Anadolu’nun Vicdan Şehri Malatya

0
132

‘Yirmi Birinci Yüzyılda İslam Dünyasının Gelecek Tasavvuru ve Türkiye Örneği’

 

Malatya BİLSAM tarafından ‘Yirmi Birinci Yüzyılda İslam Dünyasının Gelecek Tasavvuru ve Türkiye Örneği’ konulu bir sempozyum düzenledi.

Moderatörlüğünü Anadolu Platformu Koordinasyon Kurulu Başkanı Turgay Aldemir’in yaptığı Sempozyuma konuşmacı olarak İnsan ve Medeniyet Hareketi Yüksek İstişare Kurulu Başkanı Mehmet Güney ve Anadolu Platformu Yüksek İstişare Kurulu Başkanı Araştırmacı Yazar Ramazan Kayan katıldılar.

Açılış konuşmasını yapan BİLSAM Yüksek İstişare Kurulu Başkanı Prof. Dr. İbrahim Gezer, ulusal sempozyumlar düzenlediklerini, bu sempozyumlarda toplumun sosyal yapısını ilgilendiren konuları masaya yatırmaya çalışarak topluma faydalı olmaya çalıştıklarını belirtti.

ANADOLU’NUN VİCDAN ŞEHRİ MALATYA

Anadolu’nun vicdan şehirlerinden biri olarak nitelediği Malatya’da olduklarını belirterek başladığı konuşmasında Anadolu Platformu Koordinasyon Kurulu Başkanı Turgay Aldemir, altı çizilecek cümleler kurarak Malatya Belediye Konferans Salonunu dolduranların yüreklerine dokundu adeta. Malatya gibi bir yerde konuşmanın kolay olmadığının farkında olduğunu vurgulayan Aldemir, “ancak ben sözü panelist hocalarımla paylaştıracağım için biraz işimi rahatlatmış olacağım. Türkiye’de hayatlarıyla, pratikleriyle elli yılı aşan mücadeleleriyle topluma örnek olmuş büyüklerim var yanımda. Onlarla birlikte aynı masada olmak benim için bir onurdur, gururdur” sözlerinden sonra Malatyalı ilim ve tasavvufun ileri gelenlerinden aktarımlarda bulundu.

KENARA ÇEKİLİP SADECE DUA ETMEKLE YETİNMEYEN ŞEHİR

“İslam Dünyasının neresinde kanayan bir yara, itilen, ötekileştirilen, zulme uğrayan bir mazlum olsa Malatya’nın insanları hep orada olmuşlardır, yardıma ilk koşanlardan olmuşlardır. Sadece bir kenara çekilip dua eden değil, bizzat orada olmak ve oradaki mazlumun yanında, zalimin karşısında safını hiçbir orta yolculuk saplantısına düşmeden sorumluluğunun gereğini yerine getirmiştir. Bu manada Malatyalıların hakkını teslim etmek gerekir” diyen Aldemir, çok karışık bir süreçten geçtiğimiz günümüzde kendi sorunlarımıza dönük düşünsel ve fikri çözümlemeler yapamadığımızdan önce topraklarımızın istila edildiğini sonra birliğimizin dağıtıldığını ve sonra da sömürge ülkelere dönüştürüldüğümüzü dile getirdi. “Osmanlının çöküşü sadece bir devletin yıkılışı değildi. Mazlumların, garibin, gurabanın; dünyanın neresinde olursa olsun, hangi dinden, hangi ırktan olursa olsun herkesin sıkıntılı anında sığındığı ana kucağı kaybedilmişti. Elbette ki Osmanlı’nın bir çok sorunu vardı. Sorunlara dönük idrak kırılmaları ve gecikmeleri koca imparatorluğu paramparça etmişti” diye durum tespitinde bulunan Aldemir, yıkılışın ardından zulümler görüldüğünü, rüzgara kapılan çer-çöp misali savrulup durduğumuzu belirterek acılarımıza bile bir bütün olarak ağlayamadığımızı hatırlattı. Acıları dile getirenlerin, yapılanları insanımıza hatırlatanların da hala cezaevlerinde gün saydıklarını dile getiren Aldemir, “Elbette onların bedenleri hapsedilebilir, ama fikirleri ülkenin ve İslam Dünyasının gençleri arasında yayılarak adalete ve özgürlüğe dönüşmeye devam ediyor. Yeni bir süreç yaşanıyor bölgemizde ve ülkemizde. Daha düne kadar sokaklarında gezerken bile arkamıza bakmadan yürüyemiyorduk. Ancak şimdi farklı bir atmosfere doğru yürüyoruz. Ne tam eskiden kopabildik ne de yeni hali tam olarak yaşayabiliyoruz. İşte bu sürece nasıl geldik ve bundan sonra neler bizi bekliyor olabilir sorularını kıymetli hocalarımıza yöneltelim” diyerek sözü İnsan ve Medeniyet Hareketi Yüksek İstişare Kurulu Başkanı Mehmet Güney’e bıraktı.

ORTAM İNSANI, İNSAN DA ORTAMI ETKİLER

1970 yıllardan beri Malatya’ya sık sık geldiğini belirten Güney hoca, bu nedenle sempozyuma dinleyici olarak katılan birçok simaya aşina olduğunu ifade etti. En uzun soluklu dostlukları da Malatyalı arkadaşlarla yaşadığını belirten Güney hoca, alış konuşması yapan BİLSAM Yüksek İstişare Kurulu Başkanı Prof. Dr. İbrahim Gezer’in konuşmasına atıfta bulunarak, “yapılan toplantıların, sempozyumların devam edenlerin tekrarından ziyade yeniden dirilişe, yeniden uyanışa vesile olmalarını diliyorum. Geçmişi ne kadar iyi öğrenir ve tahlil ederseniz günümüzü daha iyi yorumlarsınız. Geçmişi iyi öğrenir, tahlil eder ve yorumlarsanız gelecek tasavvuru oluşturursunuz. Bu nedenle geçmişle bağlantılı tahliller yapmalıyız ki gelecek tasavvurumuzu iyi yapabilelim, tespitlerimiz doğru olabilsin. Ortam insanı, insan da ortamı etkiliyorsa bu tür organizasyonlarda verilen bilgiler ışığında ortamları etkilemeye talip olmalıyız. Ortamlarımız İbn-i Haldunları yeniden yetiştirebilmeli, ilim ve irfan sahibi önderler çıkaracak ortamlar hazırlanmalı. Düşünce damarlarımızı besleyecek kaynaklar oluşturulmalı” şeklinde konuştu.

DELİ GÖMLEĞİ ÜZERİMİZE UYMUYOR

Güney hoca, “1920’lerde Osmanlının yıkıntıları üzerinde oluşturulmaya çalışılan yeni ulus devletle birlikte bir zihin daralması, bir strateji daralması ve maalesef geçmişle irtibatımızı koparabilecek o cumhuriyet devrimlerini bugün daha iyi anlama ve algılamak mecburiyetindeyiz. Bizi kökenlerimizden koparan, bizi tarihi birikimlerimizden koparan sözüm ona o devrimleri belki bugün kabuk tutmuş bir yarayı yeniden kaşımak adına değil, yapılan tahribatların gelecekte tekrar etmesin diye yeniden gözden geçirmek, hafızamızı tazelemek lazım. Topluma giydirilen deli gömleğinin üzerimize uymadığının farkına varmak lazım. Şunun özellikle altını çizmek istiyorum; kağıt üzerinde yapılan tahribatlarla toplum değiştirilemiyor, dönüştürülemiyor” diye konuşmasını sürdürdü.

YENİ HASTALIKLARA ESKİ REÇETELERİ UYGULAYAMAYIZ

“Geçtiğimiz yüzyılın başında İslam Dünyası için bir kriz dönemi yaşanmıştır. Akabinde İslami Hareketin maruz kaldığı baskı dönemi ve bir de İslami Hareketin yeni dönemi… Ancak yeni dönemde baskı döneminin, istibdat döneminin çok koyu bir şekilde yaşayan İslam coğrafyalarının varlıklarını bilmekteyim” diye konuşmasına başlayan Anadolu Platformu Yüksek İstişare Kurulu Başkanı Araştırmacı Yazar Ramazan Kayan, her dönemin kendine has özelliklerinin olduğunun altını çizdi. İslami Hareketin son döneminde İslam medeniyetini yeniden inşa etme çabalarının öne çıktığını müşahede ettiklerini dile getiren Kayan hoca, “İslam’ın gelecek tasavvurunu ele alırken sürekli vurguladığımız özgünlüğümüzü kaybetmememiz gerekiyor. Bunun için de şuna hassaten dikkat etmek gerekiyor; hayat düsturumuz Kur’an-ı Kerim’i doğru okuduğumuz gibi hayatı da doğru okumamız gerekiyor. Yeni hastalıklara eski reçeteleri uygulamamız mümkün değildir. Yeni hastalıklara yeni reçetelere ihtiyaç var, özellikle alimlerimize, fakihlerimize çok ciddi iş düşmektedir. Dinamik bir hayata donuk söylemlerle çözüm üretmemiz de mümkün değildir. Dinamik bir fıkıh acilen zaruret arz ediyor. Hayatı ıskalayan fakihler değil, sürdürülebilir bir fıkıh, hayatın içinden fakihlerin, müçtehitlerin olması gerektiği noktasındaki boşluğu görebiliyoruz; üzerinde hassasiyetle durmamız lazım. Bu noktada özgün bir fıkıh, çağın sorunlarına yönelik özgün reçeteler devreye koymanın zamanıdır. Bunları hayata geçiremezsek donuk bir din anlayışı ile karşı karşıya kalacağız. Bunu aşamazsak bize dayatılan tercihlerden birini tercih etmekle karşı karşıya kalacağız. Komünizmi gösterirler kapitalizme razı olmak zorunda kalırız. Varşova Paktını dayatırlar, NATO’ya razı olmak zorunda kalırız. Diktatörlüğü gösterip demokrasiye tav olmamızı bizden isterler. Kısacası ölümü gösterip sıtmaya razı olmamızı beklerler. Halbuki bizim çağa söyleyecek bir sözümüzün olması lazım. Vahyin tüm çağlara hitap ettiğine inanıyorsak; vahyin bu çağa da ne söylediğini öğrenip haykırmamız gerekiyor. Bu anlamda çağın sorunları vahyin çözüm yollarını sunmamız gerekiyor” şeklinde konuştu.

BİLSAM’ın organize ettiği‘Yirmi Birinci Yüzyılda İslam Dünyasının Gelecek Tasavvuru ve Türkiye Örneği’ konulu bir sempozyuma Malatya Milletvekilleri Öznur Çalık, Mustafa Şahin, AK Parti İl Başkanı Bülent Tüfenkçi, Yeşilyurt Belediye Başkanı H.Uğur Polat, Battalgazi Belediye Başkanı Selahattin Gürkan ve çok sayıda vatandaş katıldı.