Ana Sayfa Kuruluşlar Ab-ı Hayat Vakfı Anlamlı Şehitler Gecesi

Anlamlı Şehitler Gecesi

0
Anlamlı Şehitler Gecesi

Ab-ı Hayat Vakfı tarafından 27 Şubat 2012 Pazartesi günü gerçekleştirilen “ŞEHİDLER GECESİ”nde hüzün ve coşku bir arada yaşandı.

Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başlayan programda selamlama konuşması yapan Vakıf Başkanı Ersin ERYILMAZ, Ab-ı Hayat Vakfı tarafından her yıl şehitler gecesi programı düzenlenmesinin nedenini şu cümlelerle açıkladı: “Dünyaya, müşriklerin beslediği sevgiden daha şiddetli bir sevgiyle meylettiğimiz günden beri yeryüzünde suyun üzerindeki saman çöpleri gibi yüzmeye başladık. Bunun tek istisnası oldu. Onlar Rasulullah döneminden bu güne kadar yeryüzünde İslam’ın izzetini temsil ettiler ve müslümanın ağırlığını hissettirdiler. Onlar “ölüm genç bir kızın boynundaki gerdanlık gibidir” diyen Seyyidüş-şüheda Hz. Hüseyin gibi, ölümden çok hayata meftun idiler. Yüce Allah onların bu aşkını, onlara ölümsüzlüğü bahşederek mükâfatlandırdı. İşte her yıl şehitler gecesi düzenlememizin nedeni, onların ümmete izzet ve hayat bahşeden soluğunu bir nebze gündemimize taşımak, yüreklerimize sızdırmaktır.”

Daha sonra “Ben Filistinli Kızım” isimli şiiri seslendiren Betül TOKER, salondakilere duygulu anlar yaşattı. Ardından “Grup Meşale” sahne alarak güzel bir ezgi dinletisi sundu.

Şehidlerin mesajlarını ve ümmetin dirilişini konu edinen sinevizyon sunumundan sonra Araştırmacı-Yazar Ramazan KAYAN’ın yaptığı duygu ve mesaj yüklü bir konuşmayla program sona erdi. KAYAN konuşmasında şunları dile getirdi:

“Suriye’de olup bitenlerden ekranlara yansıyan kareleri gördükten sonra şunu söyleyebilirim: Sözün bittiği yerdeyiz. İnsanlığımızın test edildiği bir noktadayız. Şubat yine şubatlığını yapıyor. Suriye’ye şehadet yağıyor. Ve biz burada şehadeti konuşuyoruz…

Geçen yıl Mavi Marmara gemisinde Allah’a uğurladığımız dokuz şehidimizi anlatmaya çalışmıştım. Yine huzurlarınızdayım. Geçen bir yıl içerisinde sadece Suriye’de, dokuz bin şehidimiz var.

Bu akşam şu salonda şehitleri zikredip, salonun dışına çıktıktan sonra hayatımıza kaldığımız yerden devam edeceksek, ümmetin mazlumlarının ızdırabını yüreğimizde hissederek, çağa karşı sorumluluğumuzu, vahye şahitliğimizi yerine getiremeyeceksek birbirimizi oyalamayalım.

 Burada bir etkinlik yapmak için değil, asrın Kerbela’larına karşı sorumluluklarımızı nasıl yerine getirebileceğimizi konuşmak için buradayız.”

“Şimdiye kadar zannederdik ki İslam’ın şartı beştir. Ancak ümmetin bu onurlu direnişi bize öğretti ki; İslam’ın altıncı şartı direniştir; İslam’ın yedinci şartı özgürlüktür; İslam’ın sekizinci şartı şehadettir!”

“ Suriye bize nasıl yaşamamız ve nasıl ölmemiz gerektiğini öğretti. Bu ümmetin yeniden izzetli günlerine dönebilmek için yapması gereken ilk şey, ölümle barışık yaşamasıdır. Üzerimizdeki “ölü toprağı serpilmişlik” halinden kurtulabilmek için “ölüm korkusundan kurtulmamız” lazım.”

Ölümü göze almadan özgürleşemezsiniz!.. Direnemezsiniz!.. Dirilemezsiniz!..

Şehitleri konuşmak kolay… Kendinize nasıl bir ölümü yakıştırıyorsunuz?.. Asıl bunu gündemimize almamız gerekiyor.”