9. Anadolu Buluşmaları Başladı

0
206

Siyaset, Ahlak ve Cemaatler Sempozyumu Kuzuluk’ta Başladı

Anadolu Platformu’nun her yıl düzenlediği Anadolu Buluşmaları’nın 9. ‘su bu yıl “Siyaset, Ahlak ve Cemaatler üst başlığı ile gerçekleşiyor. Anadolu’nun farklı şehirlerinden gelen katılımcılar 6 gün boyunca hazırlanan konuşmalara iştirak edecek.

Birçok değerli eğitimci, akademisyen ve fikir adamının katılacağı sempozyumların yanısıra konuşma aralarında komisyonlarca hazırlanan tanışma ve istişare ortamları ile katılımcıların birikim paylaşımı sağlanıyor. Siyasetin, ahlakın temel kaynakları ve bu bağlamda Türkiye örnekliği üzerinde durulacak.

12 Ağustos Salı günü açılış konuşmaları ile başlayan program, ikinci gününde ilk iki oturumunu tamamladı. Celal Eyinç’in sunuculuğunu yaptığı sempozyumun açılış konuşmaları, programa ev sahipliği yapan Sakarya Belediyesi başkan vekili Fevzi Kılıç’ın konuşması ile başladı. Kılıç, yıllardır yaptıkları bu ev sahipliğinden dolayı memnuniyetini dile getirdikten sonra kültürü, irfanı ve düşünce dünyasını değiştirmeyen toplulukların eksik kalacağına vurgu yaptı. Bu terkide Anadolu Buluşmaları’nın coğrafyanın bu gelişimine büyük katkı sunduğunu dile getirdi.

İkinci selamlama konuşmasını yapmak üzere kürsüye gelen Anadolu Platformu Genel Başkanı Turgay Aldemir, dünya cari sisteminde yerimizi ve bulunduğumuz konumdaki halimizi sorgulamamız gerektiğine vurgu yaparak konuşmasına başladı. Aldemir sunumunun devamında; “ Müslüman içinde yaşadığı dünyayı, sahip olduğu inancı ve beraber yol yürüdüğü toplumu değerlendirirken ne zaman nesne olmaktan vazgeçip özne olmaya karar verecektir?” dedi. Yaşadığımız temel sorunun ne kendisi kalabilen ne de başkası olabilen bir milletin yaşadığı varoluşsal bir sorun olduğunun altını çizdikten sonra Müslüman halkların yaşadığı bu kopuşu aşmanın bizlere dayatılanları reddedip, kendi öz değerlerimizle barışmamız olduğunu vurguladı. Anadolu Platformu’nun temel amaçlarından söz ettikten sonra konuşmasını Aliya İzzetbegoviç’in bir sözü ile sonlandırdı: “Allah’ın sünnetullahı ile uyumlu olduğu sürece hiçbir hedef ütopya değildir.”

Kürsüyü devralan Abdurrahman Dilipak önce zihinlere ve sonra kalplere seslendi: “Söylediğimiz ve söylemediğimiz her şeyden hesaba çekileceğiz. Bizler O’nun adına ve onun adıyla tasarrufta bulunuyoruz. Ve onun için çalıştığımızda bize zaman içinde zaman yaratacaktır. Allah büyüktür, Amerika’dan da İsrail’den de büyüktür. Haşa o yaratılmış hiçbir şeye benzemez. Onların mason locaları, dolarları, silahları varsa bizim kâdir-i mutlak olan, öldüren ve dirilten Rabbimiz var. Ve biz, yalnız O’ndan yardım diler ve yalnız O’ndan yardım dileriz. Hasbinallah ve ni’mel vekil. Selamunlaykum.

Programa katılan av. Cüneyt Toroman ve İbrahim Bahar’ın selamlama konuşmalarından sonra Necla Koytak kendisinin de belirttiği üzere ortamın heyecanı paralelinde dinleyicileri selamladı. Sevginin olmadığı yerde adalet de olamayacağını belirten Koytak, adalet ve siyasetin oluştuğu yerin sevgi eksikliği olduğunu belirtti. Koytak’ın hemen ardından kürsüye gelen Gaziantep Üniversitesi rektör yardımcısı Prof.Dr. Ali Gür, program başlığına değinerek güncel anlamdaki politikanın çirkinliklerinin Müslümanları siyasetten de uzak tuttuğunu ve bunu aşmamızın ahlakla oluşturulmuş bir siyaset olabileceğini söyledi.  İnönü Üniversitesi öğretim görevlisi Prof. Dr. Ekrem Atalan ise hareketlerin oluşmasını; kültürel, siyasal ve sosyal başlıklarda olacağını söylerek bunlardan herhangi birinin eksik olmasının tam bir yapıyı bozacağını dile getirdi. Bu buluşmaların, belirtilen üç sacayağını kurarak daha da derin bir yapı olacağını söyledikten yaptıklarımız üstünde oluşturulan analizlerin önemine değindi. Düşünmediğimiz bir dini başka insanlara kabul ettirmeye çalışmanın verimsizliğinin altını çizdikten sonra sözü İnönü Üniversitesi öğretim üyesi Prof.Dr. İbrahim Gezer’e verdi. Gezer,  İslam’ın siyasallaşmasını bir kenara bırakıp  İslam ve siyaseti konuşan bir İslam üzerinde durmamız gerektiğini belirtti. Program başlığına değindikten sonra siyaset için ahlakın değil, ahlak için siyasetin terk edileceğinin altını çizdi. Bu bağlamda cemaatlerin getto yapılarından kurtulup bir cemiyete, yeni bir ocağa, mekteplere, ideallere dönüşmesi gerektiğini söyledi.

Kürsüye gelen Akadder temsilcilerinden Lütfiye Ayas ve Gülhanım Armağan bu çalışmanın, kadın çalışmalarına olan katkılarından bahsetti. Her yıl burada elde edilen ve paylaşılan bilgi ve birikimlerden sonra daha da verimli bir süreç geçirdiklerinin altını çizdikten sonra toplum mühendisleri tarafından kadına biçilen toplum dışı rollerden ziyade aktif ve mücadele içindeki kadına vurgu yaptılar.

Selamlama konuşmalarının sonuncusu olarak kürsüye gelen Yüksek İstişare Kurulu Başkanı Ramazan Kayan, selamının lokal değil küresel olacağını söyleyerek topluluğun rabia işaretleri ile birlikte ayağa kalkmalarını rica etti. Kayan, “ Dünya ve ahiret selamımız ve selametimiz Allah’tandır. Bu ümmetin kurtuluşu bu selam iledir. Mescid-i Aksa’yı selamlıyoruz ‘canımız, kanımız sana feda olsun ya Aksa!’ diyoruz. Hakikate sadakat, harekette kararlılık için, yeni bir heyecan rüzgarı estirmek için selamünaleyküm”

Selamlama konuşmalarının ardından bir sonraki günün programı dinleyicilere aktarıldıktan sonra gün sonlandırıldı.