AÖB Gaziantep Bölge Kampı Gerçekleştirildi

0
272

Anadolu Öğrenci Birliği Gaziantep Bölge Kampı “Bilgi Birliktelik Erdem” üst başlığıyla 16-17 Mart tarihlerinde Adıyaman’da gerçekleştirildi.

Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başlayan programda; Anadolu Öğrenci Birliği Genel Başkanı Mesut Çaça, Adıyaman İkra Koleji Müdürü Süleyman Toprak, Adıyaman İlim Yayma Cemiyeti Başkanı Faruk Bülent Kablan birer selamlama konuşması yaptı. Ardından Anadolu Platformu İcra Kurulu Başkanı Turgay Aldemir, “İslam Dünyasındaki Değişimler ve Gelecek” başlıklı bir hasbihal gerçekleştirdi.

Aldemir özetle şu noktalara değindi: “Kıymetli arkadaşlar, değerli öğrenciler! Anadolu öğrenci Birliği’nin Türkiye genelinde düzenlemiş olduğu bölge kampları bu hafta da devam ediyor. Bugün hep beraber Adıyaman’dayız. İnşallah hayırlara vesile olacak bir kampın başlangıcını daha yapıyoruz.

Farklılıkların, zenginliklerin ve çeşitliliklerin buram buram hayat bulduğu bu topraklar ne oldu da bugün Halepçe’de Müslümanım diyen insanlar, kadınları, çocukları, gençleri, yaşlıları ve tüm varlığı katleder hale geldi? Yanı başımızda Suriye’de bunları bize yapanlar, kendini bizden sayanlar, biz neyi yitirdik arkadaşlar? Onun için bu yitirdiğimizi bulmak, kaybettiğimiz hafızamızı yeniden kazanmak, parçalanmış bütünü tamamlamak ve ümmet şuurunu yeniden kazanmak için bu konuları kavramamız gerekiyor.

Değerli kardeşlerim! Osmanlı devleti, Selçuklu devleti İslam binasının ana sütunlarıydı. Bunlar yaşadı ve yok oldular, maalesef yıkıldılar. Bunlar, hepimizin irdelemesi gereken süreçlerden dolayı yıkıldı. Yıkılan bu süreçlerde, parçalanan sadece devletlerimizin çöküşü olmadı. Maalesef birliğimiz, beraberliğimiz ve bilincimiz de bu süreçlerle beraber parçalanmış oldu. Bu parçalanmanın içerisinde İslam coğrafyasında onlarca parçacıklar oluştu ve bu parçacıklar maalesef emperyalistlerle stratejik ortaklıklarla adeta onların çatısı altında zillet içerisinde varlığını sürdürmeye çalıştı. Eğer bunun adına tabii varlık denebilirse…

Özellikle 11. yüzyılda kurmuş olduğumuz medeniyet tasavvuru ve Anadolu’da yaşanan o büyük buluşmaların ortaya çıkarttığı Tuğrul Beyler ve Sultan Alparslan ile büyük kazanımlar sağladık, ama ne hazindir ki devamını maalesef getiremedik. Tuğrul Bey’in 1054’te Anadolu’ya gelişi ile yeni bir süreç başlıyor ve bu sürecin içerisinde Alparslan’ın, özellikle Nizamülmülk ve Şerefülmülk gibi iki önemli adamın kurmuş olduğu Beyt’ül Hikmeler, Azamiye Medreseleri her biri önemli düşünce okulları oluyor. Hatta bugünkü dünyanın en önemli üniversiteleri gibidir bunlar. Bu merkezlerin her biri ilmin, bilimin, hikmetin, medeniyetin yuvalanmış olduğu yerlere dönüyor.

Bu ocağın Bağdat’ta kurmuş olduğu kütüphaneler dünyanın geleceğinin konuşulduğu, en az yedi-sekiz dilin an be an konuşulduğu mekanlara dönüyor. Farsça’dan  Arapça’ya, Latince’den o bölgede bir çok dilin konuşulduğu yerler oluyor. Bu medreselerde sadece klasik fıkıh da konuşulmuyor, iktisat, ticaret siyaset de konuşuluyor. Ki siyasetnameler buralardan çıkıyor. Bu dönemde hayatın her alanına dair, çevreden astronomiye kadar… Astronomiye yapılan yatırım, gelecekte insanların sorumluluk almalarına yönelik yapılan yatırımlar bugün dahi hayretle, gıpta ile izlenmektedir.

Bu durum maalesef Moğolların saldırılarıyla birçok defa yerle bir ediliyor. Zaten bu tür emperyalist saldırıların ilk zarar vermiş olduğu yerler kütüphanelerdir. Biz bunun benzerini Halep’te yaşamıştık. Müttefik uçaklarının bombaladığı ilk yer Halep’teki kütüphanelerdir. Büyük bir hafıza vardı orada. O hafıza Halep’teki Zekeriya Camisi’nin kütüphanesidir. Oradaki görevliler dönem dönem bizim yanımıza gidip geliyorlardı. Oradaki bir kısım kitapları kurtarmak için onlarca kişinin hayatını kaybettiğini dile getirdiler. Hatta şunu söylemişlerdi: “Çok insan kaybettik, ama elhamdülillah kitabımızı kaybetmedik, hafızayı kaybetmedik.”

Kitap Demek Hafıza Demektir

Yanımdaki arkadaş hayretle sormuştu, “Niçin bu kadar önemli ki bu kitaplar” diye.  Arkadaşlar! Bizim için kitap demek hafıza demektir. Hafızamızı sıfırlıyorlar her seferinde. Osmanlı arşivlerinin trenlerle Bulgaristan’a hurda niyetine verildiğini gördüğümüz zaman bunun ne demek olduğunu daha iyi anladı.

1453’te İstanbul’un Fatih Sultan Mehmet tarafından fethi ile beraber aynı kombinizasyonu Fatih gerçekleştiriyor. Kurmuş olduğu yapı içerisinde Ali Kuşçu ile özellikle Sahn-ı Seman medreselerinde dünyada ne kadar ilim adamı, bilim adamı, fikir adamı varsa, ne kadar kitap varsa hiç pazarlık etmeksizin onların hepsini getiriyor. Buraları ilmin, hikmetin, irfanın merkezi haline dönüştürüyor.

Değerli arkadaşlar 21. yüzyılda İslam dünyasının geleceği ile ilgili önemli kırılmalarda, iman ve fırsatları da beraber yaşıyoruz.  Gerek batılı gerekse de Rus jeopolitik yaklaşımlar bir kültüre dayanıyor, bir fikre dayanıyor. Yani ortalama bir batılının dayandığı ve kendisini ait hissettiği bir arka plan var. Bir kimliği var. Bu durum Ruslar için de geçerli. Örnek verdiği zaman tarihten örnek veriyor. Bzimkiler bir örnek verirken bu son sürece kadar hep Osmanlı’yı ve Selçuklu’yu kötüleyerek örnek veriyor. Bu da bizi bir hiçliğe, bir yokluğa, bir yoksulluğa, bir fukaralığa, bir köksüzlüğe itmiştir. Bunun için bir sosyal politika, bir siyasi politika, bir devlet politikası; bir dile, bir dine, bir geleneğe bir örfe, bir akrabalık ilişkisine, siyasi  bir geçmişe, sosyal bir gerçekliğe, tarihsel bir olaya yaslanması gerekiyor.

Siz bütün bunları yok saydığınız zaman bir politika oluşturamazsınız, bir kalkış, bir varoluş sürecini asla başaramazsınız. İşte bizim en ciddi sorunumuz belki de Türkiye’de milletimizle, tarihimizle, değerlerimizle ve tarihte yürüyerek gelmiş olduğumuz süreçlerle aramıza örmüş olduğumuz duvarlardır. Bugün okumuş olmuş olduğunuz üniversitelerin az evvel bahsetmiş olduğum medreseler ile neredeyse hiçbir alakası yok, hiçbir bağlantısı yok. Hatta bu bilgileri batılı kaynaklardan öğreniyoruz, oralardan bu bilgiler bize aktarılıyor. Aramızda araştırmacı arkadaşlarımız var. Eğer doğuyu araştıracaksanız Batı’ya gidiyorsunuz. İngiltere’ye, Amerika’ya gidiyorsunuz. Tarihimizin tamamı alınıp oralara taşındı. Bunlar bizim yeni yeni ilgimizi çekiyor maalesef.

Değerli arkadaşlar! Kitabı gönderen Allah, insanı yaratan Allah, yaşamış olduğumuz bu coğrafyayı yaratan Allah’tır. O zaman insan ile kitap arasında bir uyumsuzluk söz konusu olamaz. İkisinin de Rabbi aynı. O zaman bu ikisinin birbirine yaklaşımını yeniden gözden geçirmemiz gerekiyor. Neden bu sorunları ve ayrışmaları yaşıyoruz? Bunun için İslam dünyası sadece terörizm saldırıları altında acı çekmekle kalmıyor, aynı zamanda terörizm bahane edilerek birçok ötekileştirmeye ve saldırıya maruz kalıyor. En acı şey de bizim birbirimize yaptıklarımızdır. Her konuşmada altı çizilen bir şey var, birçok ekranda da izliyoruz. Maalesef bizi öldürenler bizden insanlar. Allahu Ekber nidaları ile kimler kimlerin başını kesti, bütün bunlara şahit olduk.

Arkadaşlar! Üniversitelerde onlarca grup var. Gidin kapısını çalın, onlarla konuşun, onlarla bir diyaloğumuz olsun. ‘Siz ne yapıyorsunuz’ diye onlara sorun, onları konuşturun. Bir sürü öğrenci evi var. Hiçbir şey yapamıyorsanız, bir hediye alıp ziyaret edin. ‘Ne yapıyorsunuz buralarda’ diye sorun. Bu hizipçilik, bu tepki, bu cemaatçilik, bu içe kapanmışlık niye? Elbette bir öğrenci birliğimiz olsun, ama Türkiye’nin her tarafında ve tüm üniversitelerde kardeşlerimiz de olsun. Bu daha hoş. Bizim asıl kimliğimiz onlarla kurmuş olduğumuz ilişkidir. Bu toprakların onları yoktur. Hepsi bizim, hepsi biziz. En öteki dediğiniz ‘ateist’ bir çocukla konuşsanız dahi onda İslam’ın nişanelerini görüyorsunuz. Konuşmalarında inşallah gibi maşallah gibi kelimeleri fark ediyorsunuz. Bunlar bizden koparılmış evlatlarımızıdır, kardeşlerimizdir. Bunun için yeniden o birliğimizi, beraberliğimizi ve bu değerlerimizin hayat bulması için kendi içimizdeki eksik ve hatalarımızı, noksanlıklarımızı konuşabilmemiz lazım.”

Turgay Aldemir, öğrencilerden gelen soruları cevaplayarak hasbihalini tamamladı. Hasbihalin akabinde ilk gün oturumları müzik dinletisi forum ile devam etti.

Adıyaman Üniversitesi Öğretim Görevlisi Zeynep Bilen “Dijital Dünya ve Sanal Gerçeklik Kıskacında Gelecek” konulu bir sunum gerçekleştirdi. Öğrenci sunumları bölümünde TİKA Tecrübe Paylaşımı programına katılan Eyüp Keleş, Namibya’da yaşadığı tecrübeleri anlattı. Daha sonra Yeryüzü Gençlik Uluslararası öğrencilerinden Ali Abdulkadir Muhammed memleketi olan Somali’den geliş hikayesini anlattı. Yine öğrenci sunumları kapsamında Rabia Payık, “Üniversite Yolculuğu” başlıklı bir sunum gerçekleştirdi.

“Türkiye’deki Değişimler ve Değerlerimiz” paneli ise İhsan Altun’un moderatörlüğünde yapıldı. Panelde, “Sivillik ve Kuşatıcılık Meselemiz” sunumunu Abuzer Nas, “Yerlilik ve Özgünlük Meselimiz” konulu sunumu ise BEKAM başkanı Mehmet Ali Eminoğlu gerçekleştirdi.

Gaziantep Bölge Kampı ikinci gün ilk oturumu Anadolu Platformu İstişare Kurulu Üyesi Abdulhakim Yalçın’ın “Erdemli Toplum Şahsiyetli Birey” üst başlığıyla yapıldı. Kampın son kısmında ise atölye çalışmaları gerçekleştirildi.

Gaziantep Bölge Kampı sonuç bildirgesinin okunması ve toplu fotoğraf çekiminin ardından sona erdi.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.