2012 Yılı 1. Teşkilat İçi Eğitimi

0
203

Anadolu Öğrenci Birliği 6 Nisan 2012 Cuma ve Cumartesi günleri, 19.30-01.30 saatleri arasında 2012 yılı 1. Teşkilat İçi Eğitim Programı’nı gerçekleştirdi.

“Ne Yapmalı? Nasıl yapmalı?” başlıklı programın konuşmacıları sırasıyla: Emrah Atila, Hüseyin Özhazar, Ahmet Özcan ve Ramazan Kayan idi.

BİRLİKTE ÇALIŞMANIN ŞARTLARI VE EKİP RUHU-Emrah Atila

Programın ilk konuşmasını yapan Emrah Atila; Üniversitelerin çalışma sistemleri ve çalışma mantıkları üzerinde detaylı bir açıklama yaptı. İstişare mantığını özel bir başlık halinde değerlendirirken bunun yanında görev bilinci ve güven, bir birimizle olan ilişkilerimiz, dil ve üslup başlıkları altında örnekler kullanırken bu konulardaki tutumlarımızın ve davranışlarımızın nasıl olması gerektiğini önemle vurguladı.

Ayrı bir konu halinde incelediği ekip çalışmaları konusu hakkında kısaca şunlara yer verdi: “Ekip karizmasını dışarıda kötü etkileyecek davranışlarda bulunmamalıyız. Birbirimize olan güven mekanizmamız, ekibimizi güçlendirecektir. Herhangi bir şey dışarıdan daha iyi ve daha kolay görünebilir. Fikretme, akletme ve uygulama yöntemleriyle hem uygulayan hem de geliştiren bir mekanizma oluşturmamız gereklidir. Bu çabalarımızda dertlerimiz varsa pratiğimizde ortaya çıkacaktır. Fakat dert yoksa pratik de ortaya çıkmaz” diyerek sunumunu tamamladı.

ÖZGÜVEN VE SORUMLULUK BİLİNCİ-Hüseyin Özhazar

Programın ikinci konuşmasını yapan Hüseyin Özhazar giriş cümlelerinde şunları söyledi: “Önemli bir dönemden geçiyoruz. Bunu söylerken tarihi süreci göz önünde bulundurarak söylüyorum. Yaklaşık 150 yıllık bir fetreti sona erdirme dönemindeyiz. Balkanlardan ve doğal coğrafyamızdan çekilişimizin 100. yılına giriyoruz. Bu dönemde içinde bulunduğumuz koşulların önemli olduğunun farkında değiliz. Çok önemli bir dönemdeyiz ve yükümlülüğümüz fazladır.”

Bu giriş cümlelerinin ardından öğrencilik dönemlerinde büyük bir öz güven ve mücadele ile yaptıkları çalışmaları anlatan Hüseyin Özhazar o dönemlerde yaşadıkları sıkıntıları ve zor şartları dile getirdi. Geçmişte yaşanmış tecrübeleri de bugünün ışığında değerlendirerek, geçmişte yapılan güzel şeylerin hayata taşınması ve yapılan yanlışların ise düzeltilmesi gerektiğini vurguladı. Bu cümlelerin ardından: “Cümleleri ben kurdum, alakayı siz kurun” diyerek konuşmasını tamamladı.

İNSANLIK DAVASININ NÖBETİNİ TUTMAK-Ahmet Özcan

Programın üçüncü konuşmasını yapan Ahmet Özcan genel olarak şunları söyledi: “Hepimizin; tüm insanların ve her canlının Allah’ı tektir. Hepimizin bir Rabbi vardır. Onun dizayn ettiği şekilde yaşıyoruz. İnsanları değiştiremeyiz. İçlerinde bir şey varsa onu açığa çıkarırız. Bu tüm davaların özüdür. Bizim çabalarımız mutlaka sonuç verecek değildir. Çabaların devam etmesi önemlidir. Bizler halifeliğin (insanlığın) nöbetçileriyiz. Allah’ın halifeliğinin nöbetçisiyiz.

Allah’ın dini tektir. Peygamberlerin hepsi bu nöbettedirler ve hepsi farklı yerlere gitmişlerdir. Hepsinin mesajı tektir: La İlahe İllallah. Herkes ve her şey Allah’ın kuludur. Tüm insanlar eşittir. İnsanların çoğu unutmuştur. Allah bir takım insanlara nöbet tutun demiştir.

Her dönemde, her toplumda ‘insan’ olan bir grup olacaktır. İnsan önce kendini bilmeli, sonra Rabbini bilmelidir. Edep ve ahlak duygusunu bilmek insanlaşmaktır. Allah’a gerçekten iman edersek, âdem olmayı (her şeye yukarıdan bakmayı) öğreniriz. Bu dünya sadece davamız, nöbetimiz için önemlidir. İşten artan zamanımızı, fikrimizi ve ruhumuzu davamız için kullanacağız ve bu ateş (nöbet) hiç sönmeyecek. Bu ateşin yanında herkese bir iş vardır. İnsan kendindeki kötülüğü sadece aşk ile yener. Akılda, aşkta Allah’ındır. Kötülükler de bizim için bir vesiledir. Bizim kötü gördüğümüz şey başkası için iyilik olabilir.

Kim olursa olsun zalime karşıyız, mazlumun yanındayız. Bu mazlumların yanındayızdır ama milliyetçisi değilizdir. Soru soran, kızan ve hesap soran adam iman etmiştir. Kelime-i Şehadet getirmekle Müslüman olunmaz. Bu sadece bir giriştir. Müslüman devlet veya İslami devlet diye bir şey yoktur. Devletin dini Adalet’tir. Yolumuzu şaşırdığımız zaman Kur’an a bakalım. Bizim yolumuzu şaşırdığımız zaman bakacağımız kutup yıldızlarımız olmalıdır. Mehmet Akif Ersoy bizim kutup yıldızımızdır. Ali Şeriati bizim kutup yıldızımızdır. Lider olarak Enver Paşa dır. Dava adamı olarak Kuşçu Başı Eşref tir. Milletimizin adı MİLLET tir. Dillerimiz bizimdir, hepsi önemli ve kutsaldır. Nöbeti tutacak ASKER arıyoruz…

İNSANLARA ULAŞMADA KULLANILACAK YÖNTEMLER-Ramazan Kayan

Programın son konuşmasını Ramazan Kayan yaptı. Davet sorunlarını kendi formülüze ettiği 6-U kapsamında değerlendirdi ve bu maddelerin üzerinde durarak teker teker açıkladı. Umursamazlık, Umutsuzluk, Ufuksuzluk, Uyumsuzluk, Usulsüzlük ve Üslupsuzluk. Bu maddeleri şu şekilde anlattı: “Davet, kaygısı olanların işidir ve sıkıntı yaşayanların işidir.

Umutlarını kaybeden, kendisine olan öz güvenini kaybeden, kendisini misyon olarak intihar etmiş ve kimse ile iş yapma hali kalmamış insanlar bu işleri yürütemezler. İnsanın en büyük sermayesi, umududur. Ufuk, mücadeleyi yürütmek için gereklidir. Rüya görmek önemlidir. Rüya görmeyen kimse kabus görür. Davet işi ekip işidir. Toplumsal dönüşüm için kadro gereklidir. Bir iş yapılacaksa yol ve yöntemin belli olması gerekir. Usül, esasa mukaddemdir. Usül daha önemlidir. Vusulsüzlüğümüz usulsüzlüğümüzdendir. Çok haklı olduğu halde üslup olmayınca boşa çabalanmış olur. İnsanı inşa edici bir dilimiz olmalıdır. Konuşan değil, konuşulan olacağız”…

Etkili olmada çözüme yönelik 5 cümle ile söz etkisini şu şekilde vurguladı:

1-) Sözü bilgi gücü ile desteklemek gerekir.

2-) Sözün bilek ile desteklenmesi gerekir. Gücü göster ama kullanma.

3-) Sözü yürek gücü ile desteklemek gerekir. Söz yürekten gelmelidir.

4-) Sözü amel gücü ile desteklemek gerekir. Sadece konuşmayacağız, amel yapacağız.

5-) Sözü dua’nın gücü ile tamamlamak lazımdır. Son söz dua’dır. Allah’a kalmıştır.

Son olarak şu cümlelerle konuşmasını sona erdirdi: “Bu dava kimsenin tekelinde değildir. Kimsenin mülkü değildir. Allah davasını başkaları aracılığıyla da yürütür.”