Ana Sayfa Kategoriler Faaliyetler/Etkinlik 21. Yüzyıl Siyasal Sistem İhtiyacı

21. Yüzyıl Siyasal Sistem İhtiyacı

0
21. Yüzyıl Siyasal Sistem İhtiyacı

Siyasal toplum dediğimiz şeyin adının basitçe devlet olduğunu belirten Mehmet Uçum, 21. Yüzyılın ihtiyaçlarının ne olduğunu tam olarak görmek gerektiğini söyledi.

İfade özgürlüğü tüm haklarıyla tanımlanmalı

Anadolu Platformu tarafından 8. Anadolu Buluşmaları kapsamında Sakarya Kuzuluk’ta düzenlenen “Değişen Dünya ve İslam” konulu sempozyumda; 21. yüzyılda siyasal sistem ihtiyaçları ve dini değerler açısından bakış konuları işlendi. Sivil Dayanışma Platformu Başkanı Ayhan Ogan’ın moderatörlüğünde gerçekleşen oturumda 21. yüzyılda öne çıkan ifade özgürlüğüne dikkat çekilirken, 21. yüzyıla yönelik söylenebilecek en önemli şeyin  “Din işte bu şekilde yaşanır” dedirtebilme olgusu olduğu vurgulandı.

“21. Yüzyıl Siyasal Sistem İhtiyacı ve Türkiye’nin Yeri” konusunu ele Anayasa Platformu Sözcüsü, Avukat-Yazar Mehmet Uçum, son iki yüzyıla bakıldığında dünya üzerinde iki siyasal toplum görüldüğünü belirterek, İkinci Dünya Savaşı öncesi ve sonrası gelişen siyasal toplumlar üzerinde değerlendirmelerde bulundu. 21. Yüzyılda öne çıkan ifade özgürlüğüne dikkat çeken Uçum, dolayısıyla günümüzde ifade etme özgürlüğünü tüm haklarıyla tanımlayan bir özgürlüğe ihtiyaç olduğunu vurgulayarak, ifade özgürlüğünü karşılamayan hiçbir devletin meşru olmadığını belirtti.

Siyasal meşrutiyetin kaynağı toplumsal iradedir

Siyasal toplum dediğimiz şeyin adının basitçe devlet olduğunu belirten Mehmet Uçum, 21. Yüzyılın ihtiyaçlarının ne olduğunu tam olarak görmek gerektiğini söyledi. Son iki yüzyılı düşündüğümüzde siyasal toplumun en geniş örgütlenmeye başladığı tarihin 1800 yılların başı olduğunu kaydeden Uçum, “Bu dönemlerde iki siyasal toplum görmekteyiz. Bunlardan birisi Disiplin Toplumu, diğeri Denetim Toplumu. Disiplin Toplumu; denetimler üzerine kurulan bir toplum.  Disiplin Toplumu otoriter ve totaliter yapıları içinde barındırarak siyasal rejimleri üretmiştir. İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra Disiplin Toplumu, Sovyet Rusya’nın güçlenmesiyle Denetim Toplumunu doğurmuştur. Denetim Toplumunda hak ve özgürlükler daha fazla alındı gibi görünür” dedi.

Toplumsal iradeye dayanmayan hiçbir şeyin meşru olmadığının da altını çizen Uçum, siyasal meşrutiyetin kaynağının toplumsal irade olduğunu vurguladı. Demokrasinin temel taşının sandık olduğunu, ancak sandığın tek başına demokrasiye yetmediğini belirten Mehmet Uçum “Sandığı çektiğinizde demokrasi çöker. Çökeceği yer de insanların üzeridir.  Sandığın belirlediği bir demokrasi de tam demokrasi değildir. Sandık süreci başlatmak için önemli olsa da, toplumsal iradenin tamamının yansıması olamaz” şeklinde konuştu.

İfade özgürlüğünü karşılamayan hiçbir devlet meşru değildir

Kişinin kendini bireysel ve kolektif olarak ifade etmeye çalıştığını belirterek, 21. Yüzyılda ifade özgürlüğünün yenilenmesi gerektiğini ileri süren Uçum, sözlerine şöyle devam etti; “Sadece ifade özgürlüğü kavramı,  bireyin ifade etme özgürlüğünü karşılamıyor. Bireyin düşüncelerini ifade etme, değerlerini ifade etme, yaşam tarzını ifade etme güvencesine ihtiyacı vardır. İnsan; inandığı değerlerle, yaşam tarzıyla kendini ifade etmek ister. Sen dilini konuşamazsın, sen başörtüsü takamazsın, sen şöyle davranamazsın denerek, ifade özgürlüğünün önü kesiliyor. Bu devlet yapısı 21. Yüzyılda ifade özgürlüğünün önündeki engeldir. O nedenle günümüzde ifade etme özgürlüğünü tüm haklarıyla tanımlayan bir özgürlüğe ihtiyaç vardır ve ifade özgürlüğünü karşılamayan hiçbir devlet meşru değildir.”

21. Yüzyılda dini değerlere bakış

21. Yüzyılın ihtiyaçlarına dini değerler açısından bir bakış ortaya koyan İlahiyatçı-Yazar Veli Karataş ise, “Dinlerin çözümü mü, felsefenin çözümlemesi mi? Neciyiz, nereden geliyoruz, nereye gidiyoruz? Yaşadığımız dünya nasıl bir dünya? Bu dünyayı anlama ve anlamlandırmada nelerden istifade edebiliriz? İnsanlığın ortak tecrübeleri olarak felsefe, bilim, sanat şimdiye kadar bize ne önerdi? Hepsinin kaynağı konumunda olan din ne söyledi?  Dünya nereden nereye geldi, neye ihtiyacı var?” konularını değerlendirdi.

Temsil sınavını başarmak gerekir

“Müslümanların temiz kalması, dini yaşama ve temsil sınavını başarmaları gerekir” diyen Veli Karataş, “Diyalektik propaganda döneminin kapandığı bir dönemde, din adına en güçlü savunma, en inandırıcı argüman ahlâkî erdemlere uygun yaşamdır. Bu şarttan yoksun Müslümanın inançları anlam kazanmaz. Bunlar gereksiz metafizik bir varsayımdan ibarettir. ‘Benim inançlarım işte budur, benim teorik görüşlerim şunlardır’ diye insanlara söz etmeye hakkı da yoktur. Çünkü inançların mantıksal veya akılsal kanıtlanması mümkün değildir. İnanç sistemlerinin en kesin kanıtları, bu sistemleri benimseyen fertlerin etik eylemlerinde ortaya çıkar” dedi.

Din bu şekilde yaşanır

21. yüzyıla dair söylenebilecek en önemli şeyin, “Din işte bu şekilde yaşanır ve saadet-i daireni sağlar. Ben de bunlar gibi olmalıyım” dedirtebilmek olduğunu söyleyen Karataş, “İnsanı kazanabilmeyi, malı bereketlendirebilmeyi, sözü azaltabilmeyi, hızı yavaşlatabilmeyi, sesi alçaltabilmeyi, çevreyi zenginleştirebilmeyi, hayra çağırabilmeyi, iyiliği yayabilmeyi, kötülüğü engelleyebilmeyi, örnek olabilmeyi, temiz kalabilmeyi, temiz ölebilmeyi, barışı, selamı, imanı-emniyeti, sükun ve sükuneti, huzur duyabilmeyi, huzurda durabilmeyi, huzurlu olabilmeyi, varlığa, bilgiye, bilime, sanata, siyasete, ahlaka, hukuka, eğitime alternatif paradigmalarla bakabilmeyi bilmeliyiz” şeklinde konuştu.