4-AMVAS TAUNU VE DİĞERLERİ

MÜSLÜMANLAR VE VEBA

Jüstinyen Vebası, Avrupa’yı kırıp geçirirken bu salgın Müslüman coğrafyada da görülmeye, duyulmaya başlanmıştır.

İslâm tarihiyle ilgili eserlerde birçok salgın olayından bahsedilmektedir. Hz. Peygamber zamanında görülen ilk salgın 627’de Medâin’de meydana gelen Şîrûye tâunudur. Hz. Peygamber, taun olarak bilinen veba konusunda ortaya şöyle bir tutum koymuştur:

“Bir yerde veba çıktığını duyanlar oraya gitmemeli, bulundukları beldede vebanın çıkması durumunda oradan ayrılmamalıdırlar.” (Buhârî, Müslim)

Yine Hz. Peygamber, “Tâun’dan kaçan cihattan kaçan gibidir” (İbn Hanbel, Müsned) diyerek tâundan kaçmayı savaş suçu gibi kabul etmiştir.

Bu ifadeler, Müslümanlara açık bir karantina öğretisini ortaya koymaktadır. Hz. Peygamber, salgın durumunda Müslümanların paniğe kapılarak şehirlerini terk etmesini önlemeye ve hastalığın başka şehirlere yayılmasına engel olmaya çalışmıştır.

Büyük çaplı ilk salgın ise Hz. Ömer döneminde ortaya çıkmıştır. İslam tarihi kaynaklarında bu dönemde birkaç salgından söz edilmektedir. Bunlar içerisinde en önemlisi 639 yılında yaşanan Amvâs Vebasıdır. Adını, ilk defa görüldüğü yer olan Kudüs’ün 33 km kuzeybatısındaki Amvâs’tan almıştır. Veba, Urfa’dan Şam’a ve Irak’a oradan Ürdün ve Filistin bölgesine kadar çok geniş bir coğrafyada etkili olmuştur. Daha yıkıcı etkileri ise Suriye toprakları üzerinde yaşanmıştır.

Bu vebada içlerinde sahabenin ileri gelenlerinin de bulunduğu 25-30.000 kişi hayatını kaybetmiştir. Vefat edenler içerisinde, bölgenin başkomutanı olan Ebû Ubeyde b. el-Cerrah ve onun yerine geçen Muâz b. Cebel de bulunmaktadır. Hz. Peygamber’in amcasının oğlu Fadl b. Abbas, Şurahbîl b. Hasene, Süheyl b. Amr, Utbe b. Süheyl, Hâris b. Hişam ve -Muâviye’nin ağabeyi, Şam valisi- Yezîd b. Ebû Süfyân da vebada hayatını kaybedenler arasındadır.

Salgının şiddetinin artmasında, aynı yıl meydana gelen kıtlık ve Müslümanların Suriye’de Rumlar ve Irak’ta Farslar ile büyük bir mücadele içerisinde olması da etkili olmuştur. Meydana gelen savaşlarda binlerce insan hayatını kaybetmiş ve çarpışmalardan dolayı ölenlerin defin işlemi gerçekleştirilememiştir. Sıcak havanın etkisiyle savaş meydanlarındaki cesetlerin kısa sürede bozulmasıyla birlikte mikroplar havaya karışmış ve vebanın yayılmasını hızlandırarak ölenlerin sayısının artmasına sebep olmuştur.

Bu noktada yaşananlar karşısında Hz. Ömer’in ortaya koymuş olduğu tutumun da ayrıca değerlendirilmesi gerekir.

Hz. Ömer, salgının etkili olduğu günlerde Şam bölgesine seyahate çıkmıştır. Başkomutan Ebu Ubeyde b. Cerrâh ve bölgedeki ileri gelen komutanlar Şam-Hicaz yolu üzerindeki Serğ kasabasında kendisini karşılayıp ona kötü haberi vermişlerdi. Yola devam etmek, ölüme bir adım daha yaklaşmak anlamına gelmektedir.

Hz. Ömer, hangi tedbirlerin alınması gerektiğini ve nasıl bir tutum içinde olunması gerektiğini tespit için ilk muhacirleri toplantıya çağırmıştır. İstişareler sırasında bazıları Hz. Ömer’in belirli bir gaye için yola çıktığını, bölgeye girmeden geri dönmesinin uygun olmadığını, diğerleri ise vebalı bölgeye girilmemesi gerektiğini savunmuşlardır.

Akabinde Hz. Ömer, Ensâr’ın ileri gelenleriyle de bir toplantı yapmış; fakat bir sonuca varılamamıştır. Sonrasında ise Mekke’nin fethinden sonra hicret eden yaşlıları toplantıya çağırmıştır. Onlar ortak bir yaklaşımla hastalığın yayıldığı bölgeye girmemesi, hemen geri dönmesi gerektiğini söyleyince “Sabah yola çıkıyorum. Siz de yola çıkmak üzere hazırlıklarınızı yapın” talimatını vermiştir. Bunun üzerine Ebû Ubeyde, “Allah’ın kaderinden mi kaçıyorsun?” diye sitem edince Hz. Ömer, “Ey Ebû Ubeyde! Keşke bu sözü sen değil de başkası söyleseydi! Evet, Allah’ın kaderinden, Allah’ın kaderine kaçıyoruz! Bir deve sürün olsa, bir tarafı çorak, bir tarafı verimli bir vadiye götürsen, onları verimli yerde de çorak yerde de otlatsan Allah’ın kaderiyle otlatmış olmaz mısın?” şeklinde bir açıklama ihtiyacı duymuştur.

O sırada gelen Abdurrahman b. Avf da; “Bende bunun cevabı olabilecek bir bilgi var. Allah’ın Elçisi’nin şöyle dediğini duydum: ‘Bir yerde veba olduğunu işitirseniz oraya girmeyin. Eğer bulunduğunuz yerde veba ortaya çıkarsa oradan ayrılmayın.’ Hz. Ömer, onun naklettiği hadisi işitince Allah’a hamd ederek oradan ayrılmıştır.

Sonuçta Hz. Ömer geri dönmüş; Ebû Ubeyde b. Cerrâh ise askerlerini bırakmak istememiş ve ordugâhta kalmıştır. Hz. Ömer’in daha sonra kendisine göndermiş olduğu mektuptaki Medine’ye gelmesi teklifine de; “Allah, Müminlerin Emiri’ni bağışlasın. Ey Müminlerin Emiri! Ben Müslüman askerlerden bir askerim. Kendime onlardan farklı bir muamele yapamam. Yüce Allah ben ve onlar hakkında hükmünü verinceye kadar onlardan ayrılmak istemiyorum. Beni kararından muaf tut. Askerlerimle baş başa bırak” şeklinde cevap göndermiştir.

Hz. Ömer de cevaben Ebû Ubeyde’ye; “İnsanları rutubetli bir yere yerleştirmişsin. Onları havası temiz yüksek bir yere götür” şeklinde tavsiyede bulunmuştur.

Ebû Ubeyde ve onun yerine geçen Muâz b. Cebel’in vefat etmesinden sonra bölgeye vali olarak atanan Amr b. As, halka yaptığı konuşmada vebadan korunmak için dağlara çıkmayı ve bir süre orada yaşamayı önermiştir. Hz. Ömer de bu teklifi benimsemiştir. Bundan sonuç da alınmıştır.

Veba sürecinde Hz. Ömer ilk andan itibaren sorunla yakından ilgilenmiş, yakın şehirlerde yönetim üstleri kurmuş, askeri, idari ve sosyal düzenlemeler gerçekleştirmiştir. Şehirlerde bulunan kişilerin gıda temininin yapılmasını bizzat organize etmiş, hastalığın yayılmasını engellemek için geniş çaplı tedbirler almıştır. Nitekim Jüstinyen Vebası, Avrupa kıtasını neredeyse yok etmenin eşiğine getirirken İslam coğrafyası nispeten daha az hasarla bu hastalıktan kurtulmayı başarmıştır.

Buna rağmen vebanın acı sonuçları olmuştur. Şibli Numani’nin dediği gibi; bu hastalıklardan ölenler hayatta kalmış olsalardı dünyanın yarısı fethedilebilirdi. Salgın sonrası Şam fetihleri zayıflamış ve Müslümanların Anadolu’ya güçlü akınların yapması mümkün olmamıştır. Bizans Devleti ise içerisinde bulunduğu koşullar ve Müslümanlarla bir savaşa girmenin kendileri için ağır bedeller ortaya çıkaracağını düşünerek bir saldırıda bulunmamıştır.

Salgın sebebiyle tarımsal üretimde düşüş yaşanmış ve insanlar açlık tehlikesiyle karşı karşıya kalmıştır. Hz. Ömer diğer eyaletlerden Suriye’ye yiyecek maddesi gönderilmesini sağlayarak hem insanların gıda ihtiyacını sağlamış hem de gıda fiyatlarının salgın nedeniyle aşırı derece de artmasının önüne geçmiştir.

Sonuç olarak Amvâs vebası Müslümanların sosyal hayatlarında olduğu gibi Suriye bölgesindeki siyasî faaliyetleri üzerinde de etkili olmuştur. Vefat eden yöneticilerin yerine yenileri tayin edilmiştir. Ebû Süfyân’ın oğlu Yezîd vefat edince Hz. Ömer, daha sonra Emevi Devleti’ni kuracak olan Muâviye’yi Şam valisi olarak görevlendirmiştir. Böylece bölgenin yönetimi el değiştirmiş, sonraki yıllarda meydana gelecek olan siyasî hadiselerin kahramanlarının bir kısmı söz sahibi olmuştur.

Amvas taununun dışında 688 yılında Basra’da meydana gelen başka bir salgın daha yaşanmıştır. Bu salgın, “sel sularının önüne gelen her şeyi alıp götürmesi gibi” insanları aniden öldürmesinden dolayı “Cârif Tâunu” diye anılmıştır. Basra’daki tâunun üç gün devam ettiği ve her gün 70.000 insanın öldüğü rivayet edilmiştir. Burada oturan sahâbî Enes b. Mâlik’in ailesinden seksene yakın kişi hayatını kaybetmiştir.

706 yılında meydana gelen salgın da İslam tarihi kaynaklarında “Feteyât” adıyla zikredilmiştir. Bu salgın Basra, Vâsıt ve Şam bölgesini etkisi altına almıştır.

749 yılında yine Basra ve çevresinde çıkan salgın üç ay kadar sürmüş ve her gün 1000 kadar insan hayatını kaybetmiştir.

Daha sonraki yıllarda da bölgesel olarak salgın hastalıklar yaşanmış ve büyük can kayıpları olmuştur.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Son Eklenenler

Göz, Gönül ve Gerçek: Maarifimizin Eğitimle İmtihanı-Doç. Dr. Mehmet Ulukütük

0
  Maarif ne dünü anlama sanatı, ne çağın gerekliliklerine icabet, ne de geleceğe hazırlıktır. Maarif insanın kendisini anlama ve anlamlandırma sürecidir. Gözün kulakla bütünleşmesi, gönlün...

Corona

7-KOLERA SALGINI

6-OSMANLI’DA VEBA