“Açık Ufuk” Kitabı Genel Merkezimizde Tahlil Edildi

0
79

Anadolu Federasyonu Genel Merkezinde üç haftada bir düzenlenen “Biz Bize” kitap tahlilinin ikincisi gerçekleştirildi. Programda İbrahim Kalın’ın “Açık Ufuk” kitabı tahlil edildi.

21 Ocak Cuma günü genel merkezde düzenlenen programa Anadolu Federasyonu YK Başkanı Turgay Aldemir ve gönüllüler katıldı. Furkan Yaşar’ın moderatörlüğünde gerçekleştirilen programda, 6 başlıktan oluşan “Açık Ufuk” kitabının içeriği üzerinde fikir teatilerinde bulunuldu.

“Düşünmek Çileli Bir İştir” başlığını taşıyan ilk bölümde, insanın düşünmek için yola çıkması ve sonuçta karşılaşabileceği tehlike, tuzak veya nimetleri göze almasıyla, varlığını iddia edebileceği üzerinde duruluyor. “Bedelini ödemeye hazır olmadığını şey sizin değildir ve bu dünyadaki varlığınızı, size ait olmayan bir şey üzerine bina edemezsiniz.”

Düşünmek çileli bir iştir. Düşünmeyi çileli bir iş haline getiren en temel nedenlerden biri modern dünyanın getirisi olan yabancılaşmadır. Biz kendimize yabancılaşmamak için hayat dediğimiz o değerle düzenli bir bağ kurarız. Yani tanrıyla, Allah’la bağımız bizim hayatla bağımızı canlı tutar. Özümüzün gürleşmesini sağlar. Öz zayıflayınca, töz sönünce başkalaşma başlar. Aynada gördüğünüz yüz siz değilsinizdir. Bu sebeple dinlerin değerle, özle bağını canlı tutması için ibadetleri vardır. Bu ibadetle o hayat kaynağını, özü besler.

“Mağaradan Çıkanı Vururlar Yol, Tefekkür ve Tahayyül” başlığını taşıyan ikinci bölüm Platon’un mağara alegorisi ile başlıyor. Mağaradan çıkıp o gölgeleri değil de gölgeyi yapan ışığın kaynağına ulaşabilmek için en temel yolun tahayyül ve tefekkür etmek olduğu vurgulanıyor.

“Bir işaret (‘alem) olarak evren (‘âlem) ve onun hakkında edindiğimiz bilgi (‘ilm), bizi onların ötesindeki harekete sevk eder. Düşünmek bu işaretlerin manasına nüfuz etmek ve ışığın kaynağına yönelmektir.” Tefekkür, bütünlüğü idrak etme çabasıdır. “Bizi hayrete düşüren şey, aynı zamanda bizi harekete geçiren şeydir…Hayret, bizi ben idrakine ulaştıran son kapıdır.” Bir adam koşarak çok hızlı bir şekilde çiçekli bir bahçeden geçerse ne çiçeklerin kokusuna dair ne de bahçenin güzelliğine dair bir şey bulamaz. Ama bunu bulabilmesi için koşuyorsa yürümesi, yürüyorsa durması, duruyorsa koklaması gerekir. Modern çağdaki bu durumdan çıkabilmek için de yavaşlamak gerekir.

“Varlığın Keşfi olarak Tefekkür” bölümünde tefekkür kavramı, varlığın manasını keşif için kendimiz ve diğer varlıklar hakkında düşünmek olarak anlamlandırılmıştır. Bu eylem ancak metakozmos (varlık), makrokozmos (evren) ve mikrokozmos (insanlık) bir bütün olarak değerlendirilirse isabetli sonuçlara varabilir.

“Akıl, Bilgi ve Hikmet” “Varlığa hikmet nazarıyla bakan kişi zahirdeki suretlerin arkasındaki manayı idrak etmek için çalışır…Kendi varlığının, ancak parçası olduğu büyük varlık dairesi ile anlamlı hale geldiğini hiçbir zaman aklından çıkartmaz. Hayatının neden ve nasıl bir anlamı olduğu üzerinde düşünür. Zira anlamı olmayan bir hayatı yaşamasının mümkün olmadığını bilir.”

“Hayatın Anlamı Üzerine Düşünmek” bölümünde hayatın bir anlamı var mıdır? Sorusuna Wittgensstein’dan bir alıntıyla cevap verilir. “Tanrı’ya inanmak, hayatın anlamı sorusunu anlamak demektir. Tanrı’ya inanmak, dünyanın olgularının, meselenin sonu olmadığını görmektir. Tanrı’ya inanmak demek, hayatın bir anlamı olduğunu görmek demektir.” “Dolayısıyla Tanrı’ya hayata anlam veren bir varlık olarak inanmak, bu sorunsalın çözümünde bize önemli bir zemin sağlar.”  “Anlam bir defa bulunup üzerine yatılacak bir şey olmadığından, anlam arayışı sürekli ve dinamiktir.”

“Kendini Bilmek, Kendini Bulmak” bölümünde yazar, Sokrates’ten bir alıntıyla “Sorgulanmamış hayat yaşamaya değer değildir.” diyerek bizleri hayata, yaşamaya, düşünmeye davet etmiştir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz