Anayasa İçin Sözüm Var

0
95

Anadolu Öğrenci Birliği TBMM Anayasa Uzlaşma Komisyonu’nun yeni anayasa çalışmaları sürecinde vatandaşlardan talep toplama çalışmalarına destek vermek üzere bir kampanya başlattı.

Anadolu Öğrenci Birliği, Sivil Dayanışma Platformu (SDP) ve Anadolu Eğitim ve Davet Platformu desteğiyle TBMM Anayasa Uzlaşma Komisyonu’nun yeni anayasa çalışmaları sürecinde vatandaşlardan talep toplama çalışmalarına destek vermek üzere bir kampanya başlattı.

Taksim Meydanı’ndaki metro girişinde kurulan stantların önünde konuya ilişkin basın açıklamasını Anadolu Öğrenci Birliği adına Metin Azkaç okudu.

Vatandaşların 1921 Anayasası’ndan sonra ilk defa kendi anayasasını yapma fırsatına kavuştuğunu belirten Azkaç, meclisteki siyasi partilerin süreci kavgaya dönüştürmesinin, ”vatandaşın anayasasını ideolojilere ve çıkar çatışmalarına kurban etmeye doğru götürdüğünü, medyanın da yeni kamplaşmalar oluşturduğunu” belirtti.

Azkaç, kampanyayla duyarlı vatandaşların görüşlerini TBMM Anayasa Uzlaşma Komisyonu’na ulaştıracaklarını dile getirerek, şunları kaydetti:

”Bu bağlamda İstanbul’da 9 ve Anadolu’da 21 (Uşak, Hatay, Kocaeli, Sakarya, Adana, Osmaniye, Mersin, Gaziantep,Malatya, Denizli, Sivas, Erzincan, Bayburt, Trabzon, Van, Ağrı, Iğdır, Tatvan, Erçiş, Diyadin, Doğu Beyazıt) noktada kuracağımız stantlar ile halkın sesine ses olacağız. Stantlarda kişiler ister bizim önereceğimiz 10 maddeden herhangi birini seçerek, isterlerse bunların dışında anayasada bulunmasını veya anayasadan çıkarılmasını istedikleri maddeleri ekleyerek kampanyamıza katkıda bulunabilecek.”

-Talep formunda yer alan maddeler-
Kampanyaya katkıda bulunan üç kurumun oluşturduğu talep formunda şu maddeler yer alıyor:

”- Anayasada değiştirilemez hiçbir madde olmamalı. Halk gerek duyarsa anayasayı kısmen veya tamamen değiştirme hakkına sahip olmalıdır.

– Anayasa kısa, sade olmalı ve anlaşılır bir dilde yazılmalıdır.

– Yürütme ve yargının oluşmasında yasama organının etkisi arttırılmalıdır, egemenliğin kullanımı halka ait olmalıdır. Halk bu hakkını TBMM eliyle kullanmalıdır.

– Din eğitimi isteğe bağlı olarak bütün inançlar için eğitim hayatı boyunca uygulamalı olarak verilebilmelidir.

– Demokratik hukuk devletinin ayrıca laiklik gibi bir tanıma ihtiyacı olmamalıdır. Devlet bütün inanç gruplarının ve yaşam biçimlerinin teminatı olmalıdır. Din ve vicdan özgürlüğü devletin müdahale alanı olmaktan çıkarılmalıdır.

– Devletin üniter yapısı bozulmadan yerel yönetimlerin yetkilerini arttırarak, güçlendirecek, siyasal sisteme daha fazla katılımını sağlayacak kamu yönetimi reformu yapılmalıdır.

– Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nde yaşayan herkes eşit olarak Türkiye Cumhuriyeti Devleti vatandaşı kabul edilmelidir.

– Resmi dil olarak Türkçe korunmakla beraber, ülkede konuşulan diğer dillerin yaşatılması ve geliştirilmesi imkanları oluşturulmalı, isteğe bağlı olarak diğer dillerde eğitim ve öğretim imkanı sağlanmalıdır. Çok dilli, çok kültürlü toplumsal zenginlik korunmalıdır.

– Genelkurmay Başkanlığı, Milli Savunma Bakanlığı’na bağlanmalıdır. Askeri okulların eğitim faaliyetleri Milli Eğitim Bakanlığınca hazırlanmalı ve denetlenmelidir. Askeri Yüksek İdare Mahkemesi ve Askeri Yargıtay kaldırılmalı ve yargı birliği sağlanmalıdır. Askeri uygulama ve bütçeleri sivil denetimlere açık ve şeffaf olmalıdır. Güvenlik ve kolluk kuvvetlerinin uygulamaları parlamento denetimine açılmalıdır.

– Sosyal devlet anlayışı gereği şehit ve gaziler ve aileleri, dul ve yetimler, yaşlı ve engelliler korunmalıdır. Türkiye toplumunun önemli bir zenginliği olan aile yapısını koruyucu ve güçlendirici tedbirler alınmalıdır.”

Basın Açıklamasının Tam Metni:

Değerli Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları ve basın mensuplar,

               Türkiye Cumhuriyeti halkı 1921 anayasasından sonra ilk defa kendi anayasasını yapabilme fırsatına kavuşmuştur. Ancak meclisteki siyasi partilerin süreci kavgaya dönüştürmeleri ve parti ideolojilerinin halkın menfaatlerinden fazla öncelemeleri hali halkın anayasasını ideolojilere ve çıkar çatışmalarına kurban etmeye doğru götürmektedir.

                Halkın kendi geleceğini belirleme ve daha adil bir anayasa ile yönetilme hakkını ipotek altına alan bu gereksiz kamplaşma haline medyanın tüm organları da bir şekilde taraf olmakta ve medya eliyle yeni kamplaşmalar oluşmaktadır. Yine hükümetin anayasa sürecinde sivil toplum kuruluşu algısının, mesleki ve ekonomik örgütlerle görüşmek olduğu gerçeği de yeni anayasa yapım sürecinde ayrı bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır.

               Bu anayasa, Türkiye’de yaşayan tüm halkın geleceği olma hükmünde olacaktır bundan dolayı bizler Anadolu Öğrenci Birliği olarak “Anayasa için sözüm var”  adlı kampanya ile “benimde söyleyecek sözüm var, kendi kaderimi ancak kendim çizerim “ diyen duyarlı vatandaşların görüşlerini TBMM Anayasa Komisyonuna ulaştıracağız. TBMM Anayasa Komisyonu kendisine giden hiçbir görüşten dolayı inceleme, kovuşturma vb. bir süreç başlatmayacağını da garanti etmiştir.

              Bu bağlamda İstanbul’da 9 ve Anadolu’da 11 noktada kuracağımız stantlar ile halkın sesine ses olacağız. İstanbul’da kuracağımız noktalardan; Fatih PTT önü, Aksaray Metro çıkışı, Taksim Metro çıkışı, Eminönü iskelesi, Eminönü Yeni Camii önü, Üsküdar iskelesi ve Şirinevler Metro çıkışında 20 Nisan Cuma günü ile 24 Nisan Salı günü arası, Mecidiyeköy ve Kadıköy Noktalarında ise 21 Nisan Cumartesi ve 22 Nisan Pazar günü stantlar kurulacaktır. Anadolu’da, Uşak, Hatay, Kocaeli, Sakarya, Adana, Osmaniye ve Mersin’de birer noktada, Gaziantep ve Malatya’ da ise ikişer noktada stantlarımız kurulacaktır.

            Kurulacak bu stantlarda kişiler ister bizim önereceğimiz 10 Maddeden herhangi birini seçerek, isterlerse bunların dışında anayasada bulunmasını istediği veya anayasadan çıkarılmasını istediği maddeleri ekleyerek kampanyamıza katkıda bulunabilirler.

             Şunu unutmamız gerekiyor ki; Bu anayasa hiçbir partinin veya hiçbir ideolojinin anayasası olmayacaktır. Bu anayasa ancak ve ancak bizim, yani Türkiye’de yaşayan tüm halkların anayasası olacaktır. Eğer biz bugün sesimizi çıkarmazsak ve tamda söylenecek sözün anlam kazanacağı bu süreçte susmayı konuşmaya tercih edecek olursak bizim yerimize sazı da eline alan olur sözü de. Ve sonrasında bir yüzyıl daha beklemek zorunda kalabiliriz. Ama bizler inanıyoruz ki; bizim halkımız sözün en güzelini, tamda zamanında ve gerektiği nispetle söylemeyi de bilir, geçmişin hesabını sormayı da bilir. Ve ayrıca; biraz daha özgür yaşayabilmek, statüko illetinden kurtulabilmek ve zalimlerin karşısında olması gereken devletin yaptığı yasal zulümlerin karşısında durmak uğruna, yasal katliamlara ve zulümlere maruz bırakılanların dertleriyle dertlenmesini de bilir. Onlar bu kadar şanslı değildi, kimse onlara “ne istiyorsun” diye sormadı.  Bunu herkesten ve her şeyden önce vicdanlarımıza sormamız gerekiyor ki; “ Onlar o gün bağırıyorken biz bugün susacak mıyız?“

ANADOLU ÖĞRENCİ BİRLİĞİ