Ana Sayfa Kategoriler Haberler Anadolu Buluşmaları: Vasat ümmete doğru

Anadolu Buluşmaları: Vasat ümmete doğru

0
Anadolu Buluşmaları: Vasat ümmete doğru

“Böylece biz sizi, insanlara şahit (ve örnek) olmanız için vasat bir ümmet kıldık; peygamber de üzerinizde bir şahit olsun.” Bakara/143

Anadolu Platformu tarafından düzenlenen 10.Anadolu Buluşmaları Programı, "100 Yıllık Muhasebe ve Yeniden İnşa" üst başlığı ile 25-30 Ağustos tarihleri arasında Kızılcahamam'da gerçekleştirildi. Türkiye'nin değişik bölgelerinden gelen 1150'yi aşkın davet ve eğitim gönüllüsü, dünyanın, ümmetin ve Türkiye'nin son yüzyılını değerlendirmek ve yeni bir inşa sürecinin paradigmalarını belirlemek için yaklaşık bir hafta süren ve bazen gece yarılarına kadar devam eden yoğun çalışmalarda zihinsel çaba harcadı.

Programa farklı ülkelerden katılan katılımcılar ise; Anadolu'nun bir zamanlar bir parçası olduğu coğrafyalar ile yeniden buluşmasını sağlarken, aynı zamanda Anadolu Buluşmaları'nı gerçekleştiren köklü geleneğin, bu ülkede evrensel ümmet anlayışını temsil eden sınırlı sayıdaki İslami hareketlerden biri olduğunu bir kez daha gösterdi. Anadolu'nun uzaktaki kardeşleri ile buluşması, katılımcılara söz konusu ülkelerdeki siyasal ve toplumsal süreçleri sahih şahitlerden öğrenme ve daha derinden hissetme imkânısağladı ve Anadolu Müslümanları, hem Mısır, Suriye ve Filistin Müslümanlarının deneyimlerini öğrenme hem de Türkiye İslamcılığının birkaç yüzyıllık deneyimlerini misafirlerine aktarma fırsatı buldular.

Bir haftalık süre içinde, her biri değişik alanlarda otorite olan ve bir kısmı ümmetin uzak coğrafyalarından aramıza katılan siyasetçiler, akademisyenler ve aydınlar insanlığın ve ümmetin son yüzyılını farklı cepheleriyle işleyerek katılımcılara, önemi asla göz ardı edilemeyecek entelektüel bir ziyafet sundular.Ancak Anadolu Platformu’nun kurumsal vizyonunu ve bu kurumsal yapıya ruh veren İslami hareketin gelmiş olduğu sonnoktayı doğru algılamak açısından Platform adına konuşan kişi ve kurulların söylemleri ve iddiaları ayrı önem bir taşıyordu.

Anadolu Platformu adına yapılan konuşmalarda, en azından benim açımdan, en dikkat çekici olan nokta ümmetin kendi “Aşırılıklar Çağını” yaşadığı bu günlerde, vasat/orta/dengeli bir dilin ve söylemin kullanılmaya çalışılmasıydı. İslam dünyasının mezheplerini, tarikatlarını ve cemaatlerini din haline getirenler ile tarihsel ve sosyolojik bir gerçek/olgu olan mezhepleri, tarikatları ve cemaatleri tamamen yok sayan/yok etmeye çalışan aşırılıklar arasında debelendiği ve bu yapılar arasındaki teferruatların cinayet ve katliamlara bahane olduğu bir dönemde, aslında zenginliklerimiz olan farklı yorumlara hak ettikleri değeri vermek, dengeli ümmet olma arayışının bir yansımasıydı.

Oy kullanmayı küfür sayanlar ile oy pusulasına muska muamelesi yapanlar arasında sıkışmış olan İslami Hareket’in en acil ihtiyacı, iktidarlarla dengeli ilişkiler kurabilecek ilkeli, özgün ve özgür kurumlardır. Anadolu Platformu adına konuşanlar, sırf İslami olma iddiasından dolayı iktidara eklemlenerek devletin içerisinde erimekte olan konformist anlayışla, her koşulda iktidara muhalif olmayı adeta bir itikat meselesi haline getirmiş olan anarşik anlayışlara karşı; hükümet ile olan ilişkilerin “iyiliği teşvik etmek, kötülüğe engel olmak”ilkesi üzerinden kurulması gerektiğini vurguladılar.Bu vurgu çok önemliydi, çünkü böylesibir orta yol hem İslami iddiaları olan mevcut iktidarın menfaatinedir, hem de İslami Hareket’in iktidardan bağımsız/özerk hareket edebilenve sadece kendi dinamikleri ile gelişen bir geleneğe evirilmesine katkı sağlayacaktır.

Kuşkusuz Türkiye İslamcılığına yönelik en büyük meydan okuma Müslüman Kürtleri sadece“Kürtlük” veya “Kürdistanilik” kimliği üzerinden oluşturulacak ve Kürtleri ümmetin genelinden koparacak dar bir etnik ve/veya coğrafi kimliğe mahkûm etmeyi hedefleyen bir proje ile sadece Türkiye’deki değil Ortadoğu’daki Kürt varlığını da sorunsallaştıran tekçi, devletçi, inkârcı ve dolayısıyla bölücü olan İslami oluşumlardır. Platform temsilcilerinin bu meydan okumaya karşılık “Kürdistan da, Suriye de, Mısır da, Anadolu da bizimdir, ümmetindir” haykırışı bu meydan okumalara verilen evrensel bir cevap olmuştur.

Anadolu Platformu’na ruh veren geleneğin zihinleri ve gönülleri ulus-devletlerin sınırlarıyla, ulusal çıkarlarla ve mezhepçi/meşrepçi tartışmalarla bölünmemiş bir Müslüman birey inşa etme çabası, her gün yeni bir farklılık/teferruat üzerinden bölünen ve bölündükçe dirhemdirhem yok olan Müslümanlara umut verecek soylu bir arayıştır.

AncakPlatformun tüm samimiyetine rağmen, bu çaba da eksiksiz değildir. Sonraki yıllarda yapılacak programlara Anadolu’nun göreceli olarak daha ihmal edilmiş bölgelerinden, Alevilerden, Suriye, Irak ve Türkiye’deki Kürt bölgelerinden, Balkanlardan, Batı’dan ve Güneydoğu Asya Müslümanlarından yapılacak katılımlarla ümmeti Anadolu ile buluşturan daha kuşatıcı, daha katılımcı ve daha çoğulcu buluşmalar gerçekleştirilebilir. Çünkü vasat/dengeli ümmete ancak farklıların özgürce konuşulduğu, geniş katılımlı, iyi niyetli, hedef odaklı, verimli ve metodolojik tartışmalarla varabiliriz.

Anadolu Platformu ve Anadolu Buluşmaları kendiliğinden ortaya çıkan kurum ve kavramlar olmayıp, geçmişi en az yarım yüzyıllık olan bir geleneğin ürünleridir. Gönül isterdi ki, 100 yıllık muhasebenin yapıldığı bu buluşmada, bu kurum ve kavramlara can veren o köklü geleneği ve bu gelenek için emek vermiş olanları tanıtacak/hatırlatacak sine-vizyon gösterileri, sergiler ve toplantılar da yapılsaydı. Sadece bir vefa gösterisi için değil, geçmişten bugüne bir köprü kurmak, o uzun tarihin muhasebesini yapmak ve geleceği inşa sürecini başlatırken geçmişe de sırt çevirmediğimizi ve hala geçmişimizle sağlıklı bir ilişki kurabildiğimizi de göstermek adına…

Kaynak