ABD’de lobi nasıl yapılır? – (Beril Dedeoğlu)

0
139

Bu tür faaliyetlerin başarıya ulaşması için Türkiye’deki demokrasinin gelişmesi kaçınılmaz, yoksa çaba gösterenlerin ellerinin zayıflayacağı açık.

Türkiye’de lobicilik ya da kamu diplomasisi çok geç ele alınan bir alan oldu. Ya ‘bizi bilen bilir’ gibisinden tavırlar takınıldı- ki bu tutum sonucunda nasıl bilindiği malum- ya da seçilen bazı kuruluşlara, lobilere yüksek paralar akıtıldı. ABD’de yürütülen bu tür faaliyetlerin konusu da belliydi. Ermeni sorunu çerçevesinde Nisan ayı yaklaşırken Kongre’de tasarıları engelleyeceği düşünülen bazı kesimlere yaklaşılır, keselerin ağzı açılır ve onların Türkiye’nin stratejik önemini savunmaları sağlanarak lobi yapıldığı sanılırdı. Aynı eğilim Kıbrıs konusunda da sergilenir ve Türkiye-Yunanistan ilişkilerinin ABD ayağının Türkiye lehine güçleneceği umulurdu.

Vergilerimizin nerelere gittiğini görmek üzüntü verici. Zira ne lobi faaliyetleri bu biçimde yapılıyor ne de lobi için seçilen hedefler artık böyle seçilmiyor. Üstelik yıllardır her yıl lobicilik diye yapılanların sonuç vermemiş olmasından da bir şey öğrenilemediği gerçeği ortaya çıkıyor.

Türkiye değiştikçe, kamu diplomasisini ya da lobi faaliyetlerini de doğal seyri içinde öğreniyor bunu izlemek gurur verici oluyor.

***

Los Angeles’ta gerçekleşen Türk Kültür ve Yemek Festivali’nin üçüncüsü, gerek ön çalışmaları gerekse festivalin kendisi açısından tam da bu yeni lobicilik anlayışının örneğini sergiliyor. ABD’de yaşayan Türkiye kökenlilerin bir kısmı yavaş yavaş örgütlü bir sivil topluma dönüşmüşler, dolayısıyla ilk kez lobi yapacak bir kitle ortaya koymuşlar. Bu kişiler, faaliyetlerini iki eksene oturtmuşlar. Bunlardan birisi ekonomi, diğeri kültür.

Kuruluşlardan biri olan Pasifika Enstitüsü bu açıdan öne çıkıyor. ABD’de yaşayan, iş güç sahibi olan kişiler öncelikle yaşadıkları ülkenin vatandaşı olarak davranmayı ilke edinmişler. Bu eğilim, ABD’de yaşayan Türkiyelilerin sorunlarını siyasi karar alma mekanizmalarına iletme ve çözüm geliştirme arayışına karşılık geliyor.

Sadece Türkiye kökenli olduğu için dükkanları yakılıp yıkılanlar olmuş. Ya radikal Ermeni grupların baskısına uğramışlar ya da Müslüman oldukları için terörist muamelesi görmüşler. Dertlerini anlatmak için gittikleri yerlerde ise ya Yunanistan ya da Ermenistan kökenlilerin ‘randevu’ krizleriyle karşılaşmışlar. Sonunda bunu aşmanın yolu olarak kendileri örgütlenmeyi seçmişler. Tek tek kişiler, tek tek kişileri kazanma yoluna dönmüşler ve neredeyse tırnaklarıyla kazıyarak sonuç almışlar.

***

Söz konusu faaliyetin ikinci işlevi ise, iki ülke arasında köprü kurulmasını sağlamak. Bu köprünün silah, savaş, strateji sektörüyle değil kültür, ekonomi ve insan üzerinden kurulmaya çalışıldığı belirtilmeli. Karar alıcılara ulaşıp onlara ABD’deki Türkiyelileri tanıtmanın ardından Türkiye’yi tanıtma çabası veriliyor. Çaba denmesinin nedeni de, gerçekten bu sürecin az sayıda kişinin olağanüstü kişisel fedakarlığıyla sürmesi ve belki de tam bu nedenle muhataplarının çabayı ‘gerçek’ bulması.

İki ülke arasındaki önyargıları kırmaya yönelik faaliyetlerin başında, yerel ya da federal düzeydeki temsilcileri Türkiye’de ağırlamak geliyor. Görerek öğretmek önemli olduğuna göre gösterecek şeylerin artırılması gerekiyor. Tarihi ve coğrafi zenginliklerin sergilenmesinin ötesine geçmek, Türkiye’deki yaşam formunu göstermek için, öncelikle o önyargılara neden olan siyasal koşulları değiştirmeye ihtiyaç bulunuyor. Öte yandan, iki ülke arasındaki vize işlemlerinde kolaylık sağlanması gibi somut girişimler de bulunuyor.

Bu tür faaliyetlerin başarıya ulaşması için Türkiye’deki demokrasinin gelişmesi kaçınılmaz, yoksa çaba gösterenlerin ellerinin zayıflayacağı açık. Ayrıca vize gibi ‘devlet’i ilgilendiren alanlara yoğunlaşmanın başka lobilere para aktarmaktan daha az maliyetli olduğu da hatırlatılmalı.

 Star

———————————-
Beril Dedeoğlu
 
DİĞER KÖŞE YAZILARI