Adana’da Suriye Kardeşlik gecesi

0
111

Ülfet Eğitim ve Yardımlaşma Derneği ve Barış Radyonun birlikte organize ettiği ‘Suriye Kardeşlik Gecesi’ne ilgi büyüktü.

Gece ilk olarak Suriye’de yaşanan insanlık dramını anlatan kısa bir sinevizyonla başladı.

Kurtuluş Kılınç’ın sunumuyla devam eden program Halit Kalan Hoca’nın tilavetiyle devam etti.

Programa birçok direniş eserleriyle bilinen Erdoğan Akın, iki yeni eseriyle destek verdi.

Ülfet Derneği Yönetim Kurulu Üyesi ve Barış Radyo Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Eraslan selamlama konuşmasında şunları söyledi:

“Bizler her türlü imtihandayız. Çeçenistan’da, Filistin’de, Türkistan ve diğer bölgelerde denendik. Adana İncirlik Üssü’nde kutsal kitabımız Kur’an-ı Kerim’i ABD askerleri parçaladı, bu da bir imtihandır. Önemli olan duruşumuzdur. Bizlerin yolu Allah’ın evinin yoludur, yolu para olanları Allah ıslah etsin. Bir elin sayısını geçmeyen insanlar var Suriyeli kardeşlerine yardım etmek, ilaç yetiştirmek isteyen… Sitem etmek için değil daha çok duyarlı olmamız için anlatıyorum. Dün bir mülteci kampındaydık, sınırdan içeri girdiğimizde orada artık güvenliğin olmadığını söylediler. Önemli olan Allah için ölmek değil mi? 8-10 çocuklu bir aile bir camiye sığınmış, adam kızlarım var diyor, bir çadır veriyorlar. O kadar insan birkaç battaniyeye sarılıp ısınmaya çalışıyorlar. Çocuklar uyurken mum düşüyor ve çadır yanıyor. Baba çadıra döndüğünde ise 6 çocuğunu ölmüş buluyor.  Şimdi siz söyleyin, bu halde olan kardeşlerimize yardım etmeyecek miyiz? Onlar bizim Allah misafirimiz değil mi?”

SURİYE HALKININ SİZE İHTİYACI VAR

Anadolu Platformu Suriye Koordinatörü Mahmut Kaçmazer, Suriyelilerin yıllarca susturulduktan sonra Hama’nın intikamını almak için ayaklandığını söyleyerek, “Bu direnişin adı her ne olursa olsun, ister cihad, ister ayaklanma, ister devrim, ister kıyam… Sözün bittiği yerde direnen bu halkı selamlıyorum” dedi.

Kaçmazer, kayıt dışı binlerce mülteci olduğunu dile getirdi. Müslümanların üzerinde komşuluk, akrabalık ve kardeşlik haklarının olduğunu söyleyen Kaçmazer, “Zalimler bizi tellerle ayırdı, hani diyor ya Peygamber Efendimiz (sav)Komşusu açken tok yatan bizden değildir.” “Kim bir Müslüman’ın sıkıntısını giderirse Allah’ta onun sıkıntısı giderir.” İşte o gün bugündür. İnancımızı ete-kemiğe bürümenin vaktidir. Ben Suriyeli hamile bir bacımı soğuk betonda yattığını görünce insanlığımdan utanıyorum. Suriyeli bir yaralıya “ne güzel senin Allah’a götürecek bir şeyin var” dedim. O ise bana “Abi biraz daha acım dinsin o zaman canımı O’na vermeye gideceğim” dedi. Biz bir ümmetiz, onların yaralarını sarmamız gerekmez miydi?” diyerek Suriyeli mazlum halkın çok fazla yardıma ihtiyacı olduğunun altını çizdi.

YARDIMLARINIZ MİNNET DEĞİL KARDEŞLİK HAKKIMIZDIR

Suriye Gençlik Derneği Başkanı Osman Han Süleyman’ın konuşması katılımcılara duygulu anlar yaşattı. Süleyman, Suriye’de zulüm altında doğup büyüdük, 50 yıldır susturuluyoruz” dedi ve şöyle devam etti. “1963’ten beri zulüm altında olan Suriye halkına yapılan zulümler 1980’li yıllarda zirve yaptı. 42 bin masum insan Hafız Esed tarafından Hama’da katledildi. Binlercesinden hala haber alınamıyor. Türkmenleri Türklerle görüşüyor diye zindanlara attı. Yıllarca hapis yatmış ve özgürlüğüne kavuşmuş olan Suriyeli için dram bitmiyor. Hapisten çıkan adamın ailesi yıllarca kendisinden haber alınamadığı için eşi başka biriyle evlenebiliyor, çocukları büyüyüp evleniyor, kimisi kızını görmemesi yerlerde görüyor.

Direniş Mart 2011’de Dera’dan başladı. Halk aylarca ‘Sılmıyye’ (Silahsız) dedi, Esed halka silahla karşılık verdi. Siz bu programda gösterilen sinevizyonu izlerken gözyaşlarınızı tutamadınız, biraz düşünün sizin izlemeye dayanamadıklarınızı Suriyeliler her gün yaşıyor ve ne haldeler? Biz Türkiye’ye gelirken Humus çember altındaydı. Bu ne demek biliyor musunuz? Yağmur yağarsa su içerler, yağmazsa içemezler. Ekmek verilirse yerler, verilmezse aç kalırlar. Peygamberimiz’e (sav) boykot uygulandığı zamanlar bir müşrik çıkıp demişti ki: “Ben evimde ailemle çocuklarımla otururken Abdulmuttalib’in çocukları aç, vallahi ben yarın bu boykotu kaldırmaya çalışacağım!” Bunu diyen bir müşrikti.”

Bir babanın 5 yaşındaki çocuğuna süt alamamanın kahrediciliğini bilir misiniz? Siz çocuğunuz süt isteyince gece de olsa gider bulursunuz. Ama çocuğuna süt bile almaya kudret yetiremeyen bir baba kahrolmaz mı? Ya çocuğu hastalanıp ateşlenen anne? Yavrusunun ateşini düşürecek bir ilaç bulamamanın acısını?

Suriye Gençlik Derneği Başkanı Osman Han Süleyman konuşmasında Suriye halkının güçlü imanından ve direnişe inancından bahsetti. “Bir mücahid yaralanıyor ve çok ciddi kan kaybediyor. Kardeşi kelime-i şehadet getirmesini isterken o, son nefeslerinde “Allah’ım benden razı olana kadar kanımdan al” diye dua ediyor. Ali diye bir çocuk vardı. İki kolu ve bir gözünü kaybetmiş. Ne düşünüyorsun diye sorduklarında, “iki kolum ve bir gözüm cennette beni bekliyor. Kalan tek gözümle ben Suriye’nin zaferini göreceğim” diyordu. Sizin bizlere yaptığınız yardımlar bir minnet değil, bizim sizdeki kardeşlik hakkımızdır. Allah sizin yardımlarınızı ve bizim cihadımızı kabul etsin.” diyerek konuşmasını bitirdi.    

BİZ AYAKÜSTÜ ÖLÜRÜZ AMA AĞLAMAYIZ

Amr bin As Tugayının Komutanı Ahmed Ubeyd ise konuşmasına Şam topraklarında yaşanan büyük dramlardan bahsederek başladı. Suriye’de acısız, ölümsüz ev kalmadı diyen Ubeyd, rejim kanallarında yayınlanan şarkı-türkülerin yerine ezan okunmasının gerektiğini vurguladı.

Kazanan biz olacağız diyen Ubeyd, “Umudumuz bu yönde,  zafer direnenlerin olacaktır. Biz ayaküstü ölürüz ama ağlamayız. Esed güçleriyle çatıştığımız zaman kaçıyorlar. Mücahidlerin ailelerine yardım etmek zorundayız. Rızkı veren O’dur. Suriye ve Türkiye, Muhacir ve Ensar gibi oldular. Akidemiz Allah’ın sözü üzerinedir.” diyerek konuşmasını duyarlı Türk halkına teşekkür ederek bitirdi.

Ezher Mezunu Şam Şeriat Mahkemesi Üyesi Valiid Ariz, Halep’ten geldiğini belirterek, Esed rejiminin evlerinden kovmasına ve ekmek, su gibi en doğal haklarından mahrum bırakılmalarına rağmen direneceklerini söyleyerek “İnsan oğlu hür yaşar ve zalimlere karşı durur” dedi. Esed’in Suriyeli halkını zelil etmek için ne yaparsa yapsın asla vazgeçmeyeceklerini ısrarla dile getiren Ariz, Suriye’de insanın aklından ölümün çıkmadığını söyleyerek şöyle devam etti. “Uçaktan kurtulsanız, füze var, füzeden kurtulsanız ilaçsızlık veya açlıktan ölebilirsiniz. Biz ölmeye hazır yaşıyoruz, mesela Azez bombalandığı zaman ilk önce çocukları enkazdan çıkarmaya çalışıyoruz. Bağıran çocuk sizin, yardım isteyen kadın sizindir. Aramızdaki bağ İslam bağıdır. Müslümanlar bir vücut gibidir, biri ağrısa diğeri hissedir. Müslüman devletlerde böyle olmalıdır. Az önce izlediğiniz sinevizyondaki görüntüler Azez’dendi. Esed güçleri Azez’de de katliam gerçekleştirdi. Azez’de bunlar oluyorsa diğer bölgelerde nasıldır? Mazot, elektirik yok. Rejim Özgür Ordu’nun hakim olduğu bölgelere un göndermiyor. Dram bununla da bitiyor değil. Elbise bulsan, yatak bulamazsın. Toprak döşeğin, gökyüzü yorganın olur . Allah’tan beni Azez’de şehadete ulaştırmasını diliyorum.”

Kardeşlik, akrabalık ve insanlık bağlarına dikkat çeken Valiid Ariz, “Suriye ve Türkiye kardeştir. Tıpkı İslam karnında yatan ikiz gibi. Beşşar Esed bizim çocuklarımızı öldürdü fakat kalbimizi öldüremedi. Aramızdaki yardımlaşma ve muhabbetimiz arttı. İnşaAllah Suriye direnişle özgürleştikten sonra hepinizi misafir edeceğiz. Türk halkı vermeyi çok sever. Ama ihtiyaçtan fazlası olduğu için daha fazla yardım etmeleri gerekiyor” diye konuştu.