21. Yüzyılın Türkiye'si 20. Yüzyılın Türkiye'si Değildir

0
115

Bülbülzade Vakfı Kadınlar Komisyonu üyeleri aylık kitap tahlilinde bu ay Turgay Aldemir’in “Tarihin Nöbet Değişiminde Zamanın Ruhu” kitabını yazarın kendi ağzından dinledi.

Bülbülzade Vakfı Kadınlar Komisyonu tarafından her ay bir kitabın tahlil edildiği aylık kitap tahlili programında bu ay Bülbülzade Vakfı başkanı Turgay Aldemir’in Tire Yayınları’ndan çıkan “Tarihin Nöbet Değişiminde Zamanın Ruhu” kitabı tahlil edildi. Bülbülzade Vakfı Mütercim Asım Konferans Salonunda yapılan kitap tahlili programına kitabın yazarı Turgay Aldemir konuk oldu.

Bülbülzade Vakfı Kadınlar Komisyonu üyelerinin yoğun ilgi gösterdiği program komisyon üyesi Durhanım Armağan tarafından sunuldu.

21. Yüzyılın Türkiye’si 20. Yüzyılın Türkiye’si Değildir

Kitap tahlili programında kitabın yazılış serüvenini anlatan Aldemir, kitabın ülkemizdeki ve dünyadaki Müslümanların sorunlarına çözüm getirmeye dönük ahlaki bir sorumluluktan doğduğunu dile getirerek; “Elimizdeki fırsatlar ve imkânlar bizlere ahlaki sorumluluklar yüklemektedir. Olağanüstü tarihi bir süreçten geçiyoruz. Dünyada olup bitenleri kendi zihin dünyamızda anlamlı bir zemine hala oturtabilmiş değiliz. Öncelikle sorunumuzun ne olduğunu ve nasıl bir zeminde bulunduğumuzu, nereden tartışmaya başlamamız gerektiğini belirlememiz gerekiyor.” dedi.

İslam dünyasında iki yüzyılı aşkındır bir fetret dönemi yaşandığını belirten Aldemir, “Bu ümmeti ayağa kaldırmak için artık işin bize düştüğünü her Müslüman’ın bilmesi lazım. Bu fetreti sona erdirmek için kadınıyla, erkeğiyle, genciyle, yaşlısıyla, yürek yüreğe bir mücadele yürütmek gerekiyor. Bizler yüz yılı aşkındır yaşanan acının sona ermesi, akan gözyaşının dinmesi, binlerce annenin feryadının son bulması; yetim, yoksul, ezilmiş insanımızın umudu olmak için ortaya çıktık. Mağdura kimliğini, mazluma dinini sormuyoruz. Adaletin yeniden tesisi ve özgür bir dünya için tarihi sorumluluğumuzun farkındayız. Çünkü insanlığın yeniden imanın emniyet ve güvenine ihtiyacı var.” dedi.

“Tek kişi dahi zulme uğruyorsa, hiç kimse özgür değildir!”

Özgürlüğün esaret, adaletin de zulümle sık sık yer değiştirdiği bir dünyada yaşadığımızı ve bu duruma Müslümanlar olarak kalıcı çözümler üretmemiz gerektiğine değinen Turgay Aldemir sözlerine şöyle devam etti; “Küresel ölçekte faal olan, mahiyeti değişmeyen esaret ve zulmün yenilenen yüzüne karşı duyarlılığımı her dem korumalıyız. Zira yaşanan hak ihlallerine, hukuksuzluklara, kısıtlamalara ferdi, fevri günü birlik çözümler, durumu kurtarmaya dönük verilmiş cevaplar, saman alevi gibi sönüp gitmektedir. Bizler dinlerin, ırkların, kültürlerin meşru olan değerlerini kendi kültürleri içinde rahat yaşayacağı bir dünya oluşturma çabasındayız. Bu ideallerimizi güçlendirerek sürdürmemiz gerekiyor. Toplumun bir kesimi veya kendimiz için değil; tüm kesimler için adalet ve özgürlük istiyoruz ve istemeliyiz. Başkasının hakkını, hukukunu ve özgürlüğünü savunduğumuz ölçüde biz de özgür olabilir ve özgürlükten yana olduğumuzu söyleyebiliriz. “Tek kişi dahi zulme uğruyorsa, hiç kimse özgür değildir!” düsturunu canlı tutmalıyız.” dedi.

Konuşmasının son bölümünde İslami akla her zamankinden daha çok ihtiyaç duyulduğunu belirten Aldemir, “İslami akıl, tarihe takılıp kalan ve eski çözümleri tekrarlayan bir atıl akıl değildir. Her sorunu İslam’ın temel referanslarına yaslanarak çözüm üretmeye çalışan akıldır.” diyerek sözlerini tamamladı.

Program katılımcıların değerlendirmeleri ve soru cevap kısmının ardından sona erdi.