Afganistan, Irak ve Libya; Bu Oyun Ne Kadar Sürecek? – (Adnan Boynukara)

0
134

Bölgenin yetimleri olan Filistinliler için harekete geçmeyi aklından dahi geçirmeyen uluslararası karar mekanizmaları, aniden çalışmaya başladı

Ve Batılılar, ‘sivil katliamı durdurmak’ gerekçesiyle, Libya’ya saldırdılar. Sivillerin katledilmesinin önlenmesi ve ‘demokratik sistemin’ kurulması gibi gerekçelerle desteklenen müdahale, yeni kıyımlara yol açmaya başladı. Aslında biz bu filmin benzerini son zamanlarda çok izledik, Afganistan’da ve Irak’ta… Arap coğrafyasında ortaya çıkan ayaklanma süreçleri içinde kurulan oyunlar, bölgeye yönelik müdahalenin gerekçesi haline getirildi. Bahreyn’de ortaya çıkan hak taleplerinin Suudi Arabistan askerlerince bastırılması, Yemen’de göstericilere ateş edilmesi ve sıkıyönetimin ilan edilmesi, onlarca yıldır ‘elini öptükleri’ Kaddafi’nin ürettiği şiddet ortamının ateşlenmesi için zemin hazırlanması…

Uzun zamandır Libya’da devam eden şiddete seyirci kalındı. Yani, koşulların olgunlaşması için zemin arandı ve hatta bu zemin için şiddet teşvik edildi. Bölgenin yetimleri olan Filistinliler için harekete geçmeyi aklından dahi geçirmeyen uluslararası karar mekanizmaları, aniden çalışmaya başladı. İnsani kaygılarla dillendirilen, şiddeti önleme talepleri bile, Batılı emperyalistlerin, ‘insani’ gerekçeli müdahalelerine ilişkin kamuoyu oluşturma sürecinde kullanılan bir araca dönüştü.

Olup bitenlerin tümünü bir özgürleşme süreci olarak tanımlamaya çalışanlar ve ‘insani’ bir müdahale olarak gösterenler ne dünya tarihinden, ne de Afganistan ve Irak’ta yaşanan ve hala devam eden insanlık dışı uygulamalardan haberdar değiller…

Afganistan’da Olan Ne? ABD, insanlık tarihinin tanıdığı önemli katillerden birisi olan Bush’un emriyle Afganistan’a saldırmıştı. Hatırlayanlar iyi bilir, önce ağır bir hava saldırısına, sonra da kara birlikleriyle ülke işgal edildi. Afganistan işgaline, “özgürlük harekatı” adı verilmişti. Afganistan’ın işgali için İkiz Kulelere yapılan saldırının sorumlusu olarak gösterilen (1) Usame Bin-Ladin’in Afganistan’da bulunduğuna ilişkin iddianın yanı sıra, (2) bölgenin insanlarını yoksulluktan kurtarmak, (3) Buda heykellerini havaya uçuran, (4) kadınları Burka giymeye zorlayan Afganistan’a demokrasi ve insan hakları getirmek gibi gerekçeler dillendirilmişti… İşgal, 10 yıldır sürüyor…

Usame Bin Ladin bulunamadı… Demokrasi ve özgürlük gibi gerekçeleri anımsayan dahi yok… On binlerce sivil hayatını kaybetti… Sivillere yönelik saldırılar görmezlikten gelindi… ABD ve işbirlikçisi NATO, Afganistan’daki hakimiyetini kaybetti… Şeytan ilan edilen Taliban, egemenliğini Pakistan’ın içlerine kadar yaygınlaştırdı… Taliban ile görüşmenin yolları aranır oldu… Burka’dan kurtarılmaları öngörülen binlerce kadına işgal güçlerinin askerleri tecavüz etti…

Peki Irak? Irak’ın işgal edilmesi için diktatör Saddam Hüseyin üzerinden onlarca gerekçenin üretilmesi için zemin hazırlandı.

Acımasız bir diktatör olan Saddam Hüseyin, ABD’nin işbirlikçisiydi. İran devriminin bölgeyi etkilememesi için Saddam silahlandırıldı… İran’la savaşa sokuldu… Savaşın 8 yıl sürmesi sağlandı… Yüz binlerce insanın öldürülmesine göz yumuldu. Halepçe’ de, binlerce Kürdün öldürülmesi için kimyasal silah kullanmasını, ‘demokrasi ve insan hakları’ havarisi kesilen ABD ve AB izlemekle yetindi… Kuveyt’in işgal edilmesi tezgahlandı… Bu tezgah üzerinden baba Bush Irak’a yönelik hava saldırısı başlattı… ‘Demokrat Clinton’, ‘insani’ bir politika izledi. Petrol karşılığı gıda anlaşması imzalandı ve zorla uygulandı…

Sonra oğul Bush çıktı ve Irak’a saldırı emri verdi. Saldırının birkaç gerekçesi vardı. Irak’ın elinde kitle imha silahları vardı ve mutlaka yok edilmeliydi. Eğer bunları kullanırsa kendi halkını ve çevresindeki ülkelerde yaşayanları öldürebilirdi. Irak’ın elinde kitle imha silahları olmadığı birkaç yıl sonra ortaya çıkacaktı. ABD’nin Irak saldırması ve işgal etmesinin ikinci önemli gerekçesi Iraklıları Saddam’ın zulmünden kurtarmak, Irak’a demokrasi ve özgürlük getirmekti!

Peki, bu işgalin sonucunda ne oldu?

Resmi kayıtlara göre bir milyondan fazla Iraklı öldü ve ölümler hala devam ediyor. ABD, bir kısım askerlerini çekse de, hala her yerde ve her şeyi kontrol ediyor. Irak’a demokrasi yerine daha fazla açlık, ölüm ve kaos hakim. Ülke bölünme aşamasında… Mezhep çatışmalarının zemini yaygınlaştı…

Ve Libya Ve bugün de aynı oyun Libya’da oynanıyor. ‘Sivil insanlar öldürülmesin’ diye Libya’ya yapılan müdahaleyi destekleyenler, bu durumun, Irak ve Afganistan’dan farklı olduğunu söylüyor. Fakat bu farkın ne olduğunu ortaya koyan yok. Bakın, dünya tarihinin ortaya koyduğu temel bir gerçek var. Bu gerçek ise dışarıdan, Batılılar tarafından yapılan müdahalelerin hiç birisinin ne özgürlük, ne demokrasi ve ne de refah getirmediğidir.

Libya’ya yönelik bu saldırılar sonrasında oturup analiz yapıldığında, ortaya çıkan tablonun Vietnam, Afganistan ve Irak’tan farklı olmadığı görülecek.

Çünkü oynanan oyun aynı…

Önce; diktatörleri güçlendiriliyor, çevrelerine ve kendi halklarına zarar vermeleri için kışkırtıcı atmosfer hazırlanıyor, silahlanmaları için zemin oluşturuluyor ve silah satılıyor…

Sonra; insanı müdahale için kamuoyu oluşturuluyor, uluslararası karar mekanizmaları işletiliyor, hava saldırısı yapılıyor, ülke işgal ediliyor, kaynaklarına el konuluyor ve kukla bir yönetim kuruluyor… Peki, insanlık; ne zaman bu oyunu fark edecek ve “bizim amacımız sivilleri korumak, demokrasi ve özgürlük getirmek, insanları baskılardan kurtarmak ve kendi kaderlerini tayin etmelerini sağlamak” gibi yalanlara daha ne kadar inanacak?

Haber10

———————————-
Adnan Boynukara
 
DİĞER KÖŞE YAZILARI