Amerika Esad’a ne diyebilir? – (Ardan Zentürk)

0
141

Michael Bloomberg Yahudi bir ailenin evladı olarak 1942’de doğdu. Toplam 19.5 milyar dolarlık servetiyle Amerika’nın en zengin 12’nci adamı.

Michael Bloomberg Yahudi bir ailenin evladı olarak 1942’de doğdu. Toplam 19.5 milyar dolarlık servetiyle Amerika’nın en zengin 12’nci adamı. Aynı zamanda New York Belediye Başkanı. Siyasete Demokrat olarak başlayıp 2001’de Cumhuriyetçi olan bir karakter. Bugünlerde “bağımsız” bir çizgisi var. Son günlerde sivil göstericilerin üzerine tam teçhizatlı polisini göndermesiyle ünlenmiş durumda!..

Eğer, Bloomberg gibi bir karakteri New York’un belediye başkanlığına seçmişseniz yapacaklarını biliyor olmalısınız…O, Amerika’nın toplam finansının başında bulunan yüzde bir nüfusun temsilcisi olarak oturuyor o koltukta…Bu nedenle, “Wall Street’i işgal” eylemcilerinden nefret ediyor. Ona göre, servetini borçlu olduğu kapitalizm, sorgulanamaz…

Biliyorsunuz, binlerce Amerikan vatandaşı aylardır New York’un Zuccotti Parkı’nda sistemi protesto ediyor. Silahsız insanlar, çadırlarıyla yerleştikleri parkta, sosyal eşitlik, işsizliğe çare ve daha güzel bir dünya için çaba gösteriyorlar. Geçtiğimiz Perşembe günü New York polisi, (Amerikan polis devletini yücelten TV dizilerinden kendilerini NYPD olarak tanıyoruz) tam teçhizatlı olarak parkı bastı, insanlara karşı olağanüstü şiddet kullandı, yüzlerce göstericiyi de tutukladı. Bütün bunlar, özgürlük ülkesi olarak adlandırılan Amerika’da yaşandı!..

NYPD’nin copları inip kalkar, insanlara biber gazları sıkılırken Bloomberg medyaya, “Ne yazık ki, bazı göstericilerin polise karşı gösterdikleri sert direniş polisin kendisini korumasına ve bazı sert önlemleri almasına neden oldu” diye konuşuyordu.

Bugünlerde benzer sözleri bir başka ülkenin başkentinden de duyuyoruz…

Suriye’deki Baas rejiminin, silahsız-sivil göstericileri katlederken arkasına sığındığı gerekçe, “göstericilerin arasına silahlı kışkırtıcılar sızıyor, Suriye askeri kendini korurken siviller de hedef olabiliyor” şeklinde. Bu açıklamanın, New York Belediye Başkanı’nın masum göstericilerin üzerine “robocop”larını gönderirken söylediklerinden ne farkı var?

New York polisinin Zucotti Parkı’na saldırdığı dakikalarda -tesadüfe bakın(!)- Amerika’nın dört bir yanındaki benzer gösteri alanlarına polis saldırılarının yaşandığını ülke çapında yaklaşık 500 kişinin tutuklandığını, “İşgal et” kamplarının zor kullanılarak dağıtıldığını gördük.

Üstelik, Amerikan medyasının göstericileri bir anda “terör yanlısı” ve “anarşist” olarak nitelemeleri aynı döneme rastladı.(New York baskını yaşandığında CNN’in alt yazısı Occupy Wall Street Anarchy -Wall Street’i işgal et anarşisi- idi, CBS ise masum insanlar polis dayağı yerken gösterilerin şiddete dönüştüğü iddiasını pişkinlikle ekranına taşıdı.)

Belli ki “egemen” güçler, sistemin bu ölçüde sorgulanmasından rahatsızdı. Nitekim, ülke çapında polisin göstericilere müdahale etmesini yorumlayan Beyazsaray sözcüsünün şu söyledikleri ne tür bir Amerikan başkanıyla karşı karşıya olduğumuzu göstermesi bakımından önemli: “Başkan, Amerika’nın toplanma, gösteri yapma ve fikir özgürlüğü geleneğinin, kanun ve istikrarın sağlanması girişimleriyle desteklenmesi gerektiğine inanmaktadır.”

Suriye diktatörü Beşar Esad, Barack Obama’nın ülkesindeki sistem muhalifi göstericilere karşı kullandığı aynı gerekçeler ile insanları öldürüyor!..

“Süper gücünün” 11 Eylül terör saldırılarından bu yana özgürlükçü geleneklerinden, baskıcı bir geleceğe yelken açtığı (Amerika’nın yakın gelecekteki Başkan’ının Putin tarzı biri olması halinde sakın şaşırmayın), Avrupa’nın “egemen büyüklerinin” bankalara borçlarını ödeyemeyecek İtalya ve Yunanistan gibi ülkelerde “ara rejim-teknokrat hükümetleri” tezgahladıkları bir dönemde Ortadoğu’da sağlıklı demokratik süreçlerden söz ediyoruz!.. Böyle bir Amerika ve böyle bir Avrupa ile…

Geçiniz…

Böyle bir dünyada “Arap Baharı” denilen kavramın “gerçek” ve “kalıcı” olduğuna inanmak için ya çok iyimser, ya da hayal gücü çok geniş olmak gerekiyor…Kaddafi’nin linç görüntülerinin “tepkisiz” ve “olması gerekenmiş gibi” karşılandığı bir dünyada artık her şey olabilir…

Sahi… Tahrir Meydanı acaba neden yine hareketlendi?

 Star


———————————-
Ardan Zentürk
 
DİĞER KÖŞE YAZILARI