AÖB Bayanlar Teşkilatından İnsanlık Tarihi Kampı

0
157

Anadolu Öğrenci Birliği Bayanlar Komisyonu, 19 Kasım 2011 Cumartesi günü, ‘İnsanlık Tarihi’ adıyla düzenlediği iki oturumluk kampın ilk oturumunu, öğrencilerinin katılımıyla vakıf merkezinde gerçekleştirdi.

İlk insan ve ilk peygamberle başlayan insanlık serüveninden örneklemlerle günümüz insanlığına bir düstur belirlemeyi amaçlayan sempozyumda her peygamberi farklı konuşmacı anlattı.

İlk oturumun konuşmacıları: Anadolu Eğitim ve Davet Gönüllüleri Platformu Marmara Bölge Temsilcisi Hanefi TOSUN, AKDAV Bayan Öğrenci Birliği Sorumlusu Kamer ÇAMURLUOĞLU, Anadolu Öğrenci Birliği İstanbul Sorumlusu Emrah ATİLA, Ayşe ATİLA, Merve BAYRAM, Esma KORUCU ve Hacer BAYRAM’dı.

 ‘Hz. Adem: İlk İnsan İlk Peygamber’ başlıklı konusuyla kampın başlangıcını yapan Hanifi TOSUN, Hz. Adem’le başlayan insanlık serüvenini anlattı. İlk insanın örnekliğinde tüm bir insanlığın teşekkül ettiğini vurgulayan TOSUN şöyle devam etti: “Cennet bir laboratuardı, ‘bilgi’ ve ‘ibadet’ bütünlüğü idi imtihan, Adem ve İblis’e biçilmiş rol buydu. Bugünse o bütünlük, salih ve saliha evlatların toplumu ıslahıyla ancak mümkün olur.”diyerek insana ilk insanın rolünden şimdiye bir hisse pay edinmenin gerekliliğini vurguladı.

‘Hz. Yunus ve Davet Çalışmalarını Erteleme’ konusunu Kamer ÇAMURLUOĞLU sundu. ÇAMURLUOĞLU konuşmasında Hz. Yunus’un hayatını ve peygamberlik görevini anlatırken, insanın hata ile malul oluşuna bir örnek teşkil ettiğini vurguladı. “ Hz. Yunus kavmine tebliği sonuç vermeyince gelmeyen helak emrini beklemeden ümidini keserek şehri terk eder. Hz. Yunus’un hata ile verdiği kararın bedeli olarak yunus balığının onu yutması pişmanlığı beraberinde getirir” diye konuşan ÇAMURLUOĞLU, sözlerine şöyle son verdi.“Müslüman bir birey olarak davet bilincini sahihleştir, misyona tutun, yola çık.. Yarını bilene de hakkını iade et, tevekkülden öteye geçme zira O(cc) tevbeleri çokça kabul edendir…”

Emrah ATİLA’nın konusu Hz.İbrahim ve Tevhid Mücadelesiydi. Konuşmasının ilk bölümünde Tarih Felsefesi ve Dinler Tarihini okuma ve yazma konusunda çeşitli eleştirilerde bulunan Atila. Daha sonra Kur’an-ı Kerim’de Sembolizm konusunda da bazı noktalara değinde ve Allah’ın bize aktardığı bu olayların ve mücizelerin yaşanıp yaşanmaması konusunda bir şüphe yoktur bu şüpheler aklı önceleyen kişilerin ortaya attıkları ve tarih içinde hep marjinal kalmış fikirlerdir, dedi. Daha sonra Hz.İbrahim kıssası hakkında daha önceverdiği bilgiler ışığında çeşitli konular hakkında bilgi veren Emrah ATİLA, Hz.İbrahim’i bir put kırıcı olarak algılamak Hz.İbrahim’e yapılabilecek en büyük haksızlıkların başında gelir, Hz.İbrahim’in derdi put kırmaktan öte putların arkasındaki siyasi ve ekonomik düzeni yerle bir etmekti.Çünkü bu düzenin belirleyici aktörü insanın kendisiydi ve insan ilahın sorumluluklarını çalmış onları putlara vermişti ve bir kutslın arkasında insan insanı kurban etmeye başlamıştı, dedi. Hz.İbrahim kıssasında insan-akıl ilişkisi noktasında da çeşitli konulara değinen Atila ama şunu unutmamak gerekir, O bağrı yanık bir müslümandı, dedi.Emrah ATİLA sunumunu tevhi ve tevekkül vurgurusunu şu çarpıcı tesbirle bitirdi: Tavaf bir tevhid, say bir tevekkül eylemidir.

Daha sonra konuşmayı devralan Ayşe ATİLA, ‘Ashab-ı Sebt Ya Da Protestanlaşmak Ve Muhafazakârlaşmak’ başlıklı sunumunu yaptı. Eski bir Yahudi kavminin fücura meyilli hayatından örnekle, bugün çağdaş dünyanın problemleriyle ortak olduğunu vurgulayarak fücurlardan takvanın zuhur etmesi gerektiğini ekledi. “ Bir de ihanet edip dini kendilerine uyduranlar..Hakkı tavsiye edip, kendileri haktan kaçan ashab- sebt örnekliğinde tüm Yahudilik..İslam’ı Protestanlaştırmaya çalışan, seküler,  kapitalist düzenlerin esir aldığı muhafazakârlar da var..Yahudileşme, Protestanlaşma,kapital, seküler düzenlere ‘LA’ çeken gerçek muhavvid, gerçek ümmet olmak gerek” diye konuşan ATİLA, tüm seküler oyunlara karşı muvahhid olmak duasıyla cümlelerine son verdi.

‘Hz. Salih Ve Semud Kavmi’ başlıklı sunumuna, zenginlik imtihanında başarılı olamayan bir kavmi anlatacağını söyleyerek başladı. “Hz. Salih’in kavmi, imtihan gereği nimetlere boğulmuş toprağı verimli, arazisi bereketli bir kavimdir. Kavmini tak olan Allah’a iman, ibadet ve şükre çağıran Hz Salih, kavminin buğz ettiğini görür. Tüm yapıları, tüm inşalarını kibirle kendi emeği bilip de Allah’a şükrü unutur ve nankörleşir. Böylece nankörleşen kavme Hak(cc) helakını indirir” diye konuşan BAYRAM son söz olarak şunları ekledi.“ Zenginlik ikram edilmiş, bol nimetler içinde şımarık, sefahati kendilerinden bilen, dine gelince mucize isteyip de yüz çevirenler. “Sizi yeryüzünde yaratıp orayı imar etmenizi dileyen O’dur..”(Hud,11/61) İşte Kur’an, kıssalarında insanın değişmez nisyanını çağlar fark etmeden günümüze taşır. İnsanoğlu! Sahip olduğun rabbinindir, şükret ve itaat et..”

‘Hz. Eyüp: Sabır Ve Namazda Yardım Dilemek’ başlıklı sunum için konuşmayı Esma KORUCU devraldı. KORUCU, Eyüp(as)ın hayatından kesitler sunarak hastalık, yokluk, dertlerin imtihan ürünü olduğundan bahsederken toplumdaki yanlış sabır algısına vurgu yaptı. Sabır ve imtihanın mahiyetini ise şu sözlerle açıkladı: “İmtihan, Rabbin kullarını gözetmesidir. İmtihanı yapan da mahiyetini belirleyen de O’dur. İnsan varlıkla da imtihan olur yoklukla da. Esas varlık içinde iken müstekbirleşmemek, fakirlikle imtihanda iken isyana düşmemektir. Bütün bunları ayağa kaldıran ise sabırdır. Sabır pasiflik, eziklik değil, şecaat ve direniştir.”

Son olarak Hacer BAYRAM, ‘Hz. Muhammed Ve Metodunun Güne Yansıması’ başlıklı sunumuyla kampın son konuşmacısı oldu. Son Elçi Hz. Muhammed (sav)in peygamberlik görevi, İslam’a davet çalışmaları, yöntemi, davet şekli ve davetinin mahiyeti üzerine konuştu. BAYRAM, İslam’a davette istikrarlı ve hakkaniyetli olmak için Peygamber’in örnekliğine ihtiyaç olduğunu vurguladı. Daha da önemlisi davet eden kişinin asıl örnekliği edinebilmesi ve davet edebilmesi için öncelikle kendini yoklaması gerektiğini vurgulayan konuşmacı şöyle devam etti. “ Davet başkasına ulaşmaktan da öte kişinin kendini imtihana tabi tutmasıdır.” Davetin sadece sözden ibaret olmadığını da ekleyen konuşmacı, “ Eylem olmaksızın söylediklerimiz yaşayışımıza dahil olmadığı için, davetimiz ulaşması gereken yere ulaşmıyor” diye konuştu. Ve davette kararlılık, daveti dava edinme halinin gerçekleşmesi için, tüm sıkıntılara karşı direnmek ve tevekkülü ifade eden sabrı kuşanmak için birlik ve beraberliği korumak gerektiğini vurgulayan BAYRAM, şu sözlerle konuşmasına son verdi. “ Boykotlar karşısında birlik olabilmek için, kendi mahallelerimizi kurmalıyız, binlerce, yüz binlerce Ebu Talip mahallesi.”