21. Yüzyılda Abdullah Olmak

0
126

Tahtani Camii Derneği’nin yedi konferans olarak düzenlediği 21. Yüzyılda Abdullah Olmak adlı konferanslar serisinin bu ayki konuğu Ramazan Kayan idi.

Tahtani Camii Derneği’nin yedi konferans olarak düzenlediği 21. Yüzyılda Abdullah Olmak adlı konferanslar serisinin ikincisi olan Abdullah Bin Amr konferansının konuğu yazar Ramazan Kayan oldu. 03 Kasım Pazar günü Şehitkâmil Kültür ve Kongre Merkezinde yapılan konferansta Peygamberimizin güzide sahabelerinden Abdullah Bin Amr’ın hayatı ve mücadelesi salonu dolduran sahabe sevdalıları tarafından can kulağı ile dinlendi.

Kur’an-ı Kerim tilaveti ve dernek adına Hasan Karadağ’ın selamlama konuşması ile başlayan programda daha sonra kürsüye gelen Ramazan Kayan salondakilerin Hicri Yılbaşını kutlayarak sözlerine başladı.

Günümüzdeki Kerbalaları Unutmayın

Bu gece hicri yılbaşı, 1434 hicri yılından 1435 hicri yılına intikal edeceğimiz gece, idrak edeceğimiz gece, inşallah ihya edeceğimiz bir gece. Belki bunun üzerinden güzel bir muhasebeye de fırsat buluruz. Hicretin üzerinden bu kadar zaman geçti. Yeni bir hicri yıla intikal edeceğimiz bir gecede sahabeyi konuşmak, sahabeyi anlamak, sahabeyi yaşamak güzel bir tevafuk. İnşallah bunu gereği gibi idrak edenlerden oluruz. Muharrem ayına giriş yapıyoruz. Muharreme geçerken de gözlerimizin önünde Kerbela canlanıyor ve aynı zamanda günümüz Kerbelalarının muhasebesini yapmak, günümüz Kerbelalarına yönelik sorumluluklarımızı da hatırlamak durumundayız. Şehitlerin efendisi Hz. Hüseyin’i anmamız ve anlamamız gereken günler bizleri bekliyor.

Abdullah olmak hakikati üzerinden sahabeyi idrak etmek, çağı tanımlamak, kulluğumuzu tashih ve tanzim etmek için bu programı düzenleyen tüm kardeşlerimizin gayretlerini, azimlerini, iradelerini kutluyorum.

Sahabenin vefasını, sahabenin sadakatini, sahabenin samimiyetini bu üne taşımamız lazım ve bunu yakalamamız lazım. Onlar Resulullahı gören sahabelerdi. Biz ise Resulullahı görmeyen sahabelerden olabilecek miyiz sorusunu bu gece sormak istiyorum. 21. Asrın sahabesi olmak bizim elimizde, bu fırsat önümüzde. Bunu nasıl yapacağız? Bu gece bunun üzerinde duracağız.

Allah Resulü (s.a.v) bir gün sahabesini şöyle der; “Ben kardeşlerimi özledim.” Yanındakiler sorarlar Ey Allah’ın Resulü biz senin kardeşlerin değil miyiz? Hayır, siz benim ashabımsınız. Benim kardeşlerim ileride gelecekler. Beni görmeden bana iman edecekler. Benim kardeşlerim beni görmeden bana iman edenlerdir. Siz, Resulullah’ın kardeşleri olan sizler, Rasulullahı görmeden iman eden sizler. Siz sürekli salâvatlarınızla Resulullahı hatırlayan sizler. Diyorum ki bir salâvat açılımı da yapmamız lazım. Salâvatın anlamına nüfuz ederek anlamamız lazım. Salâvat sorumluluk demektir, Salâvat Resulullaha karşı sadakat demektir, salâvat Resulullaha karşı samimiyet demektir. Biz bazen şu cümleyi telaffuz ederiz. Şefaat ya Resulallah deriz. Peki, sahabe ne diyordu? Fedake ya Resulullah diyordu. Ey Allah’ın Resulü hayatım, annem ve babam sana feda olsun diyordu. Şefaati hak etmek için önce fedake ya Resulullah dememiz gerekiyor. Nefsim, hayatım sana feda olsun dememiz gerekiyor. İşte Allah Resulünün özlediği insanlar böyledir.

Abdullah Bin Amr Denince Akla Güzel Ahlak ve Salih Amel Gelir

Asrı Saadette Abdullah bin Amr denince akla güzel ahlak ve Salih amel gelir. İbadet zirve bir isim, ahlakta muhteşem bir yerde durur. Bizim de bu zamanda en çok ameli ve ahlaki noktada bir yozlaşmayla, bir çürümeyle karşı karşıya olduğumuzu söyleyebiliriz. İşte Abdullah bin Amr üzerinden ibadi hayatımızı, ahlaki hayatımızı gözden geçirmemiz isabetli bir yaklaşım olacaktır. Abdullah bin Amr, Amr bin As’ın oğludur. Abdullah bin Amr sürekli Resulullah’ın dizin dibinde, onun sözlerini ezberlemeye çalışmasıdır. Onun için Abdullah bin Amr’ın 722 civarında hadis rivayeti vardır. Çok hadis rivayet eden sahabeler arasında adı geçen sahabelerdendir. Öyle bir özelliği var ki gecesi gündüzü ibadetle doludur.

Babası Abdullah bin Amr’ı evlendiriyor. Evlendirdikten bir süre sonra evini ziyaret ediyor gelinine soruyor. Kızım kocandan memnun musun? Hanımı diyor ki mükemmel bir insan ama pek gördüğümüz yok diyor. Yanıma pek uğramaz diyor. Nasıl olur diye soruyor Amr bin As? Geceleri sürekli namazda, kuran tilavetinde, gündüzleri de sürekli oruç tutuyor. Yeni evli olduğu hanımını ihmal ediyor.

Amr bin As durumu Resulullah (s.a.v) bildirir. Allah resulü Abdullah bin Amr’ı çağırır. Kur’an-ı nasıl okuyorsun? Ey Allah’ın Resulü her gün Kur’an-ı bitirmeye çalışıyorum. Oruç ne kadar tutuyorsun? Her gün oruç tutamaya çalışıyorum. Gece ibadeti? Sabahlara kadar Kur’an ve namazla meşgulüm der. Allah Resulü onu karşısına alır ve ayda bir Kur’an-ı hatmedeceksin der. Ey Allah’ın resulü benim daha fazlasına gücüm yeter der. Öyle ise on günde bir der, daha fazlasına gücüm yeter der, öyleyse üç günde bir der ve daha fazla düşmez. Gecede nasıl yaparsın. Sabaha kadar. Hayır, hem uyuyacaksın hem de gece ibadetlerini yapacaksın der. Orucu nasıl yapıyorsun? Her gün oruçluyum der. Olmaz ayda üç gün oruç tutacaksın. Ey Allah’ın resulü daha fazlasını tutabilirim der. Haftada iki gün tut diyor. Daha fazlasını tutabilirim der. O zaman Allah Resulü son sınırı söyler. Hz. Davut (a.s) orucunu tutacaksın işi daha ileri götürmeyeceksin. Bir gün oruç tutup bir gün iftar edeceksin der. Ve sonra şunu söyler Ya Abdullah aranızda Allah’tan en çok korkanınız benim. Ama ben bazen oruç tutar bazen tutmam. Geceleri hem uyurum hem de kalkıp ibadet ederim. Kim benim sünnetimden yüz çevirirse bizden değildir. Dengeyi, ölçüyü ortaya koyuyor. Münzevi bir hayatı, ruhbanca bir hayatı, mistik bir hayatı, zahitliği farklı bir zemine çekmeye hakkımız yok. Sünnetin ortaya koyduğu denge ne ise ölçü ne ise bunda karar kılacağız.

Hayatımızda ölçüyü kaçırdığımız yerleri, ifrat ve tefritleri gözden geçirmemiz gerekmiyor mu? Hayatımızdaki kaymaları, sapmaları, ipin ucunu kaçırdığımız işlerimizi bu ölçü üzerinden yeniden gözden geçirmemiz gerekmiyor mu? Ve Abdullah bin Amr ömrünün sonuna kadar bu hassasiyetle yoluna devam etti ve bu hassasiyetinden asla ödün vermedi.

Ramazan Kayan programın sonunda okurlarıyla buluşarak kitaplarını imzaladı.