AÖB 11. Bölge Ortaöğretim Çalıştayı Yapıldı

0
157

Anadolu Öğrenci Birliği Ortaöğretim Komisyonu 11. Bölge Ortaöğretim Çalıştayı 210 kız ve erkek öğrencinin katılımıyla Gaziantep’te yapıldı.

“Vakti Kuşanmak, Geleceği Konuşmak” başlığı ile yapılan çalıştay 6-7 Mayıs tarihlerinde Bülbülzade Vakfı’nın ev sahipliğinde yapıldı. Çalıştaya Adıyaman, Gaziantep, Şanlıurfa, Kilis, Kahramanmaraş, Nizip, Elbistan ve Kâhta’dan lise öğrencileri katıldı.

Çalıştayın akşam bölümünde atölye çalışmalarında müzakere edilen “şehir ve şehirlilik, medya ve iletişim, okuma kültürü, nasıl bir gençlik, vatan, millet ve ümmet şuuru” sunumları yapıldı.

Atölye sunumların ardından Mahmut Kaçmazer’in konuşmacı olarak katıldığı “Mültecilikten Muhacirliğe Kardeşliğimiz” konulu seminer yapıldı.

“Vakti Kuşanmak, Geleceği Konuşmak” Çalıştayının ikinci gününde öğrenciler hayvanat bahçesini gezdi. Ardından Bülbülzade Vakfında yenen öğle yemeği ile çalıştay sona erdi.

 “Vakti Kuşanmak Geleceği Konuşmak” Sonuç Bildirisi

Çalıştayın sonuç bildirisi AÖB Ortaöğretim Komisyonundan Fazilet Taş tarafından okundu:

11. bölge Ortaöğretim 06-07 Mayıs 2017 tarihlerinde “Vakti Kuşanmak, Geleceği Konuşmak” kampı Bülbülzade Vakfı Ortaöğretim komisyonu ev sahipliğinde Adıyaman, Elbistan, Şanlıurfa, Kahramanmaraş, Gaziantep, Nizip, Kilis illerinden 210 kız ve erkek öğrencinin katılımıyla gerçekleştirildi.

Bugünü anlamlı kılan yarına aktarabildiklerimizdir, düsturuyla kendimizden başlayarak ümmetten sorumlu olduğumuz bilinciyle hareket etmekteyiz. Zamanı kuşanmaktan bahsediyorsak dünü, bugünü ve yarını uyum içinde anlamamız gerekir. Geçmişten aldıklarımızı günümüzle birleştirmek gelenekleştirmektir.

Zamanı anlaşılır kılmak için okumak, benden öncekilerin birikimine sahip olmaktır. Okuma kültürüne sahip olan kişi düşünürdür. Düşünür üretkendir. Üretken, aranan adamdır. Ön yargıları aşan, tek yazar ve kitaba bağlı kalmayan, geniş çaplı bir okuma gerçekleştirebilmeliyiz. Kalem ise yazmak, geleceğe miras bırakmaktır.

Medya ve iletişimde yasaklamacı, korumacı duyguları bir kenara bırakıp katılımcı ve üretken bir pozisyon almak zorundayız. Mümin sadece emin insan değil, kendinden de emin olan insandır.

İnsan değişir, zaman değişir ancak adalet ve doğruluk değişmez. Medya ve iletişimi bu iki esas üzerine bina ederek güzelliklere yönlendirici bir yöntem kullanmalıyız.

Şehir yapısal anlamda kentin ruh ve kimlik kazanmış halidir. Şehir manevi kimliğiyle yaşamını sürdürürken, kentler modernizm ile beraber dönüşür, değişir ve kimlik kaybeder. Şehirlilik bir yaşam tarzıdır, kolektif bir bilinçtir. Medeniyetler şehirde doğar ve gelişirler. Medeniyet aynı zamanda bir topluluğun hayat tarzı, bilgi seviyesi, sanat gücü ve maddi-manevi varlığı ile ilgili vasıflarının bütünü; bir topluluğun bu bakımdan ileri bir seviyede olması halidir.

Temel gayemiz ufak çıkarlarımızın ötesinde, kendimizin dışında insanlık için olmalı. Yüksek hedefler için çalışmalı, maddiyat ve maneviyatımızı dengelemeliyiz. Bu yöndeki formülümüz ise gönül artı bilim olmalıdır.

Gençlik evresi insanın en güçlü olduğu dönemdir. Gençliği olmayan hareketlerin geleceğe taşınmadığını görürüz.

Vatan bir milletin üzerinde özgürce, birlik-beraberlik içerisinde din, dil, ırk ayrımı yapmadan yaşadığı toprak parçasıdır.

Ümmet, aralarında din bağı ile birbirine bağlı olan, coğrafi sınırları aşarak hiçbir ferdi dışarıda bırakmayan topluluktur.

Millet ise aynı ırktan olan değil, aynı idealden olanlardır.

Tevhid, adalet ve merhamet kavramlarına aşina olmuş, kim dendiğinde sağına ve soluna bakmadan “ben” diyen, geçmişte verilen mücadelelerin işaret ettiği ufukta ilerleyen gençler olarak, hayatın ve toplumun meselelerini derinliği ile kavrayıp tartışarak çağları aşan söylemler geliştirmeliyiz.