AK Parti makası açıyor – (Ali Bayramoğlu)

0
86

Bunda AK Parti`nin değişim ve reform politikalarından olumlu sonuçlar alması, ekonomik ve siyasi istikrarı temsil etmesi, kamu hizmet kalitesini yükseltmesi ve bu siyasi partinin Türk siyasi tarihinin en güçlü liderlerinden biri tarafından yönetilmesi etkili oldu

Türkiye son dönemde “AK Parti ve CHP denklemi”yle, bu iki partinin yaptıkları ve yapmadıklarıyla “fiili bir tek partili demokrasi düzeni” üretti.

Bunda AK Parti`nin değişim ve reform politikalarından olumlu sonuçlar alması, ekonomik ve siyasi istikrarı temsil etmesi, kamu hizmet kalitesini yükseltmesi ve bu siyasi partinin Türk siyasi tarihinin en güçlü liderlerinden biri tarafından yönetilmesi etkili oldu.

Ancak “yeni düzen”e CHP`nin önemli katkıları olduğunu da gözardı etmemek gerekir.

Değişim karşısında tedirginliği, endişeyi ve itirazı temsil eden, kültürel kimliklerden dış siyasete, sosyal politikadan Kürt sorununa kadar, bırakın zamanın ruhunun yanından geçmeyi, topluma değmeyi bile beceremeyen CHP`nin bu duruşuyla fiili tek parti demokratik düzenin yerleşmesinde esaslı bir rolü olmuştur.

Kürt sorununda “siyaset ve çözüm fikri”ne direnç ve itirazdan başka siyasi anlam taşımaz hale gelen, AK Parti`nin ulusal özgüven dili ve politikalarıyla milliyetçi alanda boşa düşen MHP`yi aslında hiç saymamak gerekir.

Tek soruna endeksli, Kürt siyasi hareketinin siyasal yüzü olmanın ötesine geçemeyen, BDP`nin durumu da siyasal düzene ağırlık koyma bakımından çok farklı değil, yani etkili değil.

2010 seçimleri öncesi bu tablo bir miktar seçmeni oy kullanmamaya ya da faydacı davranışa itiyor, kendisine yakın parti bulamayan bir kitleyi depolitize ediyordu.

Ancak kabul etmek gerekir ki, son genel seçimlerde bu psikolojik blokaj kırıldı ve katılım-oy-temsil nispeti en yüksek parlamentoya ulaşıldı. AK Parti bu koşullarda tüm alanları kaplayarak tam bir siyasi hegemonya kurdu.

Ve bugün itibariyle bu dengede değişiklik yaratacak tek bir rüzgar kıpırtısı yok…

“Fiili tek partili bir demokrasi düzen” sözü karşılıksız değil…

Nitekim bir süredir önümüzdeki dönem kimin iktidara geleceğini, siyasi iktidarın nasıl şekilleneceğini siyasi partiler arasındaki rekabete, dengelere bakarak tartışmıyoruz.

Bunları AK Parti`nin içinde yaşanacak değişiklikler üzerinden ele alıyoruz.

Biliyoruz ki, Tayyip Erdoğan`ın 2014`te Çankaya`ya çıkması muhakkak.

Biliyoruz ki bu durum AK Parti`de iç iktidar dönüşümü ifade edecektir.

Yine biliyoruz ki, aynı durum (hem Tayyip Erdoğan`ın siyasi gücü hem doğrudan seçilecek olmasından ötürü) Çankaya`nın siyasi sistem üzerindeki ağırlığını arttıracaktır.

Özetle Türkiye`yi AK Parti üzerinden tartışıyoruz…

Japonya ve Meksika`yı andıran bir demokratik düzen, yani hep aynı partinin iktidarı, iktidar dönüşümünün ise o parti içinde kadro ve yönetici değişikliğiyle yaşandığı bir siyasi yapı…

CHP bu vahim gerçeği idrak etmenin uzağında seyrederken, AK Parti sonuç itibariyle bu durumu derinleştirecek bir yeniden yapılanma peşinde koşuyor.

Tayyip Erdoğan`ın HAS Parti`ye, SP`ye, DP`ye, BBP`ye yönelik politikaları ve Numan Kurtulmuş hamlesi bu duruma açık örnektir

Hafta içinde bu konuyla ilgili Star Gazetesi`nde Karaalioğlu ve Akdoğan imzalı iki önemli yazı çıktı.

Karaalioğlu yazısında tam isabetle, “AK Parti, üzerinde bulunduğu siyaset alanını derinleştirmeye ve adını verdiği merkezi mikro-makro planlarda tanzim etmeye devam ediyor. Erdoğan`ın imam hatip okulları için verdiği mesai de Numan Kurtulmuş`un partisine katılımı için yaptığı görüşmeler de temelde aynı eksende adımlardır…” tespitini yapıyordu.

Akdoğan ise içeriden bir vurguyla, “AK Parti demokrasi zemininde farklı kesimlere ve kendi havzasındaki farklı gruplara açılıyor, özünü yitirmiyor. Bu süreci iki kurumsal yapının birleşmesi değil, belli kişilerin bir harekette bütünleşmesi olarak görmek daha doğrudur” diyordu.

AK Parti sağı harmanlıyor, solun bir kısmına el atıyor, belli ki sadece Türkiye`yi değil kendisini de 2023 sonrasına hazırlıyor…

Diğerleri seyrediyor…

 Yenişafak

———————————-
Ali Bayramoğlu
 
DİĞER KÖŞE YAZILARI