Allah imhal eder, ihmal etmez – (Ramazan Kayan)

0
214

Üç bin yıl öncesi… O çağın diktatörlerinden, firavunlardan bir firavun… Sihirleri ile statükoyu ayakta tutan sihirbazlar, hakkı görünce teslim olmuş, hidayete ermişlerdi.

Firavun köpürüyor, terörle mücadele yasalarını devreye koyuyordu:
Firavun; “Ben size izin vermeden ona iman ettiniz ha! Mutlaka o, size sihri öğreten büyüğünüzdür. Yakında bilip göreceksiniz siz! Andolsun, ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama keseceğim ve hepinizi asacağım.” dedi.
Sihirbazlar şöyle dediler: “Önemli değil, zararı yok, zaten biz mutlaka Rabbimize döneceğiz.” (Şuara, 49-50)
İstikbar ve istibdat rejiminin en ağır cezaları, imanı silmek ve müminleri sindirmek için anında yürürlüğe giriyor… Tehditler, tacizler, tahakküm ve tuğyanlar müminlerin imanını biliyor, ölüme gülümsüyorlar… Cellatlarına acıyorlar…
“Hangi ceza yasalarını uygularsanız uygulayın bizim nezdimizde hiçbir önemi yok. Biz, Allah’a ulaşmayı hedeflemişiz.”
Ölümle barışık yaşayanlara kim, ne yapabilir?
 
Ahireti önceleyenlerin akıbetlerinden bir endişeleri yok ki! Şahitliklerini şehadetle taçlandıranların tarihe düştüğü not bugünde etkisini gösteriyor…
 
Yer yine Mısır… Tarih ve aktörler değişse de, imanın istikbara karşı onurlu direnişi kesintisiz devam ediyor…
 
Çağdaş firavun Sisi’nin kan, zulüm, şiddet ve baskısı zulüm tanımıyor… Korku afakanları içinde yağdırılan idam cezaları…
 
Tam 106 idam, bir celsede…
Mursi, Kardavi, Bedii liste başı…
Ölüm fermanlarını, idam kararlarını beyaz giysiler içinde, demir kafesler arkasında tebessümle karşılayan yiğitler…
Ölüme gülümsüyor, firavunları küçümsüyorlar…
Mursi: “Allah bize yeter!”
Kardavi: “Bu kararların hiçbir geçerliliği yoktur.”
Bedii: “Bizim ölüm kararımız yeryüzünde değil, gökyüzünde verilir.”
Mısır zindanları dün olduğu gibi bugünde diri ve duru yiğitleri ağırlıyor.
Nil’in çocukları ses veriyor, ümmetin suskunluğunu sonlandırmak için…
Biliyoruz ki, İhvan iktidar içgüdüsü ile harekete geçmiş değil, onur ve özgürlük sevdası ile alanda ve zindanda destansı yürüyüşünü sürdürüyor…
İhvan örgütlerden bir örgüt olsaydı belki çoktan yok edilebilirdi. Ancak İhvan İslam’ın son yüzyılda bir varoluş biçimidir… Direniş mektebi… Ümmetin küllerinden yeniden diriliş muştusudur… Akideye dayalı bir duruşun adıdır, İhvan…
Körfez ülkeleri, ihanet içerisindeki işbirlikçi yönetimler, Arap Ligi, İİT vb. kör ve sağır bir dünyanın bataklığında batsalar da, imanların bedelini ödeyen adanmışlar, yüzümüzü ağartıyor, çağa tanıklıklarını sürdürüyorlar…
 
Küresel kaosu, karanlık kumpasları sonlandırmaya kararlılar… Mursi, batının sihirli kavramlarının büyüsünü bozdu… Demokrasi, özgürlük, insan hakları söylemlerinin hangi iğrençlik ve kirlilikleri örttüğünü deşifre etti…
 
İhanetin, işbirlikçiliğin, ifsadın, simgesi olan Sisi’nin arkasında sıraya dizilenlerin gerçek suratları ve niyetleri faş oldu…
Anlı şanlı demokratlar dut yemiş bülbüle döndü…
 
Batı uşakları mazlum halkların direnişini kırmak için adalet adına işlenen cinayet ve rezaletlere onay verdiler… Ancak oyun bozuldu, sihir çözüldü… İnanan insanlar hayatlarını kaybediyor fakat o insanların davaları kazanıyor…
Şimdi bize düşen görev; Mısırda darağacına yürüyen yiğitlerin mirasına, misyonuna, mesajına ve mektebine sahip çıkmaktır…
Mısır intifadası itidal ve istikamet üzere gelecek kuşaklara hayat iksiri sunuyor…
“Sakın, Allah’ı zalimlerin yaptıklarından habersiz sanma. Allah, onları ancak gözerin dehşetle bakakalacağı bir güne erteliyor.” (İbrahim, 4)
Allah imhal eder, ihmal etmez…

———————————-

Ramazan Kayan

 

DİĞER KÖŞE YAZILARI