AÖB İstanbul Bölge Kampı Kuzuluk’ta Yapıldı

0
190

Anadolu Öğrenci Birliği İstanbul Bölge Kampı yaklaşık 400 öğrencinin katılımıyla Sakarya Kuzuluk’ta yapıldı.

“Bugünü Konuşmak” temalı Anadolu Öğrenci Birliği İstanbul Bölge Kampı 03-04 Mart 2018 tarihlerinde farklı üniversiteden yaklaşık 400 öğrencinin katılımıyla Sakarya Kuzuluk’ta gerçekleştirildi.

Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başlayan programın selamlama konuşmaları Kamer Çamurluoğlu ve Ahmet Çamurluoğlu tarafından yapıldı.

Programın açılış konuşmasını Anadolu Öğrenci Birliği İstanbul Bölge Başkanı Yusuf Batar yaptı. Batar konuşmasında, “Savaşların, terörün, ırkçılığın, mezhepçiliğin, şiddetin izlerini taşıyan bir yüzyılda; insanca yaşamanın, insanı yaşatmanın ve erdemli bir toplum inşa etmenin yolu, kendi asli değerlerimize yaslanıp onun rehberliğinde bir duruşu tüm varlık alanlarımızda canlı kılmaktan geçer” dedi. Batar, “Erdemli bir toplum ötelemekle değil, tüm farklılıkları zenginlik bilip bu zenginliği insani değerlerimizle harmanlayıp, kendi asli duruşumuzu da bu toplumun imarına rapt etmekle vücut bulacaktır.”

İlk oturumda Abdullah Yıldız, Ramazan Kayan ve Muhammed Emin Yıldırım’ın katılımıyla “Nasıl bir gençlik?” sorusu üzerinden bir hasbihal gerçekleştirildi.

Kampın ikinci oturumu Yrd. Doç. Dr Mehmet Ulukütük’ün “İnsanın Misyonu ve Ötekileşmesi” konulu sunumuyla devam etti. Ulukütük konuşmasında, “İnsanın insan tasavvuru adeta turnusol kâğıdı gibidir. İnsan tanımı yapmadaki farklılıklar, bize o kişilerin hangi ideolojiye mensup oldukları ya da hangi düşünce tarzını benimsedikleri hakkında ipuçları verir” dedi.

Kampın ilk günü 15 Temmuz Şehidi Ramazan Sarıkaya’yı anlatan “Maruf” belgesel gösterimi ve Grup İslami Direnişin konseriyle sona erdi.

Aldemir: Her Coğrafya Önemlidir!

İstanbul Bölge kampının ikinci günü AÖB Genel Başkanı Mesut Çaça’nın selamlama konuşmasıyla başladı. Çaça konuşmasını bitirdikten sonra emeklerinden ötürü Mehmet Hanefi Tosun’a Anadolu Öğrenci Birliği adına plaket takdim etti.

Daha sonra Anadolu Platformu İcra Kurulu Başkanı Turgay Aldemir ile bir hasbihal gerçekleştirildi. Aldemir, “Her toprak, her coğrafya önemlidir ama Anadolu’da yaşamanın, İstanbul’da yaşamanın bir bedeli vardır. Her şehrin kendine has bir hikâyesi mevcuttur. Bu şehirlerin hikayelerini öğrenin. Doğduğunuz toprakları bilin. Bizden önce bu topraklarda kimler nasıl yaşadı? Bunları bilmemiz gerekmektedir” dedi.

Akabinde Prof. Dr. Şaban Ali Düzgün “İnsanın Ötekileştirmesi” konulu sunumunu gerçekleştirdi.

Ötekileşme kavramını zihniyet ekseninde ele alan Düzgün, toplumların çeşitli zemindeki ayrımları üzerinde durdu. Melik ve veli kavramları üzerinde sık sık duran Düzgün, “Veli, gözetleyen değil; gözetendir” tanımı yaptı. Prof. Düzgün konuşmasının devamında geleneğe olan bakışla ilgili görüşlerini de beyan etti. Sunum soru-cevap faslının ardından sona erdi.

Erdemli Toplumun Kriterleri

Prof. Şaban Ali Düzgün’den sonra Doç. Dr. Nurullah Ardıç “Düşüncede, Eylemde Erdemli Toplum” başlıklı sunumunu gerçekleştirdi. Ardıç, Farabi’ye göre erdemli toplumun kriterlerinden bahsetti. Bu kriterleri, söylenen sözü anlama kuvveti, güçlü bir hafıza, en ufak bir emareyi değerlendirebilecek zekâ, düşündüklerini açıklayabilecek ifade kabiliyeti, öğrenmeyi ve öğretmeyi sevme ve zihin açıklığı şeklinde sıraladı.

Akabinde Prof. Dr. Ahmet Davutoğlu “Duruş-Gençlerle Yüz Yüze” üst başlıklı hasbihallerini gerçekleştirdi. Davutoğlu, “Sizin kendinizi hazırlarken en çok sormanız gereken sorulardan birisi müktesebat planlaması, diğeri ise kariyer planlaması olmalıdır. Kariyer ikinci sırada yer almalıdır. Öyle bir hayat serüveni tahayyül edeceksiniz ki zihninizde adım adım kendi hayatınızı inşa edeceksiniz” dedi. Konuşmasını bitirdikten sonra Anadolu Öğrenci Birliği Genel Başkanı Mesut Çaça Prof. Davutoğlu’na Kudüs temalı tablo hediye etti.

İstanbul Bölge kampı Sonuç Bildirgesi okunmasının ardından sona erdi.

Anadolu Öğrenci Birliği İstanbul Bölge Kampı Sonuç Bildirgesi

Bismillahirrahmanirrahim

Anadolu Öğrenci Birliği İstanbul Şubesi olarak düzenlemiş olduğumuz “Bugünü Konuşmak” üst başlıklı 10.yıl ara dönem kampının sonuç bildirisini arz ediyoruz.

Nurlu bir geleceği inşa etme görevini sırtlanmış olan bizler, bu geleceğin; geçmişin deneyimlerinden faydalanmak, bugünü hakkıyla anlamak ve doğru duruşu bulabilmek ilkelerinden geçerek bizim omuzlarımızda yükseleceğinin farkındayız.

Bu sorumluluğumuz bizleri dünyadaki misyonumuzun ne olduğunu anlamaya, modernitenin insanı sürüklediği ötekileşme ve ötekileştirme hususlarını sorgulamaya yöneltmiştir.

Çünkü biliyoruz ki tasavvurumuzdaki toplumun bu temeller göz ardı edilerek inşa edilmesi mümkün değildir.

……

İlk tövbeyle başlayan insanlık, ilk isyana karşı tarih boyunca mücadele içinde olmuştur.

Bu mücadelede kişi ya ahsen-i takvime göre yaşayıp insan tarafını ya da esfel-i safiline göre yaşayıp isyan tarafını seçmiştir.

Rabbimizin omuzlarımıza yüklediği ağır sorumluluğun farkında olan bizler bu mücadelede tarafımızın insanlıktan yana olduğunu haykırırken insanlığın ve mücadelenin gerçek anlamda anlaşılması gerektiğinin farkındayız.

İnsanın yeryüzüne inişinden sonra başlayan mücadelede tarihsel seyir içerisinde birçok insanlık dışı olayla yüzleşilmiştir.

Batı zihni evrensel insan tanımını beyaz, Batılı ve zengin olmak üzerinden yapmıştır.

Bu tanıma uymayanları insan görmeyen anlayış beraberinde Afrika’da, Avusturalya’da, Amerika’da, Uzak Doğu’da yani kısaca tüm kürede topyekûn bir sömürü anlayışını beraberinde getirmiştir.

Sözde insan hakları ve özgürlükler üzerinden inşa edilen batı uygarlığı söz konusu kendisinden olmayan insanlar olunca Vietnam, Cezayir, Filistin, Afganistan, Irak ve daha sayamadığımız birçok yerde kan döken barbarlığa dönüşmüştür.

Bu bağlamda ahlak ve davranışının insanı önemli kıldığı düşüncesi Rabbimizi ve kendimizi bildiğimizin göstergesi olarak Müslümanın ayırt edici özelliği olmak zorundadır.

Kutlu mücadelenin, Tevhid mücadelesinin, aslında bir insanlık mücadelesi olduğunun farkına varmamız yeryüzündeki misyonumuzu anlamamız açısından son derece önemli bir husustur.

İnsanlık adına mücadele vermenin Rabbimizin emrettiği hilafet olduğunun farkındayız.

……

Modern dünyanın insanı aile ve sosyal çevreden soyutlayıp psikolojik ve fiziksel olarak hapsettiği duvarları yıkmak birincil vazifelerimizdendir.

Ve yine modern anlayışın arzu odaklı mekanik insan üretimi hayatımızın her alanında şiddetli bir şekilde karşımıza çıkmaktadır.

Heveslerin, ihtirasların, kişisel tatminin yani tüm hayvani arzularının esiri olması istenen mekanik insan git gide insanlıktan uzaklaşmaktadır.

İnsandan uzak bir insanlık mücadelesi olmayacağı gibi insanı aşağılayan bir insanlık mücadelesi de düşünülemez.

Bireyselleşmenin beraberinde getirdiği kibrin, toplum oluşturmanın önünde büyük bir engel olduğunu ve bu engeli yıkacak duruşun bizim tevazu ve hoşgörüyle davranmamız olacağını hissederek aile, arkadaş ve toplumla ilişkilerimizde bu hassasiyeti korumamız gerektiğinin farkındayız.

……..

Kadim geleneğimiz her dönem başka kültürlerle iletişim halinde olmuştur.

O kültürlerden beslendiği zamanların yanında o kültürlere çokça yol göstericiliği de olmuştur.

Zira dünya medeniyet tarihi evrensel değerlerin her topluma ait olduğunu mükerreren göstermiştir.

Buna rağmen ne yazık ki son zamanlarda geldiğimiz nokta içler acısıdır.

Kendi sınırlarına sıkışmış devletler ve o sınırları zihnine oturtmuş insanlar milenyum insanının aklını temsil etmektedir.

Buna karşı kadim insanlığın aklı bu tür sınırlamaları hiçbir zaman kabul edecek değildir.

Kendi soyundan, ırkından, devletinden ve dininden olmayana karşı kin beslemenin tevhid mücadelesinde bir yerinin olmadığı vahiyden kaynakla bariz bir şekilde ortadadır.

……

Toplum, birlikte var olabilen yapının adıdır.

Birlikteliğini kaybetmiş olanlar hiçbir zaman toplum olamazlar.

Ötekileşme ve ötekileştirme hastalıklarını atlatıp toplumu farklılıklarıyla kabullenmek durumundayız.

Vahdet ummanında her düşüncenin bir damla olduğunu unutmamamız gerekmektedir.

İslam düşüncesine ve Müslümanlara karşı tutunulan tavır ne olursa olsun adaletten ayrılmamamız gerekir.

Zira adaletten ayrıldığımız zaman hakkıyla iman etmiş olduğumuzu söyleyemeyiz.

Öncelikle Türkiye toplumunda daha sonra da dünyada fedakârlık, özveri, hoşgörü, merhamet, adalet kavramlarının akla getirdiği temsilcileri olmamız durumunda dünyanın geleceği olacağımızı hissedebiliriz.

Ve inşallah dünyanın nurlu geleceği bizim omuzlarımızda yükselecektir.

ANADOLU ÖĞRENCİ BİRLİĞİ

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.