Anadolu'nun Kuşatıcı Elleri

0
185

Anadolu Platformu özellikle son zamanlarda Suriye konusundaki faaliyetleriyle dikkat çekti. Anadolu’nun bu köklü kuruluşunun faaliyetlerini, Suriye Yardım Koordinatörü Mahmut Kaçmazer ile konuştuk.

Son dönemde gerçekleştirdiği organizasyonlarla adından sıkça söz ettiren Anadolu Platformu, Türkiye’nin her köşesinde çalışmalar yapan ve edindiği tecrübeleri gençlere aktaran nadide kuruluşlarımızdan biri. Özellikle Suriye konusunda yaptığı faaliyetlerle öne çıktı Anadolu Platformu. Platform’un amacını faaliyetlerini ve hedeflerini öğrenmek için Anadolu Platformu Suriye Yardım Koordinatörü Mahmut Kaçmazer ile konuştuk.

Soru- Özellikle Suriye konusunda Anadolu Platformu olarak birçok organizasyona imza attınız. Hemen her gün Anadolu Platformu ile ilgili haberler gerek ajanslarda gerekse gazetelerde yer alıyor… Bize biraz Anadolu Platformu’nun kuruluş sürecinden ve misyonundan bahsedebilir misiniz? Nedir Anadolu Platformu’nun derdi?

Mahmut Kaçmaz Er- 2006 yılında kurumsallaşma sürecini yenileyen Anadolu Platformu, bu topraklarda oluşan siyasi, sosyal, kültürel ve teşkilatlanma tecrübesine dayanmaktadır. Bu anlamda Anadolu Platformu kökü derinlerde olan bir harekettir. İnsanlığın ortaya koyduğu tüm birikimi analiz ederek sürdürdüğü mücadeleyi her daim yenilenerek devam ettirmektedir. Edindiği tecrübeleri her an yeni bir çalışmaya dönüştürerek gün geçtikçe yapısal kimliğini güçlendiren Anadolu Platformu tüm insanlığa, özelde ise İslam dünyasına ve üzerinde yaşamakta olduğumuz bu toprakların insanlarına çeşitli alanlarda hizmetlerde bulunmaktadır.

İslam dünyasının ve insanlığın birikimlerinden yola çıkarak uyguladığı örgütlenme modeli ile dinamik bir yapıya sahip olan Platform, bünyesinde oluşturduğu komisyonlarla geniş katılımlı ve sürekli yenilenen bir yönetim mekanizmasına sahiptir. Liyakat ve ehliyet sahibi insanlardan oluşan komisyonlar, alanlarındaki çalışmaları daha ileriye ve daha güzele ulaştırmak için sürekli toplantılar ve çalıştaylar düzenleyerek birikimlerine birikim katıp uygulamaya dönük çözümler üretmektedir.

Adalet, özgürlük, hikmet, ibadet, dayanışma, ahlak, istişare, kardeşlik, ümmet, düşünce gibi kavram ve olguları önemseyen bir düşünce ve tasavvur dünyasına sahip olan Anadolu Platformu; tanımlamaktan çok tanımaya, anlatmaktan çok anlamaya dayalı bir yaklaşımı esas almaktadır. İçinde bulunduğu toplumda yer alan farklılıklara ve farklı düşüncelere karşı saygılı olmayı önemseyen Platform; inandığı değerleri toplumsallaştırmak, toplumsal sorunlara duyarlı olmak ve sorunun taraflarıyla çözüm üretmeye dayalı bir yöntemi benimsemektedir.

Anadolu Platformu, insanımızı tarihiyle, değerleriyle ve insanlıkla yeniden buluşturmak için; inancımızdan, tarihimizden, kültürümüzden ve insan zenginliğimizden kaynaklanan potansiyelimizin ortaya çıkarılması çabalarına; üretip geliştireceği model, ürün ve projelerle ve en önemlisi yetişmiş insan gücüyle katkı sağlamaktadır.

Bize göre Anadolu, bir coğrafya isminden öte `birlikte yaşama formülü`dür. Renklerin birbirine dönüşmeden bir arada bulunduğu, kendisini özgürce ortaya koyduğu bir coğrafyadır Anadolu… Anadolu Platformu, değerlerimizi yeniden bu coğrafyada hâkim kılmak, coğrafyamızı adalet ve huzurun merkezi olması için çalışmaktadır.

Anadolu Platformu; Anadolu’nun doğusunda ve batısında, kuzeyinde ve güneyinde çeşitli il, ilçe ve beldelerinde bu ideal için, müstakil çalışmalar yapan; birbirini tanımak, tecrübe paylaşımında bulunmak amacıyla bir araya gelen kuruluşlardan oluşmaktadır.

Anadolu Eğitim ve Davet Gönüllüleri Platformu, değişen dünya ve Türkiye koşullarını doğru okuyarak, bu koşulların gerektirdiği yeni bir ruh, yeni bir yapılanma ve yeni bir perspektifle, tarihi misyona dayanarak hayırda yarışanlar için bir kalkış noktası olmuştur. Anadolu Platformu, ehliyet ve liyakate önem veren, kurumsal meşveretin esas alındığı, insan/aile merkezli ve medeniyet eksenli bir anlayışla hareket etmektedir.

Parçalanmış, birbirine yabancı olmuş, fikirde, tasavvurda, eylemde birbirinden ayrılmış insanlarımızı bütünleştirmek, inancın, vicdanın ve özgürlüğün sesi olmak için sürdürdüğü çalışmaları, yenilenerek ve güçlenerek devam ettirmektedir.

S- Şu ana kadar Anadolu Platformu ne gibi organizasyonlar gerçekleştirdi?

M.K.- Anadolu Platformu bu çerçevede ülkemizin her bölgesinde, insani ve İslami birikimlerini paylaşmak üzere 2006 yılından itibaren “Kuzuluk/Anadolu Buluşmaları”nı gerçekleştirmektedir.

Ülkemizin önemli aydınlarının ve duyarlılık sahibi insanlarımızın aileleriyle birlikte katılımıyla gerçekleşen bu “Buluşmalar”da ülkemizin ve bölgemizin önemli gündemleri tartışılmakta, farklı tecrübeler harmanlanmakta ve ortak bir algı ve hassasiyet oluşturulmaktadır.

2006 yılındaki ilk Kuzuluk Buluşması’nda “Aile ve İletişim”,

2007 yılında “Değer Merkezli Kurumsallık”,

2008 yılında “Eğitim ve Sivil Toplum”,

2009 yılında “Erdemli Toplum”,

2010 yılında “Medeniyet Tasavvurumuz”,

2011 yılında “Gençlik ve Gelecek”

2012 yılında ise “İnsanlığın Adalet ve Özgürlük Arayışı”

üst başlıklarının irdelendiği bu sempozyumlar, istikrarlı bir şekilde devam ettirilmektedir.

Anadolu Platformu, ülkemizin farklı merkezlerinde faaliyette bulunan onurlu ve duyarlı insanlarla omuz omuza vererek daha etkin çalışmalar ortaya konulacağına; ülkemizin ve bölgemizin dönüştürüleceğine inanmaktadır.

Anadolu Platformu, ülkemiz meselelerine duyarsız kalmayıp sorunun değil çözümün parçası olmaktadır. Platform, içinde yaşadığı toplumu anlama çalışmalarını sürdürmektedir.

“Neslin ıslahı ve arzın imarı” konusunda, dönemin sorunlarına çözüm bulmak ve yarınları daha yaşanılır kılacak projeleriyle geleceğe ışık tutacak çalışmalarını Türkiye’nin her yerinde sürdürmektedir. Bu düşüncelerle 6 Mart 2011 tarihinde Van’da Doğu Anadolu ve Güney Doğu Anadolu Bölgesi illerindeki üye kuruluş temsilcilerinin katılımlarıyla Kürt sorununun ve çözüm yollarının ele alındığı Kürt Çalıştayı düzenlenmiştir. Kürt sorununun çözümüne dair olumlu her girişimi desteklemiştir.

Yeni Anayasa çalışmalarının gündemde olduğu süreçte Anadolu Platformu kendisine üye kurum, kuruluş ve kişilerle yaptığı çalışma neticesinde Yeni Anayasa Çalıştayı düzenleyerek elde ettiği teklif metnini kamuoyu ve yetkili merciler ile paylaştı. Anadolu’nun her noktasında faaliyet gösteren ve Anadolu Platformu’na üye 51 sivil toplum örgütü tarafından on binlerce insanla görüşülerek hazırlanan “Hak ve Özgürlükler Raporu” demokratik açılım ve ülke meselelerinin çözümüne dair bir çaba olarak yerini aldı.

Van Depremin olduğu ilk andan itibaren olaya müdahil olan ve Türkiye genelinde bir seferberlik başlatan Anadolu Platformu hiçbir çalışmadan geri durmayarak tüm depremzede kardeşlerinin yanına koştu. Platform, birçok ilde Yardım Koordinasyon Merkezleri kurarak organize bir çalışma başlattı. Depremde acil müdahale çalışmaları kapsamında MAKUT ile arama kurtarma faaliyetleri yürüttü. Türkiye geneli yardım toplama kampanyaları yürüterek depremzedelerin ihtiyaç duyduğu ürünleri toplayıp sorunsuz bir şekilde bölgeye ulaştırdı ve dağıtımını yaptı. Ev ev dolaşıp yerinde teslim metoduyla yardımları dağıttı. Kurban organizasyonu ile Van’da kurban kesimi gerçekleştirip Türkiye’deki kardeşlik köprüsünün yeniden imarına katkılar sağladı. Platforma üye Van Gökkuşağı Derneği ve Erciş Başak-Der’e konteynırlar alınarak faaliyetlerini sürdürmeleri sağlandı. Ayrıca Erciş halkının ve öğrencilerinin faydalanması için bir kütüphane oluşturuldu.

Anadolu Platformu, depremzede öğrencileri yaptığı organizasyonla Türkiye genelinde yeni eğitim öğretim dönemine kadar eğitimlerine devam etmesini sağladı. Farklı illerde farklı sayılarda öğrencinin tüm masrafları karşılanarak her türlü barınma ve eğitim desteği verildi. Kardeş aile projesi doğrultusunda 300 ailenin farklı illerde yerleşmesi sağlandı ve ihtiyaçları karşılandı. Platform, deprem bölgesiyle ilgili rehabilitasyon ve diğer çalışmaları yakın zamana kadar devam etti.

Anadolu Öğrenci Birliği

Anadolu Platformu’nun gençlik yapılanması olarak faaliyetlerde bulunan Anadolu Öğrenci Birliği arzın imarı ve neslin ıslahına katkıda bulunmak için özelde gönüllülerini genelde ise tüm üniversite öğrencilerini kapsayan çalışmalar yürütmektedir.

Anadolu Öğrenci birliği geçmişine duyarlı, geleceği öngören, geleneğin insanı yücelten değerlerinin takipçisi; bağnazlıktan uzak, adaletin, özgürlüğün, erdemin ve insanlık birikiminin vicdanı olmaya aday, sadece Anadolu’nun değil bölgesinin de gelişmelerine duyarlı; sözü ve davası olan bir yapılanmadır.

Gençlerimizin ortak özelliği insani bir kişilik, şahsiyetli bir duruş sahibi olmalarıdır. İnandıkları değerlere bağlılık, haysiyet ve aidiyet bilinci ortak özelliktir. Ötesi alabildiğine farklılıktır. Birliğimizin her renge açık bir duruşu vardır, açık ve şeffaftır.

Anadolu Öğrenci Birliği yeni dünyanın ve yeni Türkiye’nin kurulduğu bu dönemde misyon üstlenmiş, dünyadaki ve ülkesindeki gelişmelere duyarlı olarak, Türkiye genelinde çalışmalarını sürdürmektedir. 52 il ve 72 üniversitede teşkilatlanmıştır. Bir öğrenci hareketi olarak tevazudan çok haysiyeti, teslimiyetten çok adaleti esas almıştır. İnsanlığın ilerlemesini sakin ve teslimiyetçi kimselerin değil cesur ve diri ruhlu, ancak bir iç disipline sahip kişilerin gerçekleştireceğine inanmaktadır.

Üniversite öğrencilerinin akademik olarak yetişmesine zemin hazırlamak için tarihten siyasete, felsefeden sanata, edebiyattan düşünce tarihine birçok dersin işlendiği Düşünce Akademisi, başta İstanbul olmak üzere birçok merkezde hayata geçirilmiştir. Düşünce Akademisi iki yıldır çalışmalarını düzenli olarak devam ettirmektedir.

Hem kişisel hem de akademik destek için alanında uzman öğreticilerin ders verdiği dil akademisi 2010 yılında kuruldu. Şimdilik İngilizce, Arapça, Almanca ve Osmanlıca dersleriyle başlayan akademi, dil seçeneklerini çoğaltmayı hedeflemektedir.

Profesyonel mühendisler ile mühendislik fakültelerinde okumakta olan öğrencileri bir araya getirerek bilgi ve tecrübe aktarımını sağlamak isteyen Anadolu Öğrenci Birliği Mühendislik Akademisini kurdu. Yarının mühendislerini yetiştirmekle kalmayıp, geleceğin inşasında Mimar Sinanların ocaklarındaki külü bırakıp, korunu bugünlere taşıyan 1000 yıllık Anadolu kültürünü bu proje kapsamında ortaya çıkarmayı amaçlamaktadır.

Aile ve kadına dönük çalışmalarımızla toplumun temel yapı taşı olan ailelerimizi; gençlerin geçmişini ve yetişkinlerin geleceğini sahiplenecek bir bilincin inşa edilmesi hedeflenmektedir. Bu alanda yapılan eğitim öğretim, seminer konferans ve sempozyumlar, kadın buluşmaları kadının ailedeki ve ailenin toplumdaki konumunu güçlendirmeye hizmet etmektedir.

Çalışmanın aktif olarak yürütüldüğü kurumlar:

1. Gaziantep Bülbülzade Vakfı

2. Kahramanmaraş Rıdvan Hoca Vakfı

3. Kahramanmaraş-Elbistan Çınar Der

4. Malatya Meşale Derneği

5. Mersin Akdeniz Derneği

6. Adana Ülfet Derneği

7. Osmaniye İl-San Der

8. Antakya Kardelen Derneği

9. Hatay-Reyhanlı Umut Derneği

10. Hatay-İskenderun Körfez Derneği

11. İstanbul Akdav Vakfı

12. İstanbul Fıtrat Derneği

13. Van Gökkuşağı Derneği

14. Elazığ Abı-Hayat Vakfı

15. İzmit Körfez Derneği

Şu ana kadar 1300’un üzerinde mezun verildi ve 1350 dolayında ailenin eğitimi devam etmektedir.

Yardım Komisyonu

Platform yardım çalışmaları veren elle alan el arasında bir köprü vazifesi görmektedir. Bu proje vasıtasıyla halka verenin alana, alanın verene ihtiyacı olduğunu anlatılmaktadır. İnsanların birbirlerine muhtaç olmaları, aralarındaki yardımlaşmaları zorunluluğunu ortaya çıkarır. Yardımlaşma toplum halinde yaşamanın doğal sonucudur.

Yürüttüğümüz Yardım organizasyonu Eğitimi destekleyen, eğitimcinin elini güçlendiren ve Eğitim faaliyetinin alt yapısını oluşturan bir faaliyettir. Sadece yardım faaliyetinin icra edildiği bir organizasyon muhataplarının yeteneklerini körleştiren insanın üretkenliğini öldüren tüketici zihniyeti tetikleyen ve nihayetinde devamlı bir şeyle isteyen bir yapıya dönüşmesi işten bile değildir. Dolayısıyla Yardım faaliyeti eğitim faaliyetiyle bütünleştirildiğinde verimli bir çalışma olarak değerlendirilmektedir.

Bu öncüller göz önünde bulundurularak yapılan yardım çalışmaları yardım eden le yardım alan arasında merhamet kardeşlik ve adalet bilincini geliştirmektedir. Yardım yapılan aileler eğitim programlarına yönlendirilerek psikolojik ve sosyolojik açıdan güçlenmeleri ve kendi ayakları üzerinde durabilmeleri amaçlanmaktadır.

S.-Özellikle Suriyeli mültecilere yardımlarınız dikkat çekiyor. Anadolu Platformu Suriye konusunda neler yaptı?

M.K.- Öncelikle şunu belirtmek isterim. Anadolu Platformu yalnız Suriyeli mültecilere değil aynı zamanda Suriye içerisine yardımlar konusunda çalışma yapmaktadır. Çünkü Suriye içindeki ihtiyaçlar daha fazla. Suriye’den ilk mülteci akını başladığı andan itibaren soruna duyarlılık göstererek yakından ilgilenmeye başladık. Ülkemizde kamplarda yaşayan mülteciler dışında çok sayıda mülteci bulunmakta. Kampların dışında Kilis ilimize 3000’e yakın mülteci geldi. Sınır ili olmasından dolayı Kilis iline gelmiş olan mültecilerin barınma ve gıda ve giyecek hususunda zor durumda olduklarına şahit olduk. Kilis ilindeki kampta yaşayan 12.000 insanın dışındaki bu mültecilere yardım amaçlı Kilis Sivil Toplum Kuruluşlarını ve Gaziantep STKlarını bir araya getirdik. Bu kardeşlerimize yardım edilmesi kararının alınmasını sağladık. Kilis’te çok sayıda mücahit ailesi var ve bunların birçok alanda ihtiyacı var. Bunların barınma, gıda, giyecek-yiyecek ihtiyaçları karşılandı.

Süreç içerisinde Kilis’teki sayı 20.000’e ulaştı. Antep ilimizde 35.000 civarı, Nizip ilçemizde 10.000, Hatay Reyhanlı’da yaklaşık olarak 15000-20000 arası ve Kırıkhan’da 7.000, İslahiye ilçemizde 2000, Urfa ve çevresinde yaklaşık olarak 2000 kişi kampların dışında kalan şehir merkezleri ve ilçe merkezlerine yerleşmiş durumda. Anadolu Platformu olarak bu mültecilerin ihtiyaçlarını karşılamaya çalışmaktayız.

Ayrıca sürekli gelen yaralılar var. Bunların hastanelerde ihtiyaçlarının karşılanması gerekiyor. Doktorlar ve hasta bakıcılarla iletişim kurulabilinmesi için her hastaneye tercüman arkadaşlar yerleştirdik. Gerek hastaların gerekse yakınlarının ihtiyaçlarını karşılamaya çalışmaktayız.

Kilis ve Gaziantep içerisinde bulunan mülteci ailelere ve çocuklarına hiç kullanılmamış giysi, ayakkabı vb. malzemeleri düzenli olarak vermekteyiz.

Yine hastanelerden taburcu olan ve tedavisinin devam etmesi gereken yaralılar var. Bunların kalabilecekleri bir reviri Suriyeli doktorlarla birlikte oluşturduk. Bu rehabilitasyon merkezi hizmet vermeye devam ediyor.

Ayrıca mülteci ailelerin çocuklarının eğitimi için, Suriyeli öğretmenlerle oluşturduğumuz, resmi kurumların ve belediyelerin desteği ile okullar oluşturduk. Böylece bu çocuklarımızın eğitim ihtiyacını karşılamaya çalışmaktayız.

Kampların dışında kalan mültecilerimizle ilgili bölge halkında bir duyarlılık oluşturmaya çalışıyoruz. Misafirlerimizin maddi ve manevi ihtiyaçlarını karşılamakta önemli bir adım da kardeş aile projemiz. Durumu müsait olan aileler bu konuda yardımcı oluyor. Bu vesileyle yerel halkla bütünleşme de sağlanmış oluyor.

Mültecilerimize hem maddi hem manevi hem de psikolojik destek vermekteyiz. Düzenli olarak ev ziyaretlerinin yapılmasını ve bu kardeşlerimizi kendi evlerimize davet edilmesini sağlıyoruz. Ayrıca kış mevsimi devam ettiği için yakacak ihtiyaçlarını da karşılamaya çalışmaktayız.

S.- Yapılan organizasyonlara halktan katılım ne durumda?

M.K.- Anadolu Platformu, Suriye dayanışma geceleri düzenleyerek halkı duyarlı hale getirmeye çalışıyor. Suriye’den gelen hatipler ve Anadolu Platformu bünyesindeki kardeşlerle Malatya, Adana, Osmaniye, Maraş, Antep, Van, Elazığ, İstanbul gibi illerde geceler düzenleniyoruz. Suriye ve yardım konusunda bir duyarlılık oluşturmaya çalışıyoruz. Fakat şunu belirtmek isterim ki, Türkiye’nin birçok ilinde duyarlılık var ise de bu duyarlılığı her yerde oluşturmadık. Türkiye halkının bu konuda daha duyarlı olması gerekirdi. Buna rağmen ülkemizin birçok ilçesi ve köyünden de duyarlı insanlarımızın varlığı ümitvar olmamızı sağlıyor.

Anadolu Platformu bünyesinde değişik illerden gelen vakıf ve derneklerin yardımları devam ediyor. Bu yardımlarla ailelerin ihtiyaçlarını karşılamaya çalışmaktayız. Yalnız, ülkemize gelen mültecilerin dışında asıl önemli olan içeriye yardımların gönderilebilmesidir. İçerideki taleplerin karşılanması için büyük gayret ve çabalar harcamaktayız. İçeride binlerce insan aç susuz, elektriksiz yaşıyor. İç bölgelerden kaçarak sınıra sıfır nokrasında oluşan kamplarda yaşayan insan sayısının 30.000 civarında olduğunu tahmin ediyoruz. Şu ana kadar Suriye iç bölgelerine her gün 1 veya 2 tır gıda ve barınma malzemesi göndermekteyiz. Ayrıca içeride mazot, elektrik, su olmadığından dolayı yakıt problemi var. Bir taraftan bunların karşılanmasına dönük çalışmalar yapıyoruz. Battaniye, giyecek, yatak, minder gibi ihtiyaçlar da var, bunları da karşılamaya çalışmaktayız. Yapılan çalışmalar daha da detaylandırılabilir.

S.- Projelere gelirsek, ne gibi projeler gerçekleştirdiniz?

M.K.- Yaklaşık 60 yıldan beri devam ede gelen yönetim anlayışı dolayısıyla Suriye toplumunda sivil yapılanmalar oluşmamış durumda. Bu konuda Suriyelilerin hiçbir bilgi ve birikimlerinin olmadığına şahit olduk. Birlikte, bir arada ortak bazı işleri yapma ve sürdürme konusunda ciddi bir eksiklik var. Öncelikle bu konuda bizlere önemli görevlerin düştüğünü gördük ve doğrultuda bazı önemli adımlar attık, projeler oluşturduk. Öncelikle Suriye’de mücadele veren 50 grubun temsilcisini bir araya getirerek bugünün Suriyesi, yürütülen mücadele ve geleceğin Suriyesi hakkında fikir alışverişinde bulunulmasını ve bir diyalog zemininin oluşturulmasına dair çabalar ortaya koyduk. Bu diyalog zemininin varlığı ve sürdürülmesi Suriye’nin geleceği konusunda büyük öneme sahip. Gerek Suriye içerisinde gerekse sınır illerde bulunan mülteci kardeşlerimizle yapmış olduğumuz toplantılar ve çalışmaları da şöyle sıralayabiliriz:

Suriye Gençliği Yardımlaşma ve Dayanışma Derneğini kurduk. Hem mülteci durumundaki Suriyeli gençlere dönük çalışmalar yürütüyor hem de yardım çalışmalarını bizzat yürütüyorlar. Sivil çalışmaları, bizzat içerisinde yer alarak öğrenmiş oluyor Suriyeli kardeşlerimiz. Pratik bir eğitim almış olmaktalar. Suriye içerisinde de bu derneğin 12 şubesi açıldı. Yardımlar, bu dernekler kanalıyla adil bir şekilde dağıtılmaya çalışılmaktadır.

Suriye ve Türkiye Ulema ve Aydınlar toplantısı düzenledik. Suriye içerisinden 100’e yakın alim, akademisyen, entelektüel bir araya gelmiş oldu. Türkiyeli kardeşleriyle birçok meseleyi müzakere etme imkanı oluştu. İlk defa bu insanlar bir araya gelme imkanı elde etmiş oldu. Ortak bir bildiri yayımlandı. Ulema, aydın dayanışması açısından önemli bir adım atılmış oldu. Suriye’nin geleceğinde ulemanın daha aktif rol almasında önemli bir etki yaratacağını düşünüyor