Anayasa: Fırsatlar ve Engeller

0
114

“Yeni Anayasa ve sürecin değerlendirilmesi” başlıklı oturumda yeni Anayasanın nasıl yapılması, engeller ve fırsatlar masaya yatırıldı

Sivil Dayanışma Platformu, Anadolu Platformu, Bülbülzade Vakfı ve Şehit Kamil Belediyesi tarafından düzenlenen “Yeni Anayasa ve sürecin değerlendirilmesi” başlıklı oturumda yeni Anayasanın nasıl yapılması, engeller ve fırsatlar masaya yatırıldı.

Oturumun Moderatörlüğünü Özge Genç yaptı.

Prof.Dr. Ergün Yıldırım “Yeni Anayasa Yaklaşım ve Yöntemler” başlıklı sunumunda 21. yy. Siyasal Gelişmeleri Işığında Yeni Anayasa İhtiyacı olduğunu ifade ederek, “Hangi meseleyi konuşuyorsanız konuşunuz Anayasa’yı konuşmak zorunda kalıyoruz. Çünkü anayasa sadece anayasa değildir. Anayasa sadece bir metin değil,  bunun üstünde bir şeydir. Geçmiş anayasalar durduk yere ortaya çıkmış anayasalar değildi. 1876’da bile bir kriz olmasının sonucunda ortaya çıkmıştır. 21. yy. sadece yeni bir yüzyıla geçiş değil aynı zamanda yeni bir çağa geçiştir. Çatışmalar ve kaoslar var. Yeni bir çağ başlıyor. Yeniçağın gerçeklikleri var. Bu gerçeklikler yeni bir anayasayı zorunlu kılıyor. Yeniçağın gerçeklikleri nelerdir?

– Enformasyon çağı. Bilgi temelli teknoloji zamanı.

– Bilgi her alanda önem kazanıyor. Bilgi hızlanıyor, hızla değişiyor. Farklılaşan bir fenomen söz konusu. Bir merkezden üretiliyor ve dünyaya yayılıyor. Bireysellik  ve eşit yurttaşlık ön plana çıkıyor. Sovyetik tarz baskıcı yönetimler süreç karşısında çözülüyor. Baskıcı unsurlar ön plana çıkıyor. Sanayi toplumu dönemi aşılıyor.

Bilgi toplumu kavramı yaygınlaştı. Yeni gerçeklikler söz konusu. Klasik geçmiş dönem anayasaları bu gerçekliklere yer vermiyordu. İktidarlar dönüşüyor, ulus yapıları dönüşüyor. 300 yıllık ulus devletleri ve uluslararası sistem değişiyor. Sivil toplum yenileşmeye başlıyor. Etnik ve dini toplumlar öne çıkıyor. Etnik veya dini toplulukların temsil haklarını elde etmek için devletleşmesi gerekiyordu. Bugün bunu aşmak zorundayız.  Siyasal yapılar da bu durumu aşmak zorunda.

2. Abdülhamit döneminde 4000 km telgraf hattı döşenmişti. Dönem merkezileşmeyi gerektiriyordu. Aynı şekilde demiryolları da yapılıyordu. Bu ulaşım ve haberleşme teknolojisi çevreyi merkeze taşıyordu. Bu durum yeni siyasi gelişmeleri gerektiriyordu: 1908 devrimi gibi

Yeni teknolojik gelişmeler yeni bir siyasal sistemi de gerekli kılıyor. Türkiye tüm bu gelişmelerden etkilenen bir ülke. Türkiye 19. yüzyılda telaşlı, beka sorununu çözmeye çalışan bir dönemdeydi. Beka sorununu Türkiye bazı bedeller ödeyerek çözdü. Her an yeniden işgal edilmesi sendromunu yaşadı. Güvenlikçi politikalara yöneldi. Ama bu dönem artık sona erdi.

Yeni Türkiye bu sorunlarını azaltabilecek bir durumdadır. Anadolu bir yenilik ortamını temsil ediyor. Anadolu’nun değişimini

1-     Demokratikleşme ve katılım

2-     Kürt sorununu çözmeye dönük iradesi

3-     Ekonomik gelişmişlik konusundaki isteklilikte

bu değişimi görebiliyoruz.

Yeni yüzyıl Türkiye’yi yeni bir devlet olma noktasında zorunlu kılıyor. Bu yeni yüzyıla Türkiye devleti yeni bir anayasayla girecektir.

ESKİ TÜRKİYENİN SON ANAYASASINI YAPALIM

Yeni Anayasa Platformu’ndan Mehmet Uçum, “Herkes Eski Türkiye’nin son anayasasını yapalım” dediğini hatırlatarak: “Yeni Türkiye’nin anayasasını belki 2023’de yapabiliriz deniyor. Oysa bizi 21. yüzyılın sonuna taşıyacak bir anayasa yapmamız gerekir. Bugün modern hukuk bir kriz içindedir.  Hukuk önünde eşitlik kriz içindedir. İnsanlar maddi eşitlik istiyor. Yurt edinme hakkına dayalı bir vatandaşlık talep ediliyor. Anadilde eğitim hakkı kriz içindedir. Halk anadilde yaşam alanı istiyor.” dedi

20 yy hukukunu insanlar çoktan aştığını ifade eden Uçum, “Bu çelişkilerin aşılması gerekiyor. Siyasal sistemler kriz içinde, Avrupa hukuku kriz içinde. Bugün Birleşik  krallıkta İlçe Emniyeti Müdürleri de halk tarafından seçiliyor. Ama bu seçime katılım yüzdesi %17. Bu da bir kriz. Halkın % 83’u ilçe emniyet müdürlüğünün yapıldığı seçime katılmadı… dedi

Denetleme nasıl olacak? 21. yüzyılın internet toplumunun siyasal krizi nasıl çözülür? Sorusunun önemli olduğunu vurgulayan Uçum,

Birey kurumlara devrettiği hakkını geri istiyor. Devletin düzenleme, yönetme, hak ve yetkileri ortaya çıktı. Devlet bireyin ve toplumun aleyhine bu yetkilerini genişletti. Oysa devlet, birey ve toplumun yetkilendirdiği bir süjedir. Uzlaşma komisyonu yeni ve sivil bir anayasa yapmıyor. Uzlaşma komisyonu eski  anayasayı yenileme çabasındır. Buradan yeni bir anayasa çıkmaz. Yeni anayasa: geçmiş anayasanın referanslarına dayalı olmamalıdır.” Dedi

Asli kurucu iradenin  halk olduğunu ifade eden Uçum, “Anayasa yapma hakkı meclise değil topluma aittir. 2011 Meclisi yenileşme yöntemini ortaya koymalıdır. Yeni anayasa referandumla hayata geçmelidir. Yeni anayasada toplumun görüşleri besleyici olmalıdır. Kurulacak hukuk statik değil dinamik olmalıdır. Anayasal hak, yasal hak ayrımı yapılamaz. Böyle bir şeyin çöpe atılması lazım. Olgusal gerçeklik toplumsal gerçekliktir. Siyasal demokrasimiz gelişti hukuksal demokrasimiz henüz gelişmedi. Bu meclis yeni anayasanın yol haritasını öncelikle belirlemelidir.” dedi.