Anadolu Platformu ‘Bölge Sorunları’ Çalıştayı Gerçekleştirildi

0
168

Anadolu Platformu “Bölge Sorunları” çalıştayı, 25 dernek ve vakıf temsilcisinin katılımıyla Muş’ta gerçekleştirildi.

Anadolu Platformu’nun 10. 11. ve 12. Bölgelerinin gerçekleştirdiği BÖLGE SORUNLARI Çalıştayı Muş’ta yapıldı.

25 dernek ve vakfın temsil edildiği Çalıştay, Diyar Paris Hotel’inde gerçekleştirildi. 

Muş Lale Eğitim Kültür Çevre ve Yardımlaşma Derneği’nin ev sahipliğinde gerçekleştirilen program, Nesim Aytepe’nin Kur’an tilavetiyle başladı. Daha sonra Anadolu Platformu başkanı Turgay Aldemir’in açılış konuşmasıyla devam etti.

Aldemir, yaptığı konuşmada, İslam dünyasında ve bölgemizde yaşanan sorunlara değindi. 

İslam dünyasında ve bölgemizde yaşananların birbirinden bağımsız değerlendirilemeyeceğini ifade eden Aldemir şöyle konuştu:

“Acı, her gün bir semti, bir evi yakıyor. Bu ateşin düştüğü yer aslında bizim yüreğimizdir. Anadolu insanı olarak, ekmeğimizi paylaştığımız gibi acılarımızı da paylaşmamız gerekmektedir.

Bir sorunun çözümü için tespitin doğru yapılması şarttır. Yaşadığımız bu sorunlar, yüzyıl önce bu coğrafyalar için açılan parantezin bir sonucudur ve ceberrut ulus devlet dayatmasından kaynaklanmaktadır.

Bugün Kürt halkının sözde özgürlüğü için yola çıkanlar onların dinini, geleneğini ve kimliğini yok sayarak bir uçurumun kenarına getirmiş bulunmaktadır. Nitekim bundan mütevellit PKK’nın dışarıdaki uzantısı olarak gördüğümüz PYD’nin, bulunduğu yerlerde 18 yaşına kadar Kürt kızlarının başını örtmesini yasaklaması ve sözde Kürtçeyi savunma cümleleri üzerinden Latince eğitimi dayatması Müslüman Kürt halkının değerleri ile ne kadar barışık olduğunun ipuçlarını bizlere vermektedir. Maalesef bölgedeki Kürt nüfusunun %10’na denk gelmeyenler bu dayatmayı yapmaktadır.

Görünen o ki, birileri barış sürecinde dahi savaşı biriktirmiş. Bütün bu yaşananlar arızi olup, fetret döneminin eseridir.

Bu ülkenin insanları olarak üç milyon Suriyeli misafiri bağrına basan bizler; küresel vicdanın öldüğü, merhametin izlerinin silindiği ve adaletin yanlış adreslerde arandığı bu dönemde Anadolu Platformu olarak bölge halkının derdine derman olmak için bir aradayız.

Gün, konuştuklarımızın ete kemiğe büründürüp, bu topraklarla buluşturma günüdür.

Söyleyip gitmek için değil, konuştuklarımızın takibini de yapacağımızı belirtmek için buradayız.

Unutmayalım ki, hiç bir sorun kendini var eden zihnin kodları ile çözülemez. Bunun üzerinde bir tasavvur ancak bu meselenin üstesinden gelebilir.”

Suriye’de sürdürülen savaş ve bıraktığı etkiler başta olmak üzere, bazı il ve ilçelerde devam eden çatışmaların nasıl bir insani krize yol açtığına da değinen Aldemir, bu dönemde sivil toplum kuruluşlarına büyük bir sorumluluk düştüğünü ifade etti.

İslam’ın, bu toprakların ve buralarda yaşayan her türden etnik grubun en kadim değeri olduğunu ifade eden Aldemir, başta Sur ve Cizre olmak üzere bölgede devam eden çatışmalardan mağdur edilen insanlarımıza eğitimden, kültüre, maddi yardımdan manevi rehberliğe kadar çok yönlü bir sorumluluk duygusu içerisinde sahip çıkmamız gerektiğini dile getirdi.

Aldemir’in konuşmasından sonra iki oturum şeklinde katılımcılar düşüncelerini dile getirdiler.

Sorunlar ve Çözümler

Birinci oturumda bölgede yaşanan sorunlar dile getirildi. Bir anlamda bölgede reel olarak yaşanan problemlerin hangi aşamada olduğuna ilişkin gelişmeler ele alındı.

Bu oturumda, çatışmaların sürdüğü ilçelerde yaşanan insani dramın boyutları gözler önüne serildi. Evlerini, işlerini, yaşam alanlarını ve her şeyden önemlisi geleceğe dair umutlarını yitirmek tehlikesiyle karşı karşıya kalan insanların, yaşadıkları trajedi ve göç bütün çıplaklığıyla analiz edildi.

Çatışmaların henüz başlamadığı ancak örgütün bahar ayıyla birlikte yapması muhtemel eylemlerin bölge insanı üzerindeki psikolojik etkisi geniş bir çerçevede ele alındı.

İkinci oturumda, yaşanan sorunların çözümüne ilişkin öneriler görüşüldü. Psikolojik, ekonomik ve kültürel boyutları dikkate alınarak dile getirilen öneriler ve somut projeler farklı illerden gelen katılımcılar tarafından dile getirildi.

Her türlü önerinin raporlandığı programın sonunda, bölge sorunlarıyla ilgili her türlü gelişmeyi dikkate alıp değerlendirecek ve sürecin sivil topluma düşen sorumluluğunu koordine edecek bir koordinasyon kurulu oluşturuldu.

Yedi kişiden teşekkül eden kurulun gerek Anadolu Platformu içinde gerekse diğer sivil toplum kuruluşlarıyla koordineli olarak bölge sorunlarının çözümüne ilişkin inisiyatif alması ve bu süreci yürütmesi kararlaştırıldı. Bu bağlamda yapılacak planlamalar şu şekilde sıralandı;

– Yapılan yeni anayasa çalışmalarında etnik kimlik ile ilgili daha kuşatıcı ifadelerin yer alması başta olmak üzere, bu sorunların çözümlenmesine katkı sağlayacak çalışma gruplarının oluşturulması,

– Kürt halkının haklı taleplerinin İslamcı kesim tarafından net bir şekilde dillendirilmesi,

– Görsel ve sanal medya çalışmalarının acil olarak başlatılması, (bu bağlamda, haftalık Kürtçe gazete, Kürtçe yayın yapın radyo ve Kürtçe programlar, haber sitesi)

– Anadolu Platformu bileşenlerinden olan İyilikder ve benzeri yardım kurumları bölgede aktif rol almalı,

– Mağdur ailelerin çocuklarına ücretsiz yurt ve barınma imkânlarının oluşturulması,

– Bölgede özellikle gençleri merkeze alan proje çalışmalarına yoğunlaşarak onların bölge dışındaki yerlerle irtibatını artırmak,

– Kadın, çocuk ve aileyi merkeze alan projeler geliştirilmeli,

– Bölge halkı ile direkt temas kurularak, iletişimin arttırılması,

– Devletin bölge ve Kürt halkı ile ilgili geçmişte yaşanmış bir takım olumsuz gelişmelere istinaden açık yüreklilikle özür dilemesi,

– Bölgede yer alan ve terör kapsamında faaliyetler içerisinde bulunmayan diğer sivil toplum kurumları ile acil olarak bir araya gelinmesi ve platformlar oluşturulması,

– Bölgedeki tarihi ve kültürel dokuyu ortaya çıkaracak çalışmalar planlayarak Müslüman Kürt halkının kökenlerini unutturma çalışmalarının boşa çıkarılması,

– Sosyal ve ekonomik hayatı canlandıracak adımların atılması,

– Soruna dair değişik başlıklarda (eğitim, ekonomi, adalet, vs.) akademisyenler tarafından raporlar hazırlanması,

– Üniversitelerde bölgenin ihtiyaçlarına yönelik yeni bölümler açılması,

– Gençlere, özellikle de üniversite gençlerine yönelik kitap cafe tarzında mekânlar oluşturulması,

– Diyanetin bölgede medrese geleneğini canlandırmaya yönelik adımlar atması,

– Meseleleri ele alma konusunda sorumlu, pozitif, imar ve inşa eden bilgiye dayalı bir dilin kullanılması,

-Yapılacak çalışmalara yönelik afiş, broşür gibi görsel çalışmaların yapılması,

Program, ikinci oturumun ardından sonra erdi.