3. Marmara Bölgesi Hizmet İçi Eğitim Buluşması

0
107

Anadolu Öğrenci Birliği Marmara Bölgesi 3-4 Aralık 2011 tarihlerinde Eskişehir Saffron Otel’de “Örnek Neslin İnşası” üst başlıklı 3. Hizmet İçi Eğitim Buluşması’nı gerçekleştirdi.

Birinci Gün

189 sorumlu düzeyde Anadolu Öğrenci Birliği gönüllüsü ve 52 katılımcı ile gerçekleştirilen program 3 Aralık Cumartesi günü YTÜ öğrencisi Ersin Çiftci’nin Nebe Süresi’ni okuduğu Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başladı.

Eskişehir’den katılan Ayşe Yıldız açılış konuşmasında dininin ve insanlığın değerlerine sahip çıkan ve “ahiret merkezli” bir toplumun dünyayı ancak barış ve huzura kavuşturabileceğini vurguladı.

Programa ev sahipliği yapan Doç.Dr. Zeki Yıldız ve Eskişehir Eğitim ve Yardımlaşma Derneği Başkanı Özcan Sarıer birer selamla konuşması yaptılar.Selamla konuşmalarının ardından “Müzakereli Oturumlar”a geçildi.

İlk oturumdan önce usûl hakkında bilgiler veren Anadolu Öğrenci Birliği Yönetim Kurulu Üyesi ve İstanbul İl Sorumlusu Emrah Atila hedefin, ortak bir gönülle akletmek olduğunu belirtti. Atila, dil-gönül-akıl ilişkisi bağlamında Yunus Emre ve Nasrettin Hoca’dan örnekler verdi ve daha sonra oturuma geçildi.

İlk müzakereli oturumun konusu, Örnek Neslin İnşasında Rol Model Olacak Örnekliklerdi. Oturumun konuşmacısı Ramazan Kayan Hoca ve oturumun moderatörü Emrah Atila’ydı.

Ramazan Kayan konuşmasında şu hususlara değindi:

·        Bu günler anlamlı günlerdir, Muharremdir ve ne üzüntü vericidir ki şuan yine İslam topraklarında her yer Kerbela’dır ve her gün aşuradır. Bunu ancak ne olduğunun farkında olan bir nesil değiştirebilir.

·        Yolda yürümek, davada sürekli olmak önemlidir ve bundan dolayıdır ki Rabbimize duamız, bizim canımızı yolumuzda yürürken ve ayaktayken almasıdır.

·        Toplumsal hareketleri yaşa göre sınıflamak yanlıştır ve ne yazıktır ki bu sınıflama ayrıştırmayı ve bir süre sonra sorumluluktan kaçmayı da beraber getirmektedir ama şunu da unutmamak gerekir ki her yaş döneminin kendine has sorumlulukları vardır.

·        Dünyayı değiştirme iddası olan herkes gençtir.

·        Hesap verebilen bir neslin inşası hedeflenmelidir.

·        Kur’an-ı Kerim’in ilk ayeti olan “OKU” hayatımıza yön veren temel mihenk taşlarından ilki olmalıdır.

·        Tevhid temelli,vahiyle arındırılmış bir zihniyet inşadı gerekmektedir.

·        Takva temelli bir şahsiyet inşası gerekmektedir. Müslüman şahısların sayısı artmış olabilir ama müslüman şahsiyetlerin sayısı giderek azalmaktadır.

·        Ömrünün her döneminde sahada olan bir topluma sahip olmalıyız.

·        Bizim şahsiyetimizi İslam inşa eder.

·        Tarih şu ikilemle bizi yüz yüze getirmektedir: Ya aleme ibret olacağız ya da aleme örnek…

·        İstikamet ayarlı bir cemaat inşası gerekmektedir.

Oturumun müzakereli kısmında değinilenler:

·        İnsanların içine düştükleri ve farkında dahi olmadıkları yeni ideolojiler ortaya çıkmıştır, bunlar:

– Tembelizim: Tembel ruhlarımızı Vahiyle kaldıracağız.

– Konformizim: Müslüman her şeyin en iyisine layık ama bu israf kültürü de nerden çıktı.

– Kariyerizim: Kariyer yapalım ama kariyer için her şeyi terk etmek bizi dünyalaştırdı.

– Tatilizim: Dinlenmek bir haktır ama 11 ay boyunca 1 ay dinlenmek için çalışan bir zihniyet hastalıklıdır.

– Hevaizim: Keyifçilik, hazcılık putçuluğun en sürekli olanıdır.

– Futbolizim: Tüm meraklarımızı, umutlarımızı bir çim sahaya gömüyoruz.

– Paraizim: “Dinara kul olan,dirheme kul olan helak olur…”

– Fetişizim: Erkeklerimiz ve kadınlarımız modanın ve markaların esareti altında.

– Oportünizm: Biz insanları düştükleri yerden kaldırırdık şimdiyse üzerlerine basıyoruz.

– Pragmatizm: İnsanlık ilişkilerimizde çıkar birinci planda.

– Liberalizm: Tüm hastalıkların kaynağı.

·        Onurlu ve erdemli nesiller yerine standart nesiller yetişiyor.

·        Bu hastalıklardan kurtulmak için:

– Tövbe: Özeleştiri insanın kendiyle yüzleşmesi, tövbeyse Allah ile yüzleşmesidir.

– Tezkiye ve terbiye: Vahiyle yaşamaktır.

– Takva: Damatlık ve gelinlikten, ihramdan ve kefenden daha güzel bir elbise giymek lazım.

– Tefekkür: Gönüllerimizle akletmek.

– Tebliğ ve temsil: Anlatmamız ve uyarmamız gerektiğini ve neyi temsil ettiğimizi unutmamak lazımdır.

·        Yaşamadan anlatmak münafıklıksa, anlatmadan yaşamak kolaycılıktır.

·        Cenneti kazanmak en büyük hedeftir.

·        Bugün Anadolu Öğrenci Birliği Ashab-ı Kehf’deki gibi bir mağa örneğidir. Şunu da unutmamak gerekir ki Hira’da demlenmeyen ruh Medine’yi inşa edemez.

·        Sorumluluk duygusunu kaybedenleri şu yöntemlerle tekrardan sorumluluk sahibi yapabiliriz:

– Kitap okumak

– Sohbet etmek

– Arkadaşlık etmek

·        Bir kişiye kitap tavsiye etmenin en iyi yolu okumaktır.

·        Müslüman cesur olmalıdır.

·        Yoldakilerle güven temelli bir ilişkimiz olmalıdır.

·        Derdi olmayanın iddiası, iddiası olmayanın davası yoktur.

·        İnsanlık davasının büyük ve yüklenildiğinde cennete götürecek yükü artık bizim omuzlarımızdadır.

 

İlk Müzakereli Oturum sonlandıktan sonra namaz, yemek ve dinlenme için bir ara verildi ve daha sonra 2. Müzakereli Oturum için toplanıldı.

2. Müzakereli Oturumun konusu, Topluma Dayatılan Rol Modeller ve Açmazlarıydı. Oturumun konuşmacısı Ahmet Karakaş moderatörü ise Bayram Yılmaz’dı.

Ahmet Karakaş konuşmasında şunlara değindi:

·        Kimlik kaybı, kişilik parçalanması, güçsüzlük, inanç ve değerleri kaybetme, ahlakı hor görme, kuralsızlık ve duyarsızlık gibi sonuçlarıyla gençliği tehdit eden en önemli tehlikeleri dile getiren bir kavramdır Yabancılaşma.

·        Benlik gelişmesi iki ana damardan beslenir. Birisi istekler, arzular, ihtiyaçlar (beslenme, cinsellik, sevgi, bağlanma, bağımsızlık, kendini gerçekleştirme…) diğeri de değerler, idealler, amaçlardır (din, ahlak, gelenek…)

·        Yabancılaşmanın sonuçları:

– Benliğin zayıflaması, bencilleşme, hazcılık ve menfaatçilik, değer ve inanç yitimi, anlamsızlık ve ruhsal çöküntü (depresyon).

– Kendi iç dünyası üzerinde kontrol ve denetimin zayıflaması, kendine hâkim olamama, sürüklenme.

– Kimliğin zayıflamasına bağlı olarak aşırı uyumculuk; moda ve reklamlara göre hayatına düzen verme.

– Kendini unutma, kendinden kaçış sistemlerinin devreye girmesi (madde bağımlılığı, eğlence ve sefahat düşkünlüğü, intiharlar).

– Sınırsız tüketim ve gösterişçilik (sahip olma tutkusu, şişinme, markacılık) eğilimi.

– Marazi yalnızlık duygusu ve suç davranışı.

·        Doksanlı yıllarda TV, bütün gücüyle evlere girmeye başlayınca, modeller daha kolay bulunmaya ve onların peşinden gitmeler, onlar gibi olmalar daha bir kolay oldu. Aslında en tehlikeli süreç de buydu. Artık toplum bu değişim ve dönüşüme eskisi gibi direnemiyordu. TV ve internet, kapitalist dünyanın en büyük silahı ve gücüydü artık. Artık her eve rahatlıkla girilebilir, bilinçler istenilen yöne rahatça çevrilebilirdi.

·        Seyrettiği dizinin etkisiyle kafa kesen, rajon kesen, testere ile kız arkadaşını kesen (Gossip Girl) amcasının karısını kaçıran (Kendisine yöneltilen “Yengeni neden kaçırdın?” sorusuna, “Behlül yapınca sorun olmuyor ama!” diyen 16 yaşındaki çocuk), çizgi film kahramanı gibi(Pokemon) kendini beşinci kattan atan, filmlerdeki sıradanlaştırılmış intihar sahneleri nedeniyle intihar eden, magazin programlarındaki caf caflı yaşamı arzulayıp evden kaçanlar, uyuşturucu ve alkolün normal gibi algılandığı TV filmlerinden etkilenip “altın vuruş”la yaşamını bitiren gençler, kocasını aldatan kadınlar (Yaprak Dökümü), rahatlıkla yalan söyleyenler(Beyaz Yalan), popstarlar gibi ellerinde zil, bellerinde gümüş kemerlerle dolaşan, bol erkekler…

·        Başbakanlık Aile ve Sosyal Araştırmalar Genel Müdürlüğü’nün (SAGEM) yaptığı araştırmalar, internetin eğer dikkatli olunmazsa başta çocuklar olmak üzere tüm aileye zarar verdiğini ortaya koydu.

·        Toplumumuzda son zamanlarda giderek güçlenme eğilimi gösteren gençler arasındaki şiddet olgusu, alkol ve uyuşturucu madde kullanımındaki hızlı artış, ana babaya veya öğretmene karşı gelme ve saygısızlık, sahtekârlık, cinsel davranış bozuklukları, intihar ve benzeri daha birçok sorunlar aile ve eğitimcileri ciddi olarak kaygılandırmaktadır. Öte yandan, çocuk ve gençleri kendine bağımlı kılan kontrolsüz ve ilkesiz internet kullanımına bağlı, sosyal açıdan uygun olmayan ve sonuçlarını düşünmeden yapılan olumsuz davranışlar, toplumun temel değerlerini sarsacak noktaya ulaşmış bulunmaktadır.

·        Bu çılgın tüketim yarışı içinde insan da tükenmiyor mu bir açıdan? İnsanın tükenmesi demek onu insan yapan erdemlerin tükenmesi demektir ki bu özellikleri sıyırıp attığınızda insandan geriye bir şey kalmaz.

·        Bu kapitalist tüketim kültürünün insanlara yaptığı en büyük kötülüklerden biri insanlar arasındaki dostluk, vefa, değerbi