Anadolu Platformu 4. Genel Kurulu İstanbul’da Yapıldı

0
145

Anadolu Eğitim ve Davet Gönüllüleri Platformu’nun 4. Genel Kurulu 24 Mayıs Cumartesi günü Çınar Kongre Merkezi’nde yapıldı.

 

Genel Kurula Anadolu'nun dört bir tarafındaki 60'a yakın üye kuruluştan 300 civarında delege ile aralarında Sivil Dayanışma Platformu Başkanı Ayhan Ogan, AK Parti Malatya Milletvekili Mustafa Şahin, AK Parti Adıyaman Milletvekili Murtaza Yetiş, İstanbul Üniversitesi Felsefe Tarihi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Cengiz Çakmak, Anadolu Ajansı İstanbul Bölge Müdürü Mustafa Ekici, Muş Alparslan Üniversitesi Eğitim Fak. Dekanı Prof. Dr. Ekrem Atalan, İMH Başkanı Mehmet Güney, İst. Ün. İlahiyat Fak. Kelam Anabilim Başk. Prof. Dr. Ömer Aydın, Arif Altunbaş, Salih Akverdi, İnönü Ün. Öğr. Üy. Prof. Dr. İbrahim Gezer, Üsküdar Bel. Başkan Yard. Sami Er, Arapkir Belediye Başk. Haluk Cömertoğlu, Mardin Artuklu Ün. İlahiyat Fak. Dekanı Prof. Dr. Ahmet Ağırakça, Av. Cüneyt Toraman, Eyüp Bel. Baş. Yard. A. Turan Koçer, Haber10 Genel Yayın Yönetmeni Hikmet Gök, Yazar Ömer Altaş, Hikmet Vakfı Başkanı Yunus Tüzgen, Platformun Yüksek İstişare Kurulu Başkanı Ramazan Kayan ve Kurul üyeleri, Platforma üye dernek başkanların da bulunduğu çok sayıda davetli katıldı.

Anadolu Platformu Koordinasyon Kurulu üyesi Hüseyin Özhazar'ın faaliyet raporunu okumasıyla başlayan program, Koordinasyon Kurulu Başkanı Turgay Aldemir'in açılış konuşması ile devam etti. Konuşmasına, Soma'daki faciada hayatını kaybeden madencilere taziye dilekleriyle başlayan Aldemir, Bosna ve Sırbistan'daki sel felaketine yardım çağrısı yaptıktan sonra, Mısır'daki idam kararları ve 4. yılına girilen Suriye katliamı ile ilgili acilen ortak bir duyarlılık oluşturulması gerektiğini ifade etti.

Siyasal Aklı Önemsediğimiz Kadar Entelektüel İrfanı da Önemsemeliyiz

Aldemir konuşmasında Anadolu Platformunun insanlık davasının mücadelesini veren bir ocak olduğunu belirterek platform olarak adalet nöbeti tutuklarını söyledi. Aldemir konuşmasını şöyle sürdürdü; “Gerek Türkiye, gerekse İslam dünyası olarak önemli bir süreçten geçtiğimiz muhakkak. Bu süreç tarihsel perspektiften bakıldığında olağan bir süreç olarak görülebilir. Bizler inanıyoruz ki tarihi anlamlı kılan bizim eylemlerimizdir. Bu Genel Kurulumuza da bu perspektiften bakılabilir. Biz, tüm varlık âlemine tevhidin hâkim olması için mücadele ediyoruz. Yeni bir medeniyet sıçraması için birçok kavramımızı yeniden ele almamız gerekir. Temel sorun sırtımızı döndüğümüz geçmiş ile belirsiz bir gelecek arasında asılı kalan bir milletin nereye nasıl gideceğine dair net bir yol haritasının bulunmamasıdır. Köklerimizle ufkumuz arasında kuracağımız bağlar bizi geleceğe taşıyacaktır.” dedi.

28 Şubat Cinnet Ortamının Ürünüdür

Ülkemizdeki devlet anlayışının soğuk savaş sonrasında cinnet geçirip halkına topyekûn saldırı başlattığını belirten Aldemir; “Bu dönemde Müslümanlar, Kürtlere ve Alevilere yönelik saldırılar ve provakatif eylemler başlatıldı. Siyasal ve toplumsal keşmekeş oluşturuldu. Onlarca suikast ve öldürme olayları yaşandı. 28 Şubat işte bu cinnet ortamında ortaya çıktı. 2007 yılında Cumhuriyet mitinglerine rağmen halk, inanç değerlerine sahip çıktı. Siyaseti güçlendirirken vesayeti geriletti. 2010 yılında yapılan anayasa değişiklikleriyle rejimin kırmızı çizgilerine ilk kez dokunulmuş oldu.” dedi.

Yeni Türkiye’nin İnşası Sürecinde Sorumluluk Almak için Buradayız

Aldemir konuşmasında ülkemizde yaşanmış zulüm süreçlerini paylaşmak, yapılan haksızlıkları protesto etmek için bir araya gelmediklerini vurgulayarak; “Biz, yeni Türkiye’nin ve yeni dünyanın inşası sürecinde sorumluluk almak için bir araya geldik. Bu yönüyle tarihsel karşılığı olan bir duruş sergiliyoruz. Bizler inanıyoruz ki, “Bir toplum kendi özünde olanı değiştirmedikçe Allah o toplumu değiştirmez.” (Rad 11) Bu tarihsel duruştaki temel değerlerimiz; kurumsal önderlik, katılımcı meşveret, açıklık ve şeffaflık, hesap verebilirlik, gönüllülük, güvenirlik ve aile merkezli bir yapılanmadır. Bu hareket dönemsel bir duruş ya da yapı değildir. Bir kuşak hareketi ya da elitist bir yapılanma da değildir. Biz, her şartta iyilik ve adalet mücadelesi için varız. Bizim bu varlığımız tüm kesimlere güven verici olmalıdır. Bu mücadeleye inanan insanlar olarak hangi coğrafyada ve nasıl bir zaman diliminde yaşadığımızı çok iyi bilmeliyiz.” dedi.

Özgürlükçü İslam Geleneği Gün Yüzüne Çıkarılmalıdır

Aldemir, ideolojik, ırkçı körlüklerin dünyada emperyalistlerin elini güçlendirdiğini, İslam dünyasına ağır bedeller ödettiğini söyledi. "Özgürlükçü İslam geleneği gün yüzüne çıkarılmalıdır. Unutulmamalıdır ki gerçek dindarlık ancak özgür ortamlarında boy verir. Dayatılan dindarlık, dindarlık değil, sadece ikiyüzlülük üretir" diyen Aldemir, Müslümanların en güçlü olduğu dönemlerin en fazla özgürlüklerin sunulduğu dönemler olduğunu belirtti. Türkiye ve İslam dünyasında yapısal krizler yaşandığını ve bunu aşmak için yapısal yaklaşımlara ihtiyaç duyulduğunu belirten Aldemir, en önemli sorunların başında entelektüel çölleşmenin geldiğini söyledi.

İslam dünyasındaki şiddet sarmalı, kadın sorunu, emek sömürüsü, ırk ayırımı, özgürlük açığı üzerine yeniden kafa yorma zamanı olduğunu belirten Aldemir, "Zaman, yeryüzünü yeniden bir selam yurduna, bir barış adasına, bir esenlik vadisine dönüştürme zamanıdır" diye konuştu.

Aldemir, Türkiye ve İslam dünyasında birlik ve beraberliği pekiştirecek çalışmalar içinde olmak gerektiğini de sözlerine ekledi.

Turgay Aldemir’in açılış konuşmasından sonra selamlama konuşmalarına geçildi.

AK Parti Malatya Milletvekili Mustafa Şahin:

70’li yıllardan bugüne çok şeyler değişti. O günkü ideallerini kaybetmeden bugünlere gelenlere selam olsun. Turgay Bey'in konuşması, insanlığın huzuru, adaletin hakim kılınması için yapılan çalışmaların özeti ve manifestosuydu. Bu üstün amaç için çalışan tüm kuruluşlarımıza çok teşekkür ederim.

AK Parti Adıyaman Milletvekili Murtaza Yetiş:

Son Mavi Marmara şehidimiz, Uğur Süleyman ağabeyimize selam olsun. Rabbimiz bizi onun şefaatine nail eylesin. Kıymetli arkadaşlar, az önce Turgay ağabeyimizin ifade ettiği sürece gelebileceğimizi ben hayal edemezdim. Bunun şükrünü eda etmemiz lazım. Öte yandan, coğrafyamız ve hassasiyetlerimiz itibariyle, mevcut durumda üstümüzde düşen büyük sorumluluklar var.

Artuklu Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ahmet Ağırakça:

İslam coğrafyasındaki zulüm ve dünyadaki mazlumiyet hepimizi derinden üzmektedir. Ancak sahih İslam algısına bağnaz yapılar büyük zararlar vermekte. 28 Şubat hayallerimizi baltaladı. Türkiye'deki İslami hareket durmamakta, emin adımlarla yoluna devam etmektedir. Ancak daha ileri hedeflerimiz için gençliği yeniden harekete geçirmemiz gerekmektedir.

İstanbul Üniversitesi Felsefe Tarihi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Cengiz Çakmak:

Bizim dünyayı yeniden inşa hedefimiz var. Ancak bu hedef, bir müteahhit zihniyeti değildir. Mordern dünyanın bilim, varlık, akıl anlayışını Kuran ve Sünnet çerçevesinde yıkabilirsek o zaman başarmış olacağız.

İstanbul Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Kelam Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ömer Aydın:

Ekonomi, siyaset vs. tüm alanlardaki sıkıntılarımızın temelinde Turgay Bey'in de dediği gibi din algımızdaki problemler yatmaktadır. Bu nedenle, yaşamış olduğumuz süreçlerden de ders alarak, sahih İslam algısını hayatın temeline oturtmalıyız. Bu minvalde yapacağımız çalışmalarda her zaman görev almayı istediğimi belirterek, hepinizi selamlıyorum.

Muş Alparslan Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ekrem Atalan:

Anadolu Platformunun çalışmalarını takdirle izliyorum. Bu tür çalışmalarda kadınlara daha çok öncelik verilmesi gerektiğini düşünüyorum.

Avukat Cüneyt Toraman:

Osmanlı Devleti yıkıldıktan sonra, dünyanın en büyük hapishanesinde, en uzun darbe sürecinde yaşadık. Bu süreci 1. yarma girişimi 1920, 2. girişim Menderes, 3. girişim Özal. Bunlar başarısız oldu. Son girişim 2007 deydi ve başarılı oldu. Hak yolda yürüyor.

Genel Kurulda SDP Başkanı Ayhan Ogan, Hikmet Vakfı başkanı Yunus Tüzgen, Prof. Dr. İbrahim Gezer, Eyüp Belediye Başkan Yardımcısı Ahmet Turan Koçer, Araştırmacı Yazarlar Adil Akkoyunlu ve Arif Altunbaş, İstanbul Büyükşehir Belediyesi İl Encümeni Salih Akverdi, Üsküdar Belediye Başkan Yardımcısı Sami Er de birer selamlama konuşması yaparak Genel Kurulun hayırlara vesile olmasını dilediler.

Ayrıca Genel Kurulda Anadolu Platformu üye kuruluşlarından Anadolu Kadın ve Aile Derneği (Akadder) adına başkan Rabia Aldemir, Anadolu Öğrenci Birliği adına Hasan Tekelioğlu, İyilikder adına Genel Sekreter Ahmet Said Öner ve Anadolu Esnaf, Sanayici ve İşadamları Derneği (Anesiad) adına başkan Ali Kılavuz tarafından birer konuşma yapılarak kuruluşların faaliyetleri hakkında bilgiler verildi.

Anadolu Platformu Yüksek İstişare Kurulu Başkanı Ramazan Kayan Mavi Marmara şehidimiz Uğur Süleyman Söylemez, Adıyaman’da vefat eden Ziya Dolaş, Soma maden faciası ve Bosna sel felaketinde vefat edenler için taziye dileklerini belirterek başladığı konuşmasını; “Bu genel kurulda dertleşmek için, yeni dertleri nasıl omuzlayacağız, insanlığın nasıl umudu olacağız, bunu konuşmak için bir araya geldik. Bir gün Anadolu Platformu'nun eğriliklerini gördüğünüzde, sizden beklediğim, her halükarda sahip çıkarak düzeltmenizdir. Gettolaşmamak ve güç zehirlenmesine düşmemek lazım.” dedi.

Konuşmaların ardından Yüksek İstişare Kurulu ve Koordinasyon Kurulu üyelerini belirlemek için seçim yapıldı. Yapılan seçimin sonunda Yüksek İstişare Kuruluna;

Ramazan Kayan, İbrahim Bahar, Ümit Aktaş, Rabia Aldemir, Süleyman Dağ, Davut Güler, İbrahim Gezer, Necip Cengil, Nesrin Karataş, M. Hanifi Fırat, Altan Özkanlı, Kamer Çamurluoğlu, Mahmut Kaçmazer, Mehmet Kayış, Mustafa Doğu ve Ersin Eryılmaz seçildiler.

Koordinasyon Kuruluna ise; Turgay Aldemir, Mehmet Alpcan, Ahmet Çamurluoğlu, Gazi Kılıçparlar, Tamer Çalhan, Hüseyin Özhazar, Özkan Soyluoğlu seçildiler.

Seçimlerin ardından Anadolu Platformu YİK Başkanı Ramazan Kayan tekrar kürsüye gelerek Genel Kurulun hayırlara vesile olması için dua etti. Genel Kurul seçimlerde Koordinasyon Kurulundan en çok oyu alan Turgay Aldemir’in teşekkür konuşması ile sona erdi.