Anadolu Platformu 5. Öğretmen Sempozyumu

0
193

Anadolu Platformu’nun geleneksel hale getirdiği Öğretmen Sempozyumu, Eğitimin Ufuk Verme Boyutu üst başlığıyla Gaziantep’te yapıldı.

Anadolu Platformu’nun geleneksel hale getirdiği Öğretmen Sempozyumu, Eğitimin Ufuk Verme Boyutu üst başlığıyla 21-22 Mayıs tarihlerinde Gazikent Üniversitesi, Eğitim-Bir-Sen Gaziantep Şubesi, Bülbülzade Vakfı’nın organizasyonuyla Gaziantep’te yapıldı.

2007 yılında sempozyumlara giriş mahiyetindeki “Önsöz” üst başlığıyla Mersin’de yapılan ilk sempozyumun ardından 2008’de “İnsanı Tanımak İçin” Kahramanmaraş’ta, 2009’da “Nesillerin İnşası” ve 2010’da “İyilik Eğitimi” yine Mersin’de gerçekleşti.

 

 

Eğitimin Ufuk Verme Boyutu üst başlığıyla gerçekleştirilen sempozyuma ev sahibi konumundaki Gazikent Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. İbrahim Özdemir, Eğitim-Bir-Sen ve Memur-Sen Genel Başkanı Genel Başkanı Ahmet Gündoğdu, Eğitim-Bir-Sen Şube Başkanı Mithat Sevin, Bülbülzade Vakfı Başkanı ve Anadolu Platformu Koordinasyon Kurulu Başkanı Tugay Aldemir’in yanı sıra Ak Parti Genel Merkez Kadın Kolları Başkanı ve Gaziantep Milletvekili Fatma Şahin, İl Özel İdare Genel Sekreteri Cafer Yılmaz, Şehitkâmil Kaymakamı Mehmet Aydın, MEB Talim Terbiye Kurulu Başkanı Merdan Tufan, MEB Öğretmen Yetiştirme Genel Müdürü Ömer Balıbey, MEB Personel Genel Müdürü Necmettin Yalçın, Gaziantep İl Milli Eğitim Müdür Vekili Ekrem Serin, 40’ı aşkın sivil toplum örgütü, 200 civarında Anadolu Platformu’na üye vakıf ve dernekten yetkililer ile diğer ilgililer katıldı.

 

Sempozyum Mustafa Yıldız’ın ev sahibi Gazikent Üniversitesi, Eğitim-Bir-Sen, Bülbülzade Vakfı ve Anadolu Platformu’nu tanıtması ve iki günlük programı katılımcılara sunmasıyla başladı.

YILDIZ yaptığı giriş konuşmasında “Ufuk; durun kalabalıklar, bu cadde çıkmaz sokak demek ya da ortasından başladığımız kitaba baştan başlayabilme, belki de sağlamasını yaptığımız sonuçları başkalarıyla paylaşmaktır. Dayatılan koordinatların dışına çıkma, sipariş hayatları terk etme, yeni güzergâhlar için arayışa girmektir.” şeklinde konuştuktan sonra açılış konuşması için Anadolu Platformu Öğretmen Komisyonu Başkanı İbrahim ÖZMANTAR’a söz verdi.

 

 

“Akademi, Sivil Toplum Örgütleri ve Milli Eğitim Bir Arada”

ÖZMANTAR konuşmasına “Yakmaya çalıştığımız ateşi memleketlerine götürecek arkadaşlar, hoş geldiniz” diyerek başladı. “Burada özlenen bir tablo var: Akademi, sivil toplum örgütleri ve Milli Eğitim bir arada. Eğitim, insanlığın en büyük sorunu. Dolayısıyla sorun, sadece Milli Eğitim’in sorunu değil. Bürokrasi, sivil toplum, akademi yan yana gelerek iş yaparsa sorun ancak o zaman çözülür. Çünkü buradan bir sinerji doğar.” şeklinde sözlerini sürdüren ÖZMANTAR şöyle konuştu:

Eğitimde yöntem, teknik ve amaçlar konuşuluyor. Bunun yanı sıra “ufuk parametresi nedir?” bunun da muhasebesini yapmak zorundayız. Öğrenci bilgiye ulaşabiliyor, tecrübe edinebiliyor, ancak ufuk aşılayabiliyor muyuz?

İnsanlığın ufku öğretmenin ufku kadardır. Öğretmen öğrenci için rol modeldir. Öğretmen solak olduğu için öğretmenini taklit edip sol elleriyle yazı yazmaya çalışan öğrenciler ve bu şekilde büyük etki bırakan öğretmenler var.

Yetiştirdiğimiz öğrenciler 10 yıl sonra bu ülkenin kaderini değiştirecek. Bunu bilerek gayret gösterelim.

 

 

 

“Yeni Bir Dünya İdealini, Yetiştirdiğimiz Çocuklar Gerçekleştirecek“

Açılış konuşmasından sonra selamlama konuşmalarına geçildi. Kürsüye gelen Bülbülzade Vakfı Başkanı ve Anadolu Platformu Koordinasyon Kurulu Başkanı Tugay ALDEMİR önemli bir eşikte olduğumuzu belirterek şöyle konuştu: Yeni bir dünya kuruluyor. Bu yeni bir dünya idealini, yetiştirdiğimiz çocuklar gerçekleştirecek ve yönetecek.

Bizlerin merhametli, vicdanlı, adil yüreklere ihtiyacımız var. Aydınlar, entelektüeller, öğretmenler, sivil toplum örgütleri sorumluluk hissetmeli.

Bu dünya çocukların elleriyle şekillenecek. Mekânları anlamlı ve ölümsüz kılacak olanlar diri insanlardır, merhametli insanlardır: Bülbülzade Abdullah Edip, Mehmet Akif, Said-i Nursî, İmam-ı Rabbani, Hz. Hüseyin gibi.

Gönül coğrafyamızı, gönül dünyamızı gözden geçirip yeniden inşa etmeliyiz. Misak-ı milli içerisine kendimizi hapsetmemeliyiz. Mutlaka sınır ötesi düşünmeliyiz. İleriyi düşünerek insanlar yetiştirmeliyiz.

 

Gaziantep İl Milli Eğitim Müdür Vekili Ekrem Serin, yaptığı selamlama konuşmasında eğitimde en başta öğretmenin geldiğini, öğretmen ne kadar kaliteli olursa eğitimin de o kadar kaliteli olacağını ifade ederek şöyle konuştu: Sınıflarımızın kalabalık olduğu ortadadır. Bir an için tüm sınıflarımızdaki öğrenci mevcudunun 20 olduğunu düşünelim. Peki, böyle bir durumda öğretmen kaliteli olmazsa öğrenci başarılı olabilir mi?

Ortak aklımız, ortak irademiz, birlikteliğimiz var. Üç Üniversitemiz de eğitim sorunlarımızın çözümü noktasında çok ciddi katkılar, fedakârlıklar yapmaktadırlar.

 

Şehitkâmil Kaymakamı Mehmet Aydın yaptığı konuşmada eğitimin önemine değinerek Gaziantep’teki eğitim sorunlarının azaltılması noktasında gayret gösterdiklerini, seçilen sempozyum başlığının çok önemli ve anlamlı olduğunu belirterek sözlerini şöyle tamamladı: Genelde askeri alanlarla sınırlı olduğu sanılan ama hayatın her alanı için geçerli, çok önemli bir söz var, sizinle onu paylaşmak istiyorum: Stratejide yapılan hata, taktiklerle düzeltilemez.

 

İl Özel İdare Genel Sekreteri Cafer Yılmaz yaptığı selamlama konuşmasında İl Özel İdareleri’nin 2005 yılından itibaren güçlendirildiğini, Gaziantep’in eğitim sorunlarının azaltılması için canla başla çalıştıklarını, her yıl milli eğitim camiasına yüzlerce derslik kazandırdıklarını bunun için 330 milyonluk bir kaynağı, Gaziantep için harcadıklarını belirtti.

 

Ak Parti Genel Merkez Kadın Kolları Başkanı ve Gaziantep Milletvekili Fatma Şahin, sempozyumun yeni ufuklar oluşturacağına olan inancını dile getirerek ”Eğitim olmazsa olmazımız. Eğitimde öğretmen-öğrenci-veli üçgeni çok önemli. Şehrimiz dünyada en çok göç alan 9. şehir. Şehrimizde uzun soluklu bir başarıyı sağlamak için iyi analizler yapmamız gerekir.

Eğitimdeki en önemli projeksiyonumuz yüksek teknoloji ve yüksek ahlaktır. Eğitimde bunu sağladıkça geleceğimiz daha bir garanti altında olacaktır.

“Veren el alan elden hayırlıdır” , “komşusu aç iken tok yatan bizden değildir” düsturlarını egemen kılmalı, bunları bir ilke haline getirmeliyiz.

Biz hükûmet olarak modernleşme ve çağdaşlaşma adımlarını hızlandırıyoruz. Yasakları kaldırıp yeni bir Türkiye kurmaya çalışıyoruz.

 Bülbülzade Vakfı, Anadolu Platformu davet ettiği,  destek istediği her faaliyete, katılım istediği her etkinliğe katılıyoruz. Sonuç bildirisini, sempozyumun sonuçlarını takip edeceğim.

 

 

 

21. YÜZYILDA EĞİTİMDE LİDERLİK PANELİ

“İnsan, Âlemde Hayâl Ettiği Müddetçe Yaşar” 

Aynı zamanda MEB Dış İlişkiler Eski Genel Müdürü olan Gazikent Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. İbrahim Özdemir yaptığı sunumda konusunu katılımcılarla paylaştı. Gazikent Üniversitesi’nin kurulması için canla başla çalışan Hasan Kalyoncu’yu rahmetle anarak konuşmasına başlayan ÖZDEMİR “İnsan, âlemde hayâl ettiği müddetçe yaşar”  tespitinden sonra Einstein’ınHayal etmek bilmekten daha önemlidir!” tespitini hatırlatarak ufuk sahibi olmanın çapı konusunda çarpıcı tespitlerde bulundu.

Sosyal sorumluluk ve vizyon olarak sınırları aşmak gerektiğini ifade eden ÖZDEMİR sözlerini şöyle sürdürdü:

“Değişmek veya değişmemek? Bütün mesele bu! Sürekli değişen, küreselleşen dünya, bize sadece iki alternatif sunuyor:

1) Değişime direnip kaybetmek.

2) Kaybetmemek için değişmek. 

 

Nietzsche “Derisini değiştiremeyen yılan ölür” der. Bizler de zihniyetimizi değiştirmezsek ayakta duramayız.

 

Değişimi Görmek ve Anlamak

Mevlana der ki:

“Her gün yeni bir yerden geçmek ne iyi,

Her gün yeni bir yere konmak ne güzel,

Bulanmadan, donmadan akmak ne ala!

Dün, dünle gitti cancağızım!

Neler söylemek gerekirse düne ait,

Bugün yeni şeyler söylemek lazım.“

 

Öğretmen yeni bir derse girdiğinde yeni olarak ne söyleyebiliyor? Dün geçti çünkü. Meseleye buradan bakmak lazım… O halde gelecek şokuna hazır mıyız? Bunu düşünmeliyiz. Bizler, kendi değişimimizin öznesi olmalıyız. Değişimin sorumluluğu bizdedir. Bu yüzden önce kendimizden başlamamız gerekiyor. Gözlerimizi yeni olana, şaşırtıcı olana, en radikal görünene kapatmamayı öğrenmeliyiz.

 

UFUK VERME SANATI OLARAK ÖĞRETMENLİK PANELİ

Ufuk Verme Sanatı Olarak Öğretmenlik Paneli, Eğitim-Bir-Sen Gaziantep Şube Başkanı Mithat SEVİN’in başkanlığında MEB Talim Terbiye Kurulu Başkanı Merdan Tufan’ın “Ufuk Öğretmen Kimdir?”, MEB Öğretmen Yetiştirme Genel Müdürü Ömer Balıbey’in “Ufuk Öğretmen Nasıl Yetişir?” MEB Personel Genel Müdürü Necmettin Yalçın’ın ise MEB Personel Politikaları ve Öğretmen İstihdamı konulu sunumlarıyla gerçekleşti.

Oturum Başkanı Eğitim-Bir-Sen Gaziantep Şube Başkanı Mithat SEVİN yaptığı konuşmada “Öğretmen öğrenmeyi, öğretmeyi ve insanı yaşama hazırlayan kişidir. Öğretmen sarf gibidir. Öğretmen ülkenin kültürünü, birikimini, nesilden nesile aktaran kişidir. İlk ışığı, ilk aydınlığı götüren, cehalete karşı kurtuluş bayrağı çeken ilk kişidir” dedikten sonra Abraham Lincoln’ün oğlunun öğretmeni için yazdığı mektubu hatırlattıktan sonra panele geçildi.

 

 

ÖĞRETMENİN UFUK SINIRI VE MİSYONU

Eğitim-Bir-Sen ve Memur-Sen Genel Başkanı Ahmet GÜNDOĞDU ÖĞRETMENİN UFUK SINIRI VE MİSYONU konulu sunumda öğretmenlerin, ne kadar iyi niyetli, fedakâr olurlarsa olsun, dün olduğu gibi, bugün de parçası oldukları sistemi tek başlarına dönüştürmeye güçlerinin yetmeyeceğini söyledi. Gündoğdu, önemli dönüşümlerin gerçekleşmesinin asırlar sürdüğünü, her köklü değişimin insanların düşünme, hissetme, eylemde bulunma biçimini etkilediğini ve yeni kişilik tiplerini ortaya çıkardığını kaydetti. Gündoğdu, kapitalin ve teknolojinin, sahipleri için değişimin bir fırsat anlamına gelmesine karşın, bu konuda yetersiz kalanlar içinse sınırsız bir tehdit anlamına geldiğini ifade etti.

 

Öğretmenlerin, tarihin bütün dönemlerinde yüklendikleri misyon ve yaptıklarıyla, toplumların en saygın kabul ettikleri meslekler arasında yer aldığına dikkat çeken Gündoğdu, “Çünkü onlar, hem tek tek bireylerin hem de topyekûn milletlerin geleceğinin belirlenmesinde en stratejik görevler yüklenmiş; doğru zamanda, doğru yerde olmasını bilmiş birer fazilet ve adanmışlık örneğidir. Ancak, bugün işleri her zamankinden daha zordur. Çünkü öğretmenlerimiz, iki farklı ufuk ve iki farklı misyonun hem fatihleri hem de taşıyıcıları olmak zorundadır. İlki, insanın var oluş hikâyesiyle ilgilidir. Çünkü insanın serüveni bu âlemde başlamadığı gibi, bu alemde de son bulmayacaktır. Bu yönüyle manevi bir ufuk ve misyon sahibi olmak zorundadır. İkincisi, maddi dünya ile ilgili olmak zorundadır. Çünkü maddi dünya da, kendine özgü koşullarıyla insanı misyon ve ufuk yarışına sokar” dedi.

 

Bugüne kadar eğitimin amaçları açıklanırken, neredeyse andımız gibi ezberletilen vizyon ve ufkun yakalanabilmesi için dünyadaki emsalleriyle yarışabilecek, uluslararası üniversitelerde öğrenimine devam edebilecek, oralarda ders verebilecek, dünyanın her yerinden çağrı alabilecek nesillere ihtiyacımız olduğunu vurgulayan Ahmet Gündoğdu, “Dolayısıyla küreselleşmenin bize yüklediği rekabet koşulları aynı zamanda bizim misyonumuzun ve ufkumuzun başka bir boyutunu belirlemektedir. Küreselleşen dünyada istenen insan profili aynı zamanda bizim de insan modelimizi, giderek öğretmenimizin ufkunu ve misyonunu belirleyecektir. Çünkü rekabetin kaçınılmaz olduğu bir dünyada, sadece kendi içinde bir yarış düzenleyerek varlığımızı sürdürebilme ihtimalimiz kalmadı” şeklinde konuştu.

 

Gündoğdu, yapılması gerekenleri ise şöyle özetledi: “Öğretmenlerimiz, rekabete karşı rekabet üstü olmak zorundadır. Çünkü rekabet, varlığınızı korumanızı, ayakta kalabilmenizi sağlayacak temel çizgiyi güvence altına almak açısından gereklidir. Rekabet üstü olmaksa, bu temel çizgiden daha yukarı çıkmalarına yöneliktir. Yani öyle değerlere sahip olacaksınız ki,  kimse sizin karşınıza çıkamasın. İktisat terminolojisini kullanarak söylemek gerekirse, “değer tekelleri”niz olmalıdır. Öyle bütünleşmiş değerler sunmalısınız ki, sunduğunuz değerler, öğrencilerin ya da muhatap olduğunuz kitlenin karmaşık, çok yönlü, çok boyutlu gereksinimleriyle bütünleşebilmelidir.”

 

 

UFUK VERME YÖNTEM VE MATERYALLERİ PANELİ

Malatya İl Milli Eğitim Şube Müdürü ve BİLSAM (Malatya Bilgi Yolu Eğitim Kültür ve Sosyal Araştırmalar Merkezi) temsilcisi İhsan GENÇAY’ın başkanlığında gerçekleştirilen panelde, Anadolu Platformu Genel Sekreteri Hüseyin ÖZHAZAR “Okumanın Bahşettiği Ufuk”,  Van Gökkuşağı Derneği Öğretmen Komisyonu’ndan Burhan ŞAHİN “Gezi, Ziyaret ve Deneyle Elde Edilen Ufuk” Anadolu Platformu Koordinasyon Kurulu Üyesi Gazi KILIÇPARLAR “Örnek Hayatların Verdiği Ufuk” konulu sunumlarını gerçekleştiridiler.

 

Panelin ardından SOSYAL ETKİNLİK     kapsamında Gaziantep Şehir Turu gerçekleştirildi, Gaziantep’in otantik mekânları, çarşıları gezildi.

 

YEDİ BAŞLIKTA GRUP ÇALIŞMALARI

Sempozyumun ilk günü son program olarak gece Grup Çalışmaları gerçekleştirildi. Gruplarda üye dernek ve vakıflar üye sayılarına yedi grupta faaliyet yürüterek çalışmalarını raporlaştırdılar. Çalışma yapılan yedi grup:

I. grup: Öğretmenin okuluna ufuk vermesi, II. grup: Öğretmenin STK’sına ufuk vermesi, III. grup: Öğretmenin aile ve çevresine ufuk vermesi, IV. grup: Öğretmenin kendine ufuk vermesi, V. grup: Öğretmenin gençliğe ufuk vermesi, VI. grup: Öğretmenin davetçi ufku, VII. grup: Öğretmenin eğitimci ufku.

 

Sempozyumda 2. Gün:

22 Mayıs 2011 Pazar

 

ÖĞRETMENİN MİSYONU

22 Mayıs 2011 Pazar günü sempozyuma ÖĞRETMENİN MİSYONU konulu panelle başlandı. Anadolu Platformu Koordinasyon Kurulu Başkanı Turgay ALDEMİR başkanlığında, Anadolu Platformu Yüksek İstişare Kurulu Üyesi İbrahim BAHAR ve Anadolu Platformu Öğretmen Komisyonu Başkanı İbrahim Kutlu ÖZMANTAR’ın sunumlarıyla gerçekleşti.

Önceki İçerikHanımeli Derneğinden Bölge Kampı
Sonraki İçerikArap sokağını kana bulayacak gizli ordu! – (İbrahim Karagül)