ANTEB Üyeleri “Aklı Selim”i Tahlil Etti

0
155

Anadolu Teknik ve Büro Elemanları Derneği (ANTEB) üyelerinin aylık olarak düzenlediği kitap tahlil programında bu ay Turgay Aldemir’in “Muhasebe ve İnşa Sürecinde Aklı Selim” kitabı tahlil edildi.

Anadolu Teknik ve Büro Elemanları Derneği (ANTEB) üyelerinin aylık düzenlediği kitap tahlil programında Anadolu Platformu Başkanı Turgay Aldemir’in “Muhasebe ve İnşa Sürecinde Aklı Selim” kitabı tahlil edildi. 14 Şubat Ocak Salı günü Bülbülzade Vakfı Hacı Firdevs Aslan Mescidinde yapılan kitap tahlili programına kitabın yazarı Turgay Aldemir konuk oldu. Programa dernek başkanı Nevzat Aslan, yönetim kurulu üyeleri ve çok sayıda davetli katıldı.  Nevzat Arslan’ın moderatörlüğünde yapılan programda kitabın 5 bölümden oluştuğunu ve bu bölümlerin; muhasebe ve inşa, sivil hareket, adalet – özgürlük – siyaset – eğitim ve insan – tevhid – şehir bölümleri olduğunu belirtti.

İnsan bildiğini bilincine taşıdığı oranda vardır

Anadolu Platformu Başkanı Turgay Aldemir sunumunda kitap hakkında şu bilgilere yer verdi; “İnsan bildiğini bilincine taşıdığı oranda vardır. İnsan bilir ama ondan sorumluluk duymazsa o bilginin size yük olmaktan başka hiçbir faydası olmaz. Bilinç o açıdan önemli bir konudur. İktisadi tevhid olmadan itikadi tevhid yaşanamaz. Ekonominin, siyasetin, hukukun önemi veya ailenin önemi. Peygamberlerin hep mücadelesinin çıktığı aile bu işin en kadim ocağıdır. Sizler kendi bedeninizin ihtiyaçlarına karşı duyarsız olursanız hastalıklar sizi mesken edinir. Virüsler, bedeninizi yurt tutar. Ailelerde de böyledir. Ailede bazı sorunlar eve gelir. Onu halının altına süpürmezseniz ve çözerseniz karşılaştığınız sorunu çözmüş olmanın özverisini kazanırsınız. Toplumlarda böyledir.

Bizler yaklaşık 300 yıldır İslam dünyasının zuhur eden sorunlarına dair çözüm üretmek yerine bunları halının altına süpürdük, üzerine örttük, erteledik. Kendi meselelerimizi, kendi ihtiyacımızı önümüze koyup bunun için çözüm üretmek yerine kolayımıza gelen bir yerden onu almayı tercih ettik. Önce ihtiyacımızı giderdik. Sonra o ihtiyacımızı gideren yerin kültürü, örfü, âdeti, yaşam tarzı da bize taşınmaya başladı. Böylece bir hazırcılık başladı. Artık öyle bir hale geldik ki basit bir bez parçasını üretemez hale geldik. Son 300 yılı düşünün en temel ihtiyaçlarımızdan biri olan mesela sağlık alanında, mesela eğitim alanında, kültür alanında, matbuat alanında, devlet yönetimini batıdan aldık. İnsanlığa adalet dağıtmış, bunun için kaç tane adalet devlet kurmuş bu millet için batılıların kendi kültürlerine uygun yönetim sistemini aldık. Cemil Meriç’in bir tanımlaması var. Diyor ki; ‘Bizim batıyı taklit etmemiz, hastalığı için efendisinin ilaçlarını çaktırmadan aşırıp tedavi amaçlı içen bahçıvanın hali gibidir.’ Efendiye iyi geliyorsa bize de iyi gelir.

Önce düşünce ocaklarımızı kaybettik. İlim bir çocuk gibidir. Buraya bir çocuk gelse kim tebessüm etse, ilgi gösterse çocuk ona yaklaşır. Ya da tanıdığı aşina olduğu insanı seçer. İlim son 300 yıldır bizi terk etti batıya gitti. Dünyada şuanda bilim dili İngilizcedir. Daha önce Arapçaydı. Biz ilimi terk edince üretemedik. Üretmeyince ekonomik çöküntü yaşandı. Osmanlı’nın çöküşünün temelinde ekonomik sebepler var. Ekonomi kötüye gidince ilk önce eğitim harcamaları kısılıyor. Derken sağlık, derken askeri harcamalar kısılır. Böylece bünye zayıflamış oluyor. Böyle olunca emperyalist virüsler de saldırmış ve ülkemizi istila etmiş. Napolyon Mısır’ı işgal edince bizim geri kalmışlığımız ortaya çıkmış. Donanmamızı tamamen yok etmişler. Biz ayakta kalmak için yer altı kaynaklarımızı vermişiz önce. Yerüstü zenginliklerimizi onlara önermişiz.

Şuan ki durumumuz ise ne kendimiz kalmışız ne de benzemeye çalıştığımız batılılar gibi olmuşuz. 300 yıldır sürükleniyoruz. Son 100 yılda da tarihte asılı bekliyoruz. Böyle bir hale düştük, tarih dışı olduk.

Bizler, Anadolu’da geçmişte kurduğumuz medeniyete yaslanarak buradan yeniden bir varoluşu yakalamamız gerekir.” dedi.

Sunumun ardından program soru cevap bölümü ile devam etti. Soru-cevap bölümünün ardından program sona erdi.