ettiği kaderlerdir. Bunlara itiraz etmek Allah’a eş koşmanın yanına bizi götürür. Bunlar bizim için bir ayrıcalık değildir. Bunları biz seçmedik. Gaziantep’te, Urfa’da, Batman’da, Adıyaman’da, Diyarbakır’da, İstanbul’da, Londra’da veya Mekke’de yaşamayı biz seçmedik. Orada doğmak bizi yoktan var eden Allah’ın bir takdiridir. Ailemizi biz seçmedik. Ama hayatı öğrendikten sonra, kendimizi fark ettikten sonra seçimlerimiz bize aittir.

Onun için kendi irademizle elde etmediğimiz hiçbir vasfımız bir diğer insan için baskı unsuru, yerme veya övünme nedeni olmamalıdır. Allah kimimizi kimimizden farklı yaratmış. Bir kısım konularda ayrı yaratmış. Her insanın parmak izi, göz retinası, avuç içi, hilkati farklıdır. Asla hiç biri diğerine benzememektedir. İlahi bir yaratılış, bir ritim vardır, bir akış vardır. Bundan dolayı şu anda yeryüzündeki insanların ırkından dolayı, renginden dolayı, kabilesinden, aşiretinden dolayı birbirini nasıl hunharca acı çektirdiğini görmekteyiz. Bu insanlığın düştüğü yerdir. Biz insanlığı düştüğü yerden yeniden ayağa kaldırmak için bunların hiç birinin üstünlük nedeni olmadığını biliriz. Esmeriyle, siyahıyla, beyazıyla her türlü ırkıyla biz insanlık ailesinin bir ferdi olduğumuzun bilinciyle daha büyük bir çabaya girmemiz gerekir.”

Konuşmanın ardından Anadolu Öğrenci Birliği Başkanı Mesut Çaça, Turgay Aldemir’e günün anısına plaket takdim etti.

Sunumun ardından kampın sonuç bildirgesi Ahmetcan Alpcan tarafından okundu. Program toplu hatıra fotoğrafı çekilmesinin ardından sona erdi.

ANADOLU ÖĞRENCİ BİRLİĞİ GAZİANTEP BÖLGE KAMPI SONUÇ BİLDİRGESİ

Bugün nereden geldiğimizi ve nereye gitmek istediğimizi tasavvur etmek için bir araya geldik. Adaleti her noktaya taşıyan insanlara ihtiyacımız var. Bizler de Anadolu Öğrenci Birliği olarak buna talibiz.

Meselelerin bilgisine sahip olup, yaşamayı yeniden inşa etmek, hayat tarzına dönüştürerek bizimle birleştirebilmemiz gerekmektedir.

Birkaç günde unutulan, tüketilen değil, her an diri ve diriltmeye devam eden ölümün öldüremediği insanlar olmalıyız.

Uyuşuk, orta yaşlı davranışları sergileyen, sürekli ne yapacağını düşünen bir gençlik olamayız.

Bütüncül bakışla İslam’ın esas kaynaklarında, İslami bakışı yeniden diriltip yeniden hayatımızın her alanına işlemeliyiz.

Tevhid yaşadığımız her anda, her yerde bizim nihai hedefimizdir. Hayatımızdaki her bir anda duygularımızla, düşüncelerimizle, ahlakımızla; davranışlarımızı, ibadetlerimizi ve yaşayışımızı doğru yere yerleştirmemiz gerek.

Taklidî eylemlerden kurtulmak, bu modern çağda bilinçli ve farkında olmak için, Allah’a kulluğumuzu her an güncellemeliyiz.

Bizler arzın imarında, neslin ıslahında insanlığın ve merhametin bu topraklarda yeniden can bulması için rol almalıyız. Aldığımız bu rollerle bu toprakları emin bir belde, kendimizi de emin bir insan olarak yetiştirmeliyiz. Söylemlerimiz, eylemlerimiz, duruşumuz bir olmalıdır.

Tarihi sorumluluğumuzun farkındayız. Bir çivi bir naldır, bir nal bir attır, bir at bir komutandır, bir komutan bir ordudur, bir ordu bir zaferdir. Her birimiz bir çivinin dahi katkısını unutmadan, komutan kadar sorumlu davranmalıyız.

Adalet ve iyiliğin aksadığı yerden kötülük doğar. Bu yüzden kendi kalbimizden başlayarak iyilik ve merhamet tohumunu bütün kâinata ekmeliyiz. Bizim hedefimiz ölmek değil, bu topraklarda İslam’ı yaşamak ve yaşatmaktır.

Birlikten güç doğduğu gibi, gücümüz birlikteliğimize anlam katmaktadır. Bu birlikteliğimizi, benliğimizi kaybetmeden, şairin de ifade ettiği gibi bir ağaç kadar hür ve özgür, bir orman kadar bir arada sürdürmeliyiz.

Nesli ıslah ederken, dünü bugünü ve yarını doğru okumalıyız. Sahih bir bilgi ve sahih bir bilinci kuşanmalıyız.

Toplumumuzu iyi okuyarak, kuşatıcı bir anlayışla, emek vererek, konuştuklarımızı yaşayarak, iyiye ve doğruya yönlendirerek, sözümüzün ve davamızın nesilden nesile taşınacağı bilincindeyiz. Yaptığımız her işte en iyisi olarak, dünyada bırakacağımız izlerin gelecek nesillere ışık tutacağını biliyoruz.

Okumalarımız toplumda sağlıklı bir iletişime ve sağlıklı bir davranışa dönüşmelidir. Fikir ve düşüncelerimiz, doğru bir üslûpla, doğru bir akış içerisinde ve doğru zaman ve mekânda aksettirilmelidir. Hiçbir vasfımız diğer insanlar için yerme ve övme nedeni olmamalıdır.

Sorumluluklarımız ağır evet fakat yürüdüğü yolu bilecek bilgiye ve ahlaki asalete sahip iki vasfımız olursa aşabiliriz.

Bugünü doğru anlamak, yarına yönelik doğru perspektifi kazanmak için geçmişe, yakın tarihimize bakmak ve bilmek gerekmektedir.

Yaşadığımız zamana durduğumuz yerden bakarsak bütünü göremeyiz, tamamına yukardan bakmamız lazım.

Biz Anadolu Öğrenci Birliği olarak diyoruz ki, arzı imar etmek kadınıyla, erkeğiyle, genciyle, yaşlısıyla her Müslüman’ın sorumluluğudur.

KURTULMAK İÇİN, KURTARICI OLMAKTAN BAŞKA ÇAREMİZ YOKTUR!

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.