11. Öğretmen Sempozyumu Sona Erdi

0
331

Anadolu Platformu tarafından bu sene 11.’si düzenlenen Öğretmen Sempozyumu yapılan oturumların ardından okunan sonuç bildirisiyle sona erdi.

Sempozyuma ait videoları izlemek için tıklayınız.

“Eğitim Felsefemiz” üst başlığı ile 5-6 Mayıs tarihlerinde Gaziantep’te düzenlenen sempozyumda birçok eğitimci, yazar ve akademisyenin tebliğ sundu. Sempozyum 6 Mayıs Pazar günü okunan sonuç bildirgesinin ardından sona erdi.

İşte sonuç bildirisi;

11. ÖĞRETMEN SEMPOZYUMU “EĞİTİM FELSEFEMİZ” SONUÇ BİLDİRİSİ
5-6 MAYIS 2018 GAZİANTEP

Eğitim alanında önemli bir tecrübe ve birikime sahibiz. Lakin Selçuklu Danişmend ve Osmanlı’nın ilk dönemi kadim geleneğimizde var olan, bireyi önemseyen çoğulcu eğitim felsefesi, Osmanlı Devletinin son döneminde yerini kısır tartışmalara bırakmış; Cumhuriyet döneminde ise yönünü ve ruhunu maalesef Batıya teslim etmiştir.

Bilinmelidir ki Dil, din ve kültür ithal edilemez. İnsanımızın zihin inşası başkalarına emanet edilemez. Batılı eğitim felsefesinin kötü taklitçiliğinden kurtulup, tek tip insan yetiştiren bu paradigma terk edilip yeni ve yerli bir eğitim felsefesi oluşturmanın vakti gelmiştir. Eğitim felsefesinde lokal değişimler yerine tarihsel köklerinden de beslenen milli bir dönüşüme gidilmelidir. Yeni bir eğitim paradigması ve önerisi ile sadece Müslümanların değil tüm insanlığın umudu olmalıyız.

Batı merkezli tarih ve coğrafya okumaları kabul edilemez; çünkü Avrupa orta çağını yaşarken biz eğitim kurumlarımız üzerinden eleştirel düşünme ve hoşgörü zeminini oluşturmuştuk. Bizim karanlık bir orta çağımız yoktur. Bize öğretilmiş olan zihinsel kodlar yerine eleştirel bir yaklaşımla insana, olaylara ve tarihe bakabilmeliyiz.

Allah’ın kul ile olan ilişkisi kulu özgürleştirmeye yönelik bir ilişkidir. Özgür ve eleştirel düşünce önündeki engeller behemehâl kaldırılmalıdır. Ancak özgürlük sınırsızlık değildir. “İslam, insanı inkâr etmez” düşüncesini şiar ederek, insanın fıtri olan kök değerlerinin yok sayılmadığı ancak kontrol altına alındığı bir eğitim felsefesini gündemleştirmeliyiz.

Kavramlar olmadan felsefe olmaz. Kavramlar bizim için mercektir. Hayata, dünyaya bu kavramlardan bakmaktayız. Kendi kavramlarımızla konuşmadığımız sürece yapılan felsefe bizi tam olarak ifade edememektedir. Bize güç katan bilgi; dinlediğimiz, okuduklarımız neticesinde elde ettiğimiz bilgi değil; asıl bilgi kendimizin üretip inşa sürecine kattıklarımızdır.

Güçlü devlet olmanın göstergesi eğitimdir. Bilim ve sanat takdir edildiği yerde yaşar. Tarihimizde devlet büyükleri himayeleri ile ilmin, irfanın gelişmesinde aktif rol oynamışlardır. Sivil toplumlar, devlet ile millet arasında ilişkileri düzenleyip dengeleyecek kurumlardır. Sivil toplum ortaya koyduğu düşünce ve eylemlerle bu konuda da devlete yol gösterebilmelidir.

Her bir bireyin eşsiz olduğu kabul edilerek ve ihtiyaçları dikkate alınarak eğitim felsefemiz inşa edilmelidir. Kendi ben idrakimizin inşası korkularımızın da üstesinden gelmemizi sağlar. Bununla beraber biz bilinci ben bilincinden daha kayda değer görülmelidir. İnsanı insandan ayıran üst değerleri eğitimin temel değerleri haline getirmeliyiz.

Zamanımızın en büyük eğitim sorunlarından biri çocuklarımızın irade eğitimidir. Bu hususta eğitimin bütün yükü ve sorumluluğu öğretmene yüklenmemeli, terbiyenin ailede talimin ise okulda olduğu unutulmamalıdır.

Eğitimin en önemli sacayaklarından biri öğretmendir. Öğretmen bir modeldir. Model öğretmen bilgiyi aktaran değil inşa edendir. Formal bir zihniyetle çalışan, mesai odaklı öğretmen profilinden sosyal sorumluluk alan öğretmen profiline geçebilmeliyiz. Sivil toplum içindeki tüm öğretmenler okyanus içindeki bir kurtuluş adasıdır. Öğretmenlerimiz sorumluluk alanında bulunan muhataplarına ibadet bilinci ile yaklaşmalıdır. Öğretmenlerin fedakârca yaptığı küçük dokunuşlar büyük dönüşümler sağlar.

Öğretmenler, öğretmen duyarlılığı bağlamında bulundukları yeri sorgulamalıdır. Sadece güzel olanla ilgilenmek yerine ilgilendiklerini güzelleştirmelidirler. Bulundukları yeri neye dönüştürdüklerini sorgulayarak duyarlılıklarını geliştirmek zorundadırlar. Birer eğitimci olarak bulundukları yerlerde güvenliğin teminatı olmalıdırlar.

Çocuklarımızın sorun çözme becerilerini geliştiremezsek onlara problem çözme yollarını sunmazsak problemin çözümünü güvenli olmayan yerlerde ararlar. Her türlü bağımlılık insan iradesini ortadan kaldıran bir durumdur. Bir bağımlılık bir başka bağımlılığın tetikleyicisidir.  Kültür, sanat, spor faaliyetleri ve aile içindeki güçlü ilişkiler çocukların iradelerinin güçlenmesini sağlayarak; onların bağımlılar olmasını engeller.

Bizler inanıyoruz ki, çok önemli bir kırılma dönemini yaşadığımız bu süreçte, kendi değerleriyle ve insanlık birikimine dayanarak ürettiğimiz eğitim felsefesi, yarınımızın şekillenmesinde çok önemli bir etkiye sahip olacaktır. Böyle bir dönemde sivil-resmi ayrımı yapmadan herkesi sorumluluk almaya davet ediyoruz.

ANADOLU PLATFORMU

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.